İngiltere’nin Cambridge şehrinde yapılan bir cami çevreye duyarlı bazı uygulamalarından dolayı Avrupa’nın ilk çevre dostu camisi olarak adlandırılmış.
Geçtiğimiz haftalarda İngiltere Kralı 3. Charles’in camiyi ziyareti sebebiyle cami gündeme geldi. Camiye çevreci denmesini gerektiren şu uygulamalar varmış:
“Hava kaynaklı ısı pompaları, doğal havalandırma sistemleri ve sürdürülebilir şekilde yönetilen ormanlardan elde edilen ahşap kullanılıyor. Çoğunlukla ahşap ve mermer gibi doğal malzemelerin kullanıldığı cami, sıfır karbon ayak izi özelliğiyle de dikkati çekiyor. Fidanların sulanması ve temizlik için yağmur suları depolanıyor, caminin elektriğinin yaklaşık yüzde 40’ı güneş enerjisinden elde ediliyor.’ 1
Şüphesiz örnek alınacak bir uygulama, bizim camilerimizin büyük çoğunluğu bu standartların dışında kalmaktadır. Bu konuda internette bir arama yaptığımızda ülkemizde iki cami öne çıkmaktadır. Bunlardan biri İstanbul Hava Limanındaki Ali Kuşcu Camisi, diğeri de Edirne’deki Darü’l-Hadis Camisi. Ali Kuşcu Camisi Amerikan Yeşil Bina Konseyi tarafından verilen LEED Altın V4 sertifikasını alan dünyanın ilk camisi olma özelliğini taşıyormuş. Sıfır atık projesi uygulanır, karbon ayak izi sıfırlanmıştır ve yüzde 30’un üzerinde yeşil alan oranına sahiptir. 2
Darü’l-Hadis Camisi (Edirne): 1434 yılında Sultan II. Murat tarafından yaptırılan bu tarihî cami, çevre temizliği, peyzajı ve sokak hayvanlarına yönelik duyarlılığı sayesinde geçmişte Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından “Türkiye’nin En Çevreci Camisi” ödülüne layık görülmüştür. 3
Diğer camilerimize baktığımızda çevre kriterleri bakımında çoğu sınıfta kalmaktalar. Camilerimizin çevreye uyum bakımından benim tesbitlerime göre 1. Sırada ısıtma ve soğutmadaki problemlerdir. Bu durum cemaatin huşu içerisinde ibadetine engel olmaktadır. Mesela bazı camilerde dışarıda 30-32 derece sıcaklık varken klimalar 16-18 derecede tutuluyor. Dışarıda 25-26 derecede iken soğutmak için yine klimalar açılabiliyor, oysa pencereleri açmak mümkün. 2. Sırada iç aydınlatma vardır. Bu konuda da bazı camilerde gözleri rahatsız edecek seviyede bütün ışıklar açılabilmektedir. Bu konuda tasarruf edebilmek için elektriğin nasıl üretildiğinin, ışık kirliliğinin zararlarının bilinmesi gerekiyor. 3. Sırada mikrofon gürültüsü var. İmamlar ve müezzinlerin bir kısmı mikrofonu çok seviyor. Söz gelimi sekiz on kişilik bir cemaatin olduğu camilerde dahi mikrofonlar cemaati rahatsız edecek derecede açılıyor. Özellikle de vaizler, bazı camilerde ses dışarıda verilmektedir ki, dışarıda dahi rahatsız olmamak mümkün olmuyor.
Birkaç kez hutbe okunduğu sırada aşırı sesten dolayı kulaklarımı kapatarak dinledim. Bir cuma günü Sultanahmet Camii’nde ezan öncesi vaizin yüksek sesle konuşmasından dolayı iki defa yer değiştirdim, çare olmayınca ezana kadar dışarıya çıktım fakat oda çare olmadı. Bana kalırsa bu konularla ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanlığının Çevre Bakanlığıyla bir protokol yaparak imam adaylarının çevre eğitimi almaları gerekir.
Dipnotlar:
1- Yeni Asya, 22 Temmuz 2026
2- Anadolu Ajansı haberi
3- Yeni Asya, 18.9.2011