AB yakınlarda aldığı bir kararla artık dev tekstil firmalarının ellerinde kalan elbise, ayakkabı ve aksesuarlarını yakmayı veya çöpe atarak imha etmeyi yasaklamış.
2030’dan sonra orta ölçekli firmalar da aynı kurallara uyacakmış. Bu karardan önce bu firmalar ellerinde kalan ürünlerin yüzde 9’unu imha ediyormuş. Bu kararla birlikte büyük bir israfın önüne geçilmiş. Elde kalan ürünler yardım kuruluşlarına verilecekmiş.
Evet, bu kararla ciddi bir israfın önü alınacaktır. Günümüzde özellikle giyim konusunda, görenek ve zarurî olmayanları zarurî hükmüne geçmesiyle çok ciddî bir israf vardır. On beş yirmi ayakkabısı olup da hangisini giyeceğine karar veremeyen nice insanlar vardır. Başörtüsünün sayısını unutanlar da hayli fazladır. Yıllar önce bir arkadaşımın alışveriş merkezinde on adet pantolon alışına şahit olmuştum. Eskiden yama uygulaması vardı. Hatta bir hadiste “Birinizin yama dolu bir elbise giymesi, kendisine güvenilir bir görünüm vererek, bedelini ödeyemeyeceği bir elbise almasından daha iyidir.” (Bkz. Müsned, III/244) buyurulmuştur. Bugün yaşı 65 ve üstü yaşlarda olanlar elbise yamayı bilirler.
Daha önce de tekrar edilmiş olabilir, ama yeri gelmişken tekrar edeceğim. Üretilen her bir ürünün bir maliyeti vardır. Bunun içindir ki, kullandığımız bütün eşyalarda iktisadı uygulamamız gerekiyor. Mesela bir kumaş pantolon tüketilen su ve enerjiye baktığımızda çok kötü bir manzarayla karşı karşıya kalıyoruz. Bir pantolon üretimi için tarladan rafa kadar ortalama 7 bin 500 ile 10 bin litre arasında su ve yaklaşık 2.70 kWh elektrik tüketilir; aynı malzemeden üretilen bir şort ise kumaş miktarı ve yıkama alanı azaldığı için bu kaynakların ortalama yüzde 50 ila 60’ını harcar. Bir tişört için ise, 2 bin 700 litre su harcanıyormuş.
Eski dönemlerde alınan bir elbise, ayakkabı küçülünce diğer kardeşlere de giydirilirdi. Hele küçük çocuklar elbiselerini çok az bir zaman kullanabilirler. Aileler olarak bu konulara dikkat etmemiz gerekir. Her hareketimizde orta yolu ihtiyar etmemiz gerekiyor.