Araştırmacı-yazar Yücel Tanay, Doğu Türkistan’daki zulmün Türk kimliği ve tarihine yönelik sistematik bir saldırı olduğunu belirterek, Türk dünyasının sessizliğini “çıkar ve korku sessizliği” olarak değerlendirdi.
Araştırmacı ve Doğu Türkistan aktivisti Yücel Tanay, Çin’in son yıllarda her konuda baskı altına aldığı, kurduğu toplama kamplarında zulmettiği Uygur Türklerini yazdı. Milyonlarca Uygur Türkünün İslâm dünyanın yetimi olduğunu söyleyen Tanay, Müslüman başkentlerin Pekin’e karşı suskunluğunu ‘bilinçli ve çıkar sessizliği’ olduğunu söylüyor.
Bu suskunluk bilinçli bir tercih
Tanay yazısında, Uygur Türkleri’nin bugün yalnızca Çin’in baskısı altında bir halk olmadığını; aynı zamanda Türk dünyasının yetimi hâline getirilmiş bir millet olduğunu söyleyerek, “Doğu Türkistan’da yaşananlar artık tartışmalı bir “insan hakları ihlâli” değil, sistematik bir kültürel, demografik ve kimliksel yok etme sürecidir. Buna rağmen Türk dünyası, bu tarihsel traji karşısında büyük ölçüde sessizdir. Bu sessizlik ne cehaletle ne de bilgi eksikliğiyle açıklanabilir. Aksine, bu suskunluk bilinçli bir tercihin, çıkar hesaplarının ve korkuların ürünüdür” dedi.
Tarih bu sessizliği affetmeyecek
“Bugün Doğu Türkistan’da dil yasaklanıyorsa, çocuklar ailelerinden koparılıyorsa, tarih yeniden yazılıyorsa; bu yalnızca Uygurların meselesi değildir. Bu, Türk dünyasının kendi köklerine yönelmiş bir tasfiye sürecidir” diyen Tanay, “Uygurların çığlığı, bir etnik grubun değil; Türk dilinin, Türk tarihinin ve Türk medeniyetinin çığlığıdır. Bu çığlığa kulak tıkamak, yalnızca Uygurları değil; kendi geçmişimizi ve geleceğimizi inkâr etmektir.
Türk dünyası bugün susarak rahat edebilir. Ama tarih, bu sessizliği affetmeyecektir” ