07 Eylül 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Abdil YILDIRIM

Hangi yoldan gitmeli?


A+ | A-

İnsan hayatı uzun bir yolculuktan ibarettir. Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “İnsan bir yolcudur, sabavetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede doğru yolculuğu devam eder”. Bu uzun yolculuğun en önemli kısmı, kabir kapısına kadar olanıdır. Oraya varıncaya kadar yollar pek çok kollara ayrılır. Hatta, her adımda çatallaştığını görürüz.

Her yol ayrımının başında davetçiler bulunur ve yolcuları kendi yollarına davet ederler. İşte bir yolun başında zamanın Ebûcehilleri toplanmışlar, insanları inkâra, isyana ve cehalete davet ediyorlar. Öbür yolda nemrutlar ve firavunlar bir araya gelmişler, herkesi gurur, kibir ve enaniyete sevk etmek için uğraşıyorlar. Bir başka yol kavşağında dessas zalimler pusu atmışlar, mazlum ve masum insanları zulümât tuzaklarına düşürmek için çalışıyorlar. Şu geniş caddenin başına ise, deccallar ve süfyanlar karargâh kurmuşlar, nefsin hoşuna gidecek cazip tekliflerle herkesi dalâlete davet ediyorlar. Bu davetlerini ise, fen ve felsefenin imkânlarını kullanarak yaptıkları için bunlar daha fazla başarı sağlıyorlar. Çünkü deccalizm, hem hile ve aldatmakla, hem de zulüm ve istibdatla iş gördüğünden daha fazla insanı kendi yollarına sevk ediyor.

Bu kadar çok yol ayrımı varken ve her yolun başında da böyle dessas davetçiler bulunurken, insanın doğru yolu bulması hiç de kolay değildir. Sadece akıl feneri ve cüz’î irade pusulası ile hareket edenler, hangi yolun saadet ve selâmet yolu olduğunu kolaylıkla tayin ve tespit edemezler.

Hayat yolları pek çok kollara ayrılsa da, bütün kollar iki ana güzergâha çıkar. Bediüzzaman Hazretlerinin “temsili hikâyecik”lerinde olduğu gibi, “yol ikidir.” Biri sağ, biri sol yoldur. Her ikisi de kısalık ve uzunlukta birdir. Sonuçta ikisi de kabir kapısına çıkar. Ama oraya varıncaya kadar takip edilen güzergâhlar, insanın ebedî hayatını tayin eder.

Cenâb-ı Hak, merhametlilerin en merhametlisi olduğu için, kullarını bu karmaşık yollarda rehbersiz ve pusulasız bırakmamıştır. İşaret levhaları ile insanları selâmet yoluna sevk ettiği gibi, yol kavşaklarında durup insanlara doğru yolu gösteren hidayet elçileri tayin etmiştir. Ayrıca, günde beş defa okunan ezanlar da insanları felâha ve kurtuluşa davet etmektedir. Burada insana düşen vazife, semavî kitaplarda ve özellikle Kur’ân-ı Kerim’de gösterilen işaret levhalarına riâyet etmek ve sâdık elçilerin tavsiyelerine uyarak onların gittikleri yoldan gitmektir.

Firavunun karşısına Hz. Musa’yı (as), Nemrudun karşısına Hz. İbrahim’i (as), Ebû Cehil’in karşısına Hz. Ebubekir’i (ra), Deccal’ın karşısına Hz. Mehdi’yi çıkarmıştır. Öbürleri dalâlet yoluna çağırırken, berikileri hidayet yoluna davet etmektedirler. Cenâb-ı Hak insana akıl ve irade gücü vererek ipini serbest bıraktığından, isteyen istediği yolu tercih etmektedir. Ama yolda karşılaşacağı zorluklardan ve sonunda varacağı yerde göreceği mükâfat ve mücâzattan da insan kendisi sorumlu olacaktır.

İnsan sefahat yolundaki davetçilerin sesine kulak verirse, görünüşte rahat gibi başlayan yolculuğu, ilerde başına çok belâlar açar. Kabir kapısına varıncaya kadar bile hayatı zehir olur. Çünkü her sesten irkilir, her gölgeden korkar. Adım başı bir tehlike ile karşı karşıya gelir. Her köşe başında haramilerin yolunu kesme ihtimali vardır. Buna karşı kendisini koruyacak bir silâhı ve istinat edeceği bir güç de yoktur.

Âkıl odur ki, selâmet yolu dururken dalâlet yolunda gitmez. Zira “Zararsız yol, zararlı yola—velev on ihtimalden bir ihtimal ile olsa—tercih edilir.”

Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle, “İşte sana iki yol, istediğini intibah edebilirsin. Tevfîkı Erhamürrahimin’den iste…” (Beşinci Söz)

07.09.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (30.08.2010) - Ramazan ateşi

  (26.08.2010) - Derin bakışlar

  (24.08.2010) - Kanatlar aşka uçmak içindir

  (16.08.2010) - Ramazan kampanyası

  (04.08.2010) - Risâle-i Nur kılcal damarlara işlemiş

  (10.07.2010) - Hayırla meşgul olanı şerler meşgul eder

  (21.06.2010) - Sorsa bilirdi

  (01.06.2010) - Dünya doyumluk değil tadımlıktır

  (21.05.2010) - Akıbetini unutanlar

  (11.05.2010) - Hizmetteki lezzet


Son Dakika Haberleri

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.