25 Kasım 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Ahmet BATTAL

Partiler ve ideolojiler


A+ | A-

Siyasî partileri birbirinden ayırt etmemizi sağlayan birçok özellik bulunabilir. Başta isimleri, liderleri, liderlik ve merkez yönetim kadroları, il ve ilçe teşkilat kadroları … gibi, ön planda görünen yönleri bu ayırt ediciliğe katkı yapar.

Ama asıl önemlisi ve ilke planında en kıymetlisi; partilerin felsefesi ve misyonu ve bir de varsa mazisi yani iktidar ya da muhalefetteki icraatıdır.

Zira her tüzel kişi gibi parti tüzel kişiliklerinin de, iktidar olarak ve muhalefette kalarak, onu kuran ve var etmeye devam eden gerçek kişilerin hayatına sığmayacak kadar çok şeyi yapmaları ve dolayısıyla gerçek kişilerden daha uzun süre yaşamaları beklenir.

Oysa ülkemizde maalesef partileri bu özellikleri ile tanımaktan mahrumuz.

Birincisi partilerin mazisi yok. Bir yandan ihtilâller diğer taraftan parti kapatma uygulamaları partileri kesip biçmiş. Dolayısıyla partileri mazilerine ve uzun vadeli icraatlarına bakarak yani iktidarda ve muhalefette görerek birbirlerinden ayırt etmek kolay değil.

İkincisi de anayasa ve bilhassa Siyasî Partiler Kanunu, partilerin felsefesi ve misyonu konusunda özgürleştirici değil tek tipleştirici bir eğilim sergiliyor.

Anayasanın 1982’den bu yana yürürlükteki 68/4 maddesine göre “Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bü-tünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz….”

Bir türlü değiştirilmeyen Siyasî Partiler Kanununda ise ideolojik devrimciliği “emreden” hükümler var. Şöyle:

“Atatürk ilke ve inkılâplarının korunması” başlıklı 84. maddeye göre siyasî partiler, “Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarmak ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini korumak amacını” güttüğü iddia edilen devrim kanunlarının “hükümlerine aykırı amaç güdemezler ve faaliyette bulunamazlar”.

Bu devrim kanunları da şöyle sayılmış:

a) Tevhidi Tedrisat Kanunu,

b) Şapka İktisası Hakkında Kanun,

c) Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun,

d) Evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikâh esası,

e) Beynelmilel Erkamın Kabulü Hakkında Kanun,

f) Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun,

g) Efendi, Bey, Paşa gibi Lâkap ve Unvanların Kaldırıldığına Dair Kanun,

h) Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun,

Yine 86. maddeye göre “Siyasî partiler, Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğinin değiştirilmesi ve halifeliğin yeniden kurulması amacını güdemez ve bu amaca yönelik faaliyetlerde bulunamazlar.”

Belli ki kanunu yazanlar da hilâfetle saltanatı aynı şey sanıyor ya da sayıyorlardı.

Bir başka sınırlayıcı hüküm 89. maddede; “Siyasî partiler, …Diyanet İşleri Başkanlığının, genel idare içinde yer almasına ilişkin Anayasanın 136'ncı maddesi hükmüne aykırı amaç güdemezler.”

Gördüğünüz gibi tektipleştirici bir 12 Eylül kanunu yürürlükte ve partiler devrimci ideolojinin cenderesinde sıkışmış vaziyetteler.

Bu hükümlerin Anayasal dayanağı olabilecek olan tek hüküm, “Başlangıç” kısmında yer alan, “Hiçbir düşünce ve mülâhazanın … Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği” kuralı olup hükümdeki “hiçbir düşünce ve mülâhazanın” ibaresi 2001 değişikliği ile “hiçbir faaliyetin” şeklinde değiştirilmiştir.

Elhasıl, partiler arasındaki farkı fark edebilmemiz için, bize; “devrimcilik demokratlıkla bağdaşmaz, devrimleri kanunla korumanın zamanı geçmiştir” diyebilecek ve bunun gereğini yapabilecek babayiğit, okkalı siyasetçiler lâzım.

Siyasetçilere de, önlerine düşüp çekecek yiğit babalar lâzım.

25.11.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (23.11.2010) - Yasama faaliyetlerinin kalitesi

  (18.11.2010) - Hakkı kötüye kullanmak mı?

  (16.11.2010) - Bir kurban yazısı

  (09.11.2010) - Bitlis’te beş gökdelen!

  (04.11.2010) - Anayasal ordinans

  (02.11.2010) - Kanun yazmak ve devrim yapmak

  (31.10.2010) - Adalet ve başörtüsü hakkı

  (26.10.2010) - Sadece ölüler, kanun değiştiremez

  (21.10.2010) - Kim daha kabahatli?

  (19.10.2010) - Ya terbiye kimin görevi?


Son Dakika Haberleri

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  YENİ ASYA NEŞRİYAT

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.