"Gerçekten" haber verir 30 Aralık 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi

adresine bekliyoruz.

 

M. Latif SALİHOĞLU

Müeyyide zamanı



Yüzlerce ton bomba yağdırmak sûretiyle yüzlerce Filistinli mâsumu katleden İsrail'in bu hak–hukuk tanımaz saldırganlığı, esasında sözün bittiği noktayı işaretliyor.

Başbakan Erdoğan ile Cumhurbaşkanı Gül'ün sözlü kınamaları, elbette ki gerekliydi. Ancak, bu tarz sözlü kınamalara İsrail'in zerrece aldırış ettiği yok.

Dolayısıyla, lâftan anlamayan bu gaddar hükümetle anladığı dilden konuşmanın zamanı geldi, hatta geçti bile...

Bakın, Savunma Bakanı Ehud Barak'ın son açıklaması, yeni saldırıların habercisi. Bu da gösteriyor ki, sözlü kınamalar vız gelip tırıs geçiyor.

Bu durumda, İsrail'e karşı müeyyideler mi uygulanır, yapılmış ikili anlaşmalar askıya mı alınır, yoksa iptal mı edilir, bilemiyoruz; ancak, bildiğimiz bir şey varsa, o da bu devletin saldırganlığının ve orantısız güç kullanmasının önüne mutlaka fiilen geçilmesi gerektiğidir.

Orantısız güç kullanımı, Türkiye'de ve dünyanın pekçok ülkesinde yadırganır, kınanır ve bir şekilde engellenmeye çalışılırken, bu beynelmilel hukukî ölçülerin İsrail'in saldırganlığı karşısında geçersiz hale gelmesi, cidden hayret verici bir durum.

Tarih şahittir ki, Filistin'deki huzur ve istikrar, Müslümanların ve bilhassa Eyyubîlerle Osmanlı'nın ciddî alâkadarlığı ve fiilî müdahalesiyle sağlanabilmiştir.

Filistin ve Kudüs, şimdi de böylesine ciddî bir alâkaya muhtaç. Alâkadarlık, ille de silâhla olması şart değil; ticarî, iktisadî ve diplomasi ile de olur bu iş.

Artık ne yapılacaksa, şimdi tam zamanı.

Aksi halde, orayı tutuşturan ateşin çemberi daha da genişler ve bütün bölgeyi etkisi altına almaya başlar. Aynen geçmişte mükerreren olduğu gibi...

Tarihin yorumu 30 Aralık 1517

Osmanlı orduları Kudüs'te

Kahire'yi fetheden ve koca Mısır coğrafyasını Osmanlı idaresine bağlayan Sultan Selim, 30 Aralık 1517'de Kudüs'e vardı.

Kahire gibi burayı da fetheden Yavuz Selim, Filistin topraklarını da Osmanlı idaresine bağladıktan sonra, ordusuyla birlikte Mekke ve Medine'yi kalbinde barındıran Hicaz Bölgesine doğru menzil aldı. * * *

Müslümanlar ve sâir dinlerin mensupları için de mübarek ve mukaddes bir belde olan Kudüs, tarih boyunca defalarca el değiştirme hareketlerine sahne oldu.

Müslümanlar için ilk fetih teşebbüsü Hz. Ebubekir zamanında başladı, ancak Hz. Ömer zamanında tamamlanmış oldu. Milâdî 637.

Bu adâletli fetihten sonra, tâ 1099'a kadar İslâmların idaresinde kalan Kudüs, bu tarihten sonra Haçlı akınlarına uğradı. 88 yıl müddetle Haçlı idaresinde kaldıktan sonra, 1187'de Selahaddin–i Eyyubî kumandası altında, Kudüs yeniden Müslümanların hakimiyeti altına girdi.

Mısır hükümdarı ile anlaşmaya varan Bizans idaresi, 1243'te burayı tekrar ele geçirdi ise de, işgal kısa sürdü ve Eyyubî kumandanı Necmeddin'in gayretiyle Kudüs tekrar geri alındı.

