İlim insanları, çevrenin bozulmasıyla ilişkili yeni bir zihnî rahatsızlık olan solastaljiyi tanımladı. İngiltere’de Derby Üniversitesi’nden çevreyle bağlantılılık uzmanı Prof. Miles Richardson, gerekli politik tedbirler alınmadığı takdirde insanların tabiî çevrede yaşadığı deneyimlerin hızla yok olma riski taşıdığını vurguladı. Richardson’ın 20 yılı kapsayan çalışmasında şehirleşme, yaban hayatının şehirlerde azalması ve ebeveynlerin çocuklarına çevre sevgisini aktarmaktaki eksiklikleri gibi faktörler incelenmiş. Zürih Üniversitesi’nin çalışmaları ise solastaljiyi, kişinin“yuvam” dediği yerdeki istenmeyen çevre değişikliklerin yol açtığı psikolojik acı olarak tanımlamış.
Üniversite of Heidelberg’deki araştırmaya göre şehirde bulunmak, beynimizdeki belli bir çevrime etki ederek sosyal stresle baş etme yeteneğimize zarar veriyor.1 Scientific America'nın araştırmasına göre şehirde büyümek ileriki yaşlarda psikoz yaşama riskini iki katına çıkarıyor. Aynı zamanda şehir hayatı, depresyon ve anksitiye gibi diğer hastalıkları görme ihtimalini artırıyor.2
"Beşerin bulaşık eli"nin3 karışmasıyla günümüz dünyasında insanlık fıtrî bir yaşayıştan uzaklaşmış durumdadır. Bulaşık el marifetiyle insanlık kendi menfaatine ters düştüğünü düşündüğü her şeyi düşman gibi görerek ona göre mücadele etmiştir. Aşırı bir hırsla kendi rahatı için arkadaşı olan diğer canlıların yaşama şartlarını da bozmuştur. Nitekim bu aşırı hırs bazı türlerin yok olmasına sebep olmuştur. Bu durum insanın kalbinden şefkat-i cinsiyenin yok olması anlamına geliyor.
Fıtrî bir hayat için insan diğer varlıklarla beraber yaşamalı, hayvanları görmeli, temas etmeli, beslemeli... Elli altmış sene önceye kadar köylerde herkesin evinde mutlaka hayvan olurdu. İnek, at, koyun, keçi, kedi, tavşan, tavuk vs. Dolayısıyla özellikle çocuklar bu hayvanlarla haşir neşir olurdu. Şehir hayatı köyü, köylülüğü bitirdi. Böylece insanlar bu tarz bir yaşantıdan uzaklaştılar. Bu durum maddî ve manevî bir çok problemi de beraberinde getirdi. Gidişatı tersine çevirmek zor fakat yapılacak bir çok şey vardır. Şehir planlarını insanları yaşamına uygun hale getirmek, yükek binalar yerine yatay mimarî ve avlulu evler yapmak. Metre kareye düşen yeşil alanları arttırmak, her mahallede büyük parklar yapmak, gürültüyü azaltmak, insanları şehir sokaklarında rahatça dolaşabilecekleri bir güvenlik ortamı gibi.
Dipnotlar:
1- https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21697947/
2- https://www.uplifers.com/sehir-hayati-akil-sagligini-tehlikeye-mi-atiyor/
3- Said Nursî, Lem’lar, s. 491.