31 Ocak 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR Mobil İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Selim GÜNDÜZALP

Karlar ve çocuklar


A+ | A-

Karlar ve çocuklar birbirine ne kadar da benzer.

Öyle değil mi?

Her ikisi de saf ve temizdir.

Bembeyazdır, tertemizdir.

Beyazdan öte renk yok.

Yaratandan gelen rahmet hediyeleridir…

Dantel danteldir her bir kar tanesi. Nazlı nazlı, salına salına inişlerini seyretmek arınmaktır. Rahmetle yıkanmaktır…

Bir düşünelim; her mevsime, her meyveye en uygun rengi nasıl da seçip veriyor Rabbimiz.

Gönderdiği nimet kadar, o nimetin ambalajı da güzeldir, neticesi de. Çünkü, kar yağar bereket artar.

Sokakların köşesinde bir kum yığını aylarca durur da, adam boyu karlar kısa zamanda nasıl da eriyip gider. İndiren de, kaldıran da O’dur. Getiren de, götüren de O’dur.

Ne güzel, bir hikmet tahtında yapılır işler.

Karlar toprağın ve ağacın mayasıdır.

Besler büyütür fidanları, kökleri. Yorgan gibi kaplar her yeri.

***

Çığlık çığlığa sokaklarda çocuklar. Hem de gece vakti… Sessizliğin içindeki bu neşeli sesleri, yakından duymak için sokağın tâ öbür ucundan geri döndüm. İlk karların yağdığı o gece vakti… Zor yürüyorum, sırtım da ağrıyor. Ama bu sancıya değer dedim. Seslerin geldiği yere yöneldim. Sokaklarda ışık yok ama her yer bembeyaz, pırıl pırıl…

Karın aydınlığı, gecenin karanlığını emmiş, yutmuş âdeta. İmanın ışığı, küfrün karanlığını yuttuğu gibi…

Ağaçları kar yağarken seyretmek de güzel. Her biri kendine yakışan elbiseler içindeler. Sanki kefenlerini giyinmişler. Erikler, dutlar ve incirler... Her birinde karlar başka güzel dururlar. Kâbe’nin karşısında duaya açılmış eller gibi, semaya doğru uzanmıştır dallar… Bir mü’min yüreğin ak ve paklığında... Hele de incir ağaçlarını hiç seyre doyamadım. Merakımı gidermeye az kaldı. Bir iki ev daha geçince oradayım, seslerin geldiği yerdeyim. Epey de geç bir vakit. Neden uykuda, yatakta değil de dışarıdaydı çocuklar? Ne yapıyorlar diye, heyecanlandım iyiden iyiye.

Birde ne göreyim; evimizin hemen karşısında, komşumun afacanları el ele vermişler, boyundan büyük işler peşindeler. Kardan adam yapıyorlar. Eh bu şenliğe katılmamak olmaz. “Merhaba, kolay gelsin” dedim. Neşelerine ortak oldum. Hayret üşümüyorlardı. Gülümseyen bir çehreyle yanıma koşuştular. Karların aydınlattığı bir gecede yüzleri ışıl ışıldı. Bir iki oyun oynaştan sonra selâmlaşıp ayrıldım ama aklım oradaydı. Onlarlaydı.

“Her Güne Bir Öykü” kitabımızdan şu öyküyü hatırladım:

Dondurucu bir soğuk var… Kalın paltoma bürünmüş, başımı boynumu yün atkılara sarmış, köy sokaklarındaki kaskatı karları topuklarımla eze eze eve dönüyorum. Üzerinde sadece ince bir zıbın bulunan dört-beş yaşlarında bir çocuğa rastladım. Mini mini ellerini zıbının ceplerine sokmuş, dolaşıyor orta yerde…

‘’Üşümüyor musun?” dedim.

Duru bakışlarını gözlerime dikti önce. Sonra ellerini soktu, mini mini ceplerine işaret etti gözbebekleriyle: “Niye üşüyeyim?’’dedi. “Ceplerim var ya!”

***

A.Gide, Dostoyevski’yi anlatan eserinde: “Karlarda doğdu, karlarda öldü’’ diye nefis bir cümleyle başlar sözlerine…

Gecenin bir vaktinde, her yerin karlarla kaplandığı bu sokağımdan, yeryüzünde tek iz sanki benimmişçesine geçmek, tuhaf bir heyecan veriyor… İçim üşüse de, ne gam. Bir yerden sıcaklık hissediyorum. Ama nereden bilemiyorum.

Mevlâna; “Allah, bir adamı dondurmayı murad ederse; soğuk, o adam yüz tane kürk giyse de yüzünden tesir eder. Vücudu öyle bir titremeye başlar ki, ne elbise ile ısınır, ne de evle’’ der. (Mesnevî, Cilt: 5, s. 135)

Karda her şey güzel. Hele gece vakti okunan Ezan-ı Muhammedi (asm) her şeyden de güzel. İki beyaz rahmet olup beraber yağar dünyamıza. Ezan sesleri ve kar taneleri. Birbirine hiç benzemeyen o kar taneleri.

Karlar neyin işareti?

Temizliğin, saflığın, dirilişin, sevilişin ve unutulmayışın işareti…

Allah (cc) insanları her mevsim ayrı ayrı nimetlerle sevindirir, onlara sevgisini gösterir.

Sevgili Peygamberimiz (asm):

“Allah’ı kullarına sevdiriniz ki Allah da sizi sevsin” diye emreder.

Rabbimiz, Davut’a (as) “Ey Davut, kullarıma yaptığım iyiliklerimi anlat ki, beni sevsinler. Zira, kullarım ancak kendilerine iyilik yapanları severler” buyurur.

Evet, bu mevsim ve içindeki bunca nimetler Rabbimizden gelmiyorsa, nereden gelir?

O’ndan başka bizi kim bilir, kim gönderebilir?

Rabbimizi kullarına bildirmenin ve sevdirmenin vaktidir bu mevsim. Allah’ın her nimeti, her mevsimde güzeldir. Kalbinde iman olana çirkinlik yoktur. Çünkü “Güzelin güzelliğini arttıran, çirkinin çirkinliğidir.’’ Dolayısıyla, o çirkinlik bile güzelliğin derecelerini bildirdiği için güzeldir…

Gafletli nazarlar göremezler nimeti ve başlarlar hemen itiraza ve ard arda felâket senaryoları düzerler. Kar kış kıyamet derler, Allah’ın nimetlerini bir bir örterler. Rahmetten nasiplerini keserler.

Evet, Bediüzzaman Hazretleri bakın ne güzel der: “Kar’ı, pek bâridane ve tatsız telakki ederler. Halbu ki o bârid, tatsız perdesi altında o kadar hararetli gayeler ve öyle şeker gibi tatlı neticeler vardır ki, tarif edilmez.” (Sözler, s. 216)

Yaratan’ın her işinde bir değil, binler hikmet aramalı insan. O’nun her eserinde bu güzelliğini görmeli ve göstermeli. Biz bu dünyada bunun için varız, bunun için yaşıyoruz.

Hiç yoktan bizi ve hayatımızı sayısız nimetlerle donatan, semavat cânibinden de nice sonsuz hediyeler gönderen Allah’tan başka kim olabilir?

***

Karlar çocukları, çocuklar karları sever. Çünkü karları gönderenin kim olduğunu onların o masum ruhları hisseder.

Sekiz yaşındaki Ahmet Zafer, küçük bahçelerindeki kar yığınlarıyla oynamaktan telef olmuş, yanakları al al kızarmış ama şikâyet yok, halinden memnun. Üçümüz bahçede birlikteyiz, kardeşi de yanımızda. Dört buçuk yaşındaki Ayşe Zehra, bir şeyler mırıldanıyor. Ne diyor diye kulak kesildim. Ne diyordu biliyor musunuz?

“Allah’ım gönderdiğin karlar için sana teşekkür ediyorum’’ duâsını ediyordu, hem de arka arkaya…

Kendimden utandım ama yitirdiğim o cenneti bu duada buldum. Ömrümde bana ilk defa ‘dede’ diyen bu çocukların arasında buldum. Onların sesinde ve duasında... Mâşallah, barekâllah…

Bir şeyi anlamak için çocukların gözleriyle de bakmak gerek.

Bırakın siz televizyondaki bir takım felâket tellâllarını, nerede bir istisna varsa onu bulup karşımıza haber diye çıkaran ve rahmeti gölgelemeye çalışanları; aldırmayın, bakmayın onlara! Herkes görevini yapacak. Biz de Rabbimizin sonsuz güzelliğinin şahidi ve dellâlı olacağız. Rabbimizi bildirip tanıtacağız inşallah.

Risâleler bunun için eşsiz fırsatlar sunuyor bize. Bediüzzaman Allah’ı sevdiren adam. Allah, Üstadımızdan râzı olsun.

Karı, çocukları, kışın ardında bekleyen baharları, bir bir anlatmalıyız. Şahidimiz melekler olsun. Şevkimiz, gayretimiz bineğimiz olsun. Anlatmalıyız, dünyanın yaratıldığı günden bugüne kadar, yağan hiçbir kar tanesinin birbirine asla benzemediğini… Düşündürmeliyiz insanları, aklı başında olanları… Hayretle, ibretle temâşâ etmeli ve ettirmeliyiz.

Rabbimiz:

“Onlar, göklerin ve yerin ifade ettikleri manalara bakmazlar mı?’’ (Araf Sûresi: 185) buyuruyor.

Ulvî bir görev bizi bekliyor.

Bahar gelmeden önce de çiçekler açar.

Karlar kışın çiçekleridir.

Karlar baharlar kadar güzeldir.

Karlar toprağa değil ruhlara yağar. Ruhları ak pak yapar. Önce oraya iner ve rahmeti rahmet eder. Bunu çocuklar ve o saflıktaki ruhlar hisseder.

Karlar çocuklara yağar. Çocuklar gibi saflaşmış ruhlara yağar.

Her bir kar tanesinin o temiz diliyle Peygamber Efendimiz’e (asm) salâtü selâm olsun. Ruhumuz hiç üşümesin. Güzelliklere komşu olalım inşallah. Âmin.

Selâm ve duâlarla. Duâlarınızı bekleyerek…

31.01.2010

E-Posta: sgunduzalp@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Geri


Önceki Yazıları

  (24.01.2010) - BİR GECE YOLCULUĞU

  (17.01.2010) - Hayatı Nurlarla yeniden yaşamak

  (19.12.2009) - Allah’a doğru bir yolculuktu hicret

  (12.12.2009) - Allah aşkıyla yanan, yanmaz

  (05.12.2009) - Her insanın ölümü, kendi kıyametidir

  (28.11.2009) - Hayatta sizi ne heyecanlandırır?

  (21.11.2009) - Bir su damlasının hayali

  (14.11.2009) - Okuyamamanın tevbesi okumaktır

  (07.11.2009) - ‘Her insan ölebilecek yaştadır’

  (24.10.2009) - BİR İFTİRAYA CEVAP

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu

Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.
Kurumsal Linkler: Risale-i Nur Kongresi - Bediüzzaman Haftası - Risale-i Nur Enstitüsü - Yeni Asya Vakfı - Demokrasi100 - Yeni Asya Gazetesi - YASEM - Bizim Radyo
Sentez Haber - Yeni Asya Neşriyat - Yeni Asya Takvim oktay usta yemek tarifleri Köprü Dergisi - Bizim Aile - Can Kardeş - Genç Yaklaşım - Yeni Asya 40. Yıl