Bir süre sonra, bu kez Moğol (İlhanlı) tehlikesi belirdi. Bağdat'taki Abbasî halifesini katleden İlhanlılar (Cengiz'in torunu Hülâgu), ardından Ortadoğu coğrafyasının hemen tamamını kararsız, istikrarsız ve güvensiz bir hale soktu.

Bu kaotik durum, tâ 1500'lü yılların başlarına kadar devam etti. 1512'de Osmanlı tahtına oturan Sultan Selim, Çaldıran Zaferinin ardından, Mercidabık ve Ridaniye'de de zafer kazandı ve hiç zaman kaybetmeden Kahire'ye girdi. Uzun ve çetin bir mücadeleden sonra koca Mısır ülkesini ve hemen ardından Filistin ile Hicaz Bölgesini de teslim alarak, bütün bu İslâm diyârını Osmanlı bayrağı altında İslâm Birliğini teşkil eyledi. * * *

Aralık 1517'de kat'î şekilde fethedilen Kudüs, tam 400 sene müddetle huzur, sükûn ve barış içinde kaldı.

Birinci Dünya Savaşının sonlarına doğru (1917–18) Osmanlı'nın bölgedeki mağlubiyetiyle başlayan mâküs tâlih, adım adım kötüleşerek günümüze kadar gelip dayandı.

İngilizlerin Ortadoğu politikaları sayesinde gelişip büyüyen İsrail saldırganlığı, günümüzde ise hiç sınır tanımaz bir hale geldi.

Dünyanın gözleri önünde sayısız katliâmı zulüm defterine kaydeden İsrail'in bu cüretkârlığının elbetteki bazı dayanakları var. Bunları kısaca şöyle sıralamak mümkün:

1) Arz–ı mev'ûd itikadıyla hareket eden Yahudiler, Kudüs'e ayrı bir kudsiyet atfettikleri için, burayı sadece milliyetleri adına değil, dinleri adına ve eski peygamberlerinin topraklarına sahip çıkma nâmına koruyup sahipleniyorlar.

2) İsrail, başta İngiltere ve Amerika'daki güçlü Yahudi lobilerinden olmak üzere, dünyanın hemen her yerindeki Yahudi milletinden maddî–mânevî destek alıyorlar. Bu destek sayesinde, dünyanın sayılı muharebe gücüne sahip oldular.

3) Yahudilerin bu birlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhuna mukabil, Müslümanlar, hatta Araplar, hatta ve hatta Filistinliler arasında bile ciddî ve samimî bir birlik–beraberlik ruhu bulunmuyor. Aralarında kronikleşmiş çekişmeler, müzmin hale gelmiş ihtilâflar var. İhtilâf ise, İlâhî rahmetin kesilmesine ve düşman cenâhın tasallutuna sebebiyet veriyor. * * *

Türlü bahanelere sığınan zalim İsrail, mazlûm Filistin halkına yönelik yıkıcı kanlı saldırılarına devam ediyor. İnsanlık âlemi ise, zayıf ve sınırlı kınamaların ötesine geçemiyor ve bu zulmü sadece seyretmekle yetiniyor.

Böylesi zamanlarda, Osmanlı'nın vaktiyle tesis etmiş olduğu İslâm Birliği dâvâsına ne derece ihtiyaç duyulduğunu insan çok daha iyi anlıyor, değil mi?

30.12.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (29.12.2008) - Ethem–İsmet çekişmesinin perde arkası

  (27.12.2008) - İrade zaafiyeti

  (26.12.2008) - Açılımlar şüpheli, faturalar gerçek

  (25.12.2008) - Köken kurcalama hastalığı

  (24.12.2008) - Kur'ân'a bayraktarlık şerefi

  (22.12.2008) - Bir iman ve hidayet yolcusu:Sanatçı Yaşar Alptekin (2)

  (20.12.2008) - Bir iman ve hidayet yolcusu: Sanatçı Yaşar Alptekin (1)

  (18.12.2008) - İşin sırrı Ergenekon'da

  (17.12.2008) - Kürtler, Kürt–Teâli Cemiyetini dinlemedi

  (16.12.2008) - Çetecilik, profesyonel işi

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  H. Hüseyin KEMAL

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Sitemizle ilgili görüş ve önerileriniz için adresimiz:
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır