05 Şubat 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR Mobil İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Baki ÇİMİÇ

Âfâkî ve enfüsî tefekkür


A+ | A-

Kur’ân-ı Mu’cizülbeyan’ın “Tâ düşününüz”1, ”Tâ düşünsünler”2, “Onlar kendi üzerlerindeki ilâhî san'at mu’cizelerini hiç düşünmezler mi? Gökleri ve yeri ve her ikisi arasındakileri Allah yaratmıştır”3 gibi âyetleri ve hadîs-i şeriflerde de “Allah’ın nimetlerini tefekkür edin; O'nun zâtını tefekkür etmeyin. Çünkü buna güç yetiremezsiniz”4, “Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibâdetten hayırlıdır”5 beyanları tefekküre teşvik ediyor.

Tefekkür yolu Risâle-i Nûr mesleğinin dört esasından biridir. Bu mânâda şu gelen cümle çok mânidardır:

”Hem tefekkür dahi, aşk gibi, belki daha zengin, daha parlak, daha geniş bir tarîktir ki, Hakîm ismine isâl eder.”6 Hem “…hadîsin hükmüyle, bir saat tefekkür bazan bir sene kadar bir ibâdet hükmüne geçen tefekkür-ü imânîyi elde etmek ve ettirmek…”7 Risâle-i Nûr dersleri ile mümkündür.

Tefekkür; mânâ-i harfî olarak düşünmektir. Derinlemesine, inceden inceye düşünme ve fikretmektir. Afâkî ve enfüsî olarak ikiye ayrılır.

Âfâkî tefekkür ve malûmatlar, Bedîüzzamân’ın tâbirince hariçten ve uzaklardan alınan bilgilerdir. İnsanı vehimlerden, vesveselerden ve şüphelerden muhâfaza edemiyor. İnsanın en önemli vazîfesi olan kalb dairesindeki ebedî hayatı kazandıracak ubûdiyet ve duâdan geri tutuyor.

İnsan mâhiyeti itibârıyla her bir hâdise ile alâkalı ve ilgilidir. Çünkü insanın rûhuna dercedilen duygulara fıtratça sınır koyulmamıştır. Ancak şeriatta bu had ve sınır koyulmuş ve insan irâde-i cüz’iyesi ile teklif ile mükellef kılınmıştır.

Cenâb-ı Hak, verdiği cüz-ü ihtiyarî ile ihtiyarî fiiller âlemini kesbiyle teşkil etmeye insanı mükellef kılmış. İnsan rûhunda emanet olarak ekilen gayr-ı mütenâhî tohumları sulamak ve neşv-ü nemalandırmak için de beşere teklifi sunmuştur. Eğer teklif olmasaydı, rûhlardaki o tohumlar neşv-ü nema bulamazdı.

İşte insan âfâkî malûmatlara dalar ise bu malûmatlar onu boğar ve malayâniyat onun hayatına hâkim olur. İnsan, mâhiyetindeki istidadlarını inkişaf ettiremez.

Öyleyse Bedîüzzamân’ın “âfakî, haricî, umûmî ahvâlâta teemmül ettiğin vakit, sathî, icmâlî düşün, tafsilâta geçme” uyarısına dikkat etmeliyiz.

Böylece “Hem de âfakî tefekkür, dipsiz denize benziyor, sahili yoktur. İçine dalma, boğulursun” ihtârı bize çok önemli bir hakîkatı gösteriyor.

Bizler âfâkî tefekkürü icmâlî, enfüsî tefekkürü ise tafsilâtlı yapalım ki, vahdete kavuşalım. Âfâktan dahâ çok enfüsî tefekküre yoğunlaşmak gerek. Aksi halde, kesret âlemi fikrimizi dağıtabilir, ziyana uğrayabiliriz.

Afâkî tefekkürü öncelersek; evham bizi havalandırır, enâniyet âlemimizde kalınlaşır. Gafletimiz de kuvvet bulur.

Enfüsî tefekkür; iç dünyamızla ve âlemimizle ilgili, nefis ve beden dâiresinde yapılan tefekkürdür. Enfüsî tefekkürü nefsimizde tafsilatlı olarak yapabiliriz. Böylece kesretten vahdete ulaşabiliriz.

Enfüste yapacağımız tefekkür evham ve gafletimizi dağıtır. Bir iç muhasebesi yaptırır, Rabbimizi en yakından tanıyıp mârifetullah yollarına çok keskin ve kolay bir şekilde ulaşmamızı sağlar. Bir nevî kısa bir mârifetullah minhâcıdır.

Enfüsî ve iç âlemimizde yaptığımız tefekkür ve malûmatlar temizdir, arızasızdır ve vehimlerden de mahfuzdur. Öyleyse merkezden, muhîte, yakından uzağa bir metod olan enfüsten âfâka tefekkür bir nevî sünnetullahtır. Sağlam ve doğru bir yol ve de istikâmettir.

İnsan, nefsî (enfüsî) tefekkürü tafsîlatlı, âfâkî tefekkürü ise icmâlî yaparsa vahdete ulaşmış olur. Zaten insanın gâyesi de vahdete ulaşmak ve Allah’ın marziyâtı doğrultusunda kendisine emânet olarak verilen cihâzâtlarını nemâlandırmak değil midir?

Bu yol ise enfüsten âfâka, kesretten vahdete olan sünnetullah yolu olmalıdır.

Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi: 219, 266.

2- A’raf Sûresi: 176.

3- Rum Sûresi: 8.

4- El-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 3: 262-263.

5- El-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1: 310.

6- Sözler, 2004, s: 773.

7- Kastamonu Lahikası, 2006, s: 47.

05.02.2010

E-Posta: bakicimic@hotmail.com


 
Sayfa Başı  Geri


Önceki Yazıları

  (07.12.2009) - Risâle-i Nûrlar Sefine-i Nuh gibidir

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim oktay usta yemek tarifleri Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl