06 Aralık 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Hüseyin GÜLTEKİN

Günahlardan korunmanın en tesirli çaresi; azimetle amel


A+ | A-

Din elbette kolaylıktır. Din-i İslâm’da mü’mini zora sokacak, onu meşakkate götürecek hiç bir emir ve yasak elbette yok. Onun gücünü, takatini aşacak, onun götüremeyeceği hiç bir ibadet, hiç bir kural da yok... Dolayısıyla mü’min, rahatça dinini yaşama hakkına sahiptir. Herhangi bir zorluğa, meşakkate girmeden kulluk vazifelerini yerine getirebilir. Hatta bu noktada, dinin kolay yönlerini tercih mânâsındaki ruhsatla amel etme hakkına da sahiptir.

Lâkin bütün bunları gözönünde bulundurarak, dinin hep kolay yönlerini tercih hakkını, yani ruhsatla amel etmeyi alışkanlık hâline getiren mü’minlerin—bu tarz bir dinî yaşantı geçerli bir tarz olmakla beraber,—bazı haram ve günahlarla da komşu olduklarını, her an, her zaman bir iltibasın olabileceğini akıldan uzak tutmamaları gerekir. Ruhsatla amelin dinî çerçevenin, helâl dairesinin son sınırı olduğunu; haramlara, günahlara komşu olması hasebiyle nefis ve hevânın tahriklerini, ülfet ve gafletin çoğu zaman galebe çalıp hükmünü icra ettiğini hesaba kattığımızda, ruhsatla veya fetva ile amelin, tehlikelerden hâlî olmadığını görürüz.

Nitekim günümüzde ruhsatla amel eden, fetvalarla dinî yaşantılarını sürdüren bir çok ehl-i dinin, zaman zaman bazı zorlama ve tekellüflü te’vil ve yorumlarla hiç çekinmeden haramlara da girdiklerini esefle müşahade ediyoruz. “İnandıkları gibi yaşayamayanlar; yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar” kaidesince, bazı ehl-i dinin yaşamakta olduğu zevk, his ve hevâyı esas alan yaşantılarına, dinden bazı fetvâ ve ruhsatları âlet ettiklerini görüyoruz maalesef.

Günah-ı kebîre olduğu net ve kesin olan faizi “nema” veya “kredi” diye adlandırarak şu veya bu ihtiyaç için bazı ehl-i dinin kullanıyor olmasını; lüks ve şatafatlı bir yaşantı biçimini, her yönüyle israfa dayanan bir hayat tarzını meşrûlaştırmak için zorlama te’villerle dinden fetva arayışlarına giren bazı muhafazakâr kesimin varlığını; dinin kesin emri olmasına rağmen, bazı uydurma fetvaların sevkiyle bazı sözde dindarların hiç çekinmeden başörtülerini çıkarmalarını ve bununla beraber diğer giyim-kuşamlarında da artık dindeki tesettür biçimini nazara almadıklarını görünce, ruhsat veya fetvayı esas alan dinî yaşantıların bu fitne asrında beraberinde bazı tehlikeleri de gündeme getirdiğini görüyoruz.

Kabul etmek durumundayız ki, ehl-i din olarak dünyevîleşme ve modernizm, bazı duyarlılıklarımızı ve hassasiyetlerimizi aşındırdı ve aşındırmaya devam ediyor. Ülfetle çoğu zaman bu tehlikeyi sezebilme istidatlarımız da köreldi. Bunun sonucu olarak dinî yaşantılarımızda sık sık hep işin kolay yönlerini tercih durumuna geldik. Ve sonuçta haramlarla, günahlarla neredeyse iç içe, yan yana olduğumuzu fark edemez olduk.

Bu mânada Efendimizin (asm) “Haram apaçık bellidir, helâl da apaçık bellidir. Bu ikisi arasında şüpheli olanlar vardır. Kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini korumuş olur” hadis-i şerifindeki teşhis ve tespiti çok iyi değerlendirip, o yönde bir dinî yaşantının gayreti içine girmekte fayda var bu zamanda. Şüpheli şeylerin çoğaldığı bu dehşetli asırda bundan başka da bir çare yok gibi.

Haramların, günahların dört tarafımızdan bizi ablukaya aldığı şu fitne asrında, taklidî bir inançla, yarım-yamalak bir dinî yaşantıyla kendimizi muhafaza etmek kolay mı dersiniz? Tahkikî ve güçlü bir imana sahip olmadan, takvâ ve azimeti bırakıp, hep işin kolay yönünü tercih ederek, hep ruhsat ve zorlama fetvalarla amel ederek, bu asrın dehşetli şerlerinden, günahlarından korunabilmek mümkün mü acaba?

Bir çok sahada olduğu gibi, bu konuda da Nur talebelerinin dinî yaşantılarıyla, takva ve azimete dayanan amelleriyle nümûne-i imtisal olup, sair ehl-i dine nokta-i istinad olmaları bu zamanda önemli bir zarurettir. Çünkü Bediüzzaman ve saff-ı evvel olan talebeleri dinî yaşantılarında hep azimet ve takvayı esas aldılar ve bu noktada avâm-ı ehl-i dine nümune ve istinat noktası oldular.

İsterseniz konu ile alâkalı olarak Bediüzzaman’dan iki iktibas yapalım:

“Risâletü’n-Nur, gerçi umuma teşmil sûretiyle değil, fakat herhalde hakikat-i İslâmiyenin içinde cereyan edip gelen esas-ı velâyet ve esas-ı takvâ ve esas-ı azîmet ve esâsât-ı Sünnet-i Seniye gibi ince, fakat ehemmiyetli esasları muhafaza etmek bir vazife-i asliyesidir. Sevk-i zarûretle, hadisâtın fetvalarıyla onlar terk edilmez.” (Kastamonu Lâhikası, s. 53)

“Bu zamanda tahribat ve menfî cereyan dehşetlendiği için, takvâ bu tahribata karşı en büyük esastır. (...) Risale-i Nur şakirtlerinin, bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribata ve günahlara karşı takvâyı esas tutup davranmak gerektir.” (Kastamonu Lâhikası, s. 110)

06.12.2009

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (29.11.2009) - Kusurlarımızı görmek basîretin; itiraf etmek kemâlâtın işaretidir

  (22.11.2009) - Hizmette ileri olmak

  (15.11.2009) - Bazı hassasiyetlerimizi muhafaza edelim

  (08.11.2009) - Meşveret-i şer’iye, her sıkıntının ilâcı

  (01.11.2009) - Hata ve kusurların hayırlısı olur mu?

  (25.10.2009) - Evvelâ Allah’ın rızası

  (18.10.2009) - Tesanüd şart

  (11.10.2009) - Boş zaman yoktur; boşa geçirilen zaman vardır

  (04.10.2009) - Tuhaf hâl ve davranışlarımız

  (27.09.2009) - “Zaman cemaat zamanıdır”

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim - Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl