Türkiye’yi idare edenler aksini söylese de değişik cemaatlere operasyonlar yapıldığı görülüyor. Bu operasyonlar ancak “kaybet ve kaybet” olarak yorumlanabilir. Çünkü burada kaybeden sadece operasyona muhatap olan cemaat ya da kişiler değil, bir bütün olarak “İslâmî camia” kaybetmiş oluyor.
Muhtemelen “Ne alakası var, Müslümanlar niçin kaybetsin?” diyenler olabilir. Kaybediyorlar, çünkü bu operasyonlarla birlikte yalan yanlış binlerce bilgi dolaşıma giriyor. Düşünün ki “cami cemaati” bile “Bütün cemaatler kapatılsın” deme noktasına gelmiş durumda.
Sosyal medyada yapılan yorumlar ise tam bir fecaat. Ne yazık ki mütedeyyin insanlar da bu noktada iyi bir imtihan vermedi, veremiyor. ABD’li Senatör Hiram Johnson’a atfedilen bir tespite göre “Savaş çıktığında ilk kayıp gerçektir.” Bu operasyonlar sonrasında da en başta “hakikat, gerçek ve doğrular”ın öldüğünü görüyoruz. Yüzde yüz yalan olan haberler manşetlere taşınıyor ve bu haberlere göre yüzlerce, belki de binlerce “yanlış yorum”lar yapılıyor. Bütün bu yanlış yorumlar mütedeyyin insanların kamuoyu önündeki güvenilirliği ve onlara duyulan itimadı sarsmış olmuyor mu?
Herkes biliyor ve görüyor ki bu ve önceki operasyonlar insanların cemaatlerden ürkmesine ve kaçmasına yol açıyor. Şu anda açıkça dile getirilmemiş olsa da artık aileler çocuklarını cemaatlere ve onlardan beslenen sivil toplum kuruluşu ya da vakıflara vermek istemiyor. Peki bu durum Türkiye’nin ve milletin menfaatine olan bir şey midir? Devletin inançlı insanlara mesafeli olduğu zamanlarda gençlere “gerçekler”i kim anlatabildi? Ailelerin ve çocuklarının cemaatlerden uzaklaştırılması uzun dönem için ciddî bir promlemdir. “Biz cami cemaatiyiz, başka cemaatlere ihtiyaç yok” diyenler yarın bir gün çocuklarının başka fikir akımlarının “cemaati” olduğunu görünce acaba ne yapabilecekler?
Türkiye’yi idare edenler de bilir ve bilmesi gerekir ki, cemaatler Türkiye’nin ve hatta dünyanın bir gerçeğidir. Bazı insanların hatası sebebiyle cemaatlerin aleyhinde oluşacak olumsuz bir kanaati daha sonra izale etmek kolay olmaz. Bu bakımdan şuçun şahsiliği kuralını unutmadan varsa yanlış yapanlara hukuk çerçevesinde hesap sorulmalı. Bunu yapmak yerine “cemaat aleyhtarlığı” aşılamak hiç kimseye bir fayda vermez.
Ayrıca iktidarla içlı kışlı olanlara alan açıp, idarecilerin siyasî görüşlerine tabi olmayanları operasyonlara muhatap kılmak sistemin adil işlemediğine de delil olur.
Bugünkü şartlarda bu müdahaleler topyekun olarak milletin ve devletin kaybetmesi anlamına gelir. Unutmayalım ki Türkiye’nin kaybetmeye değil belki kazanmaya ihtiyacı var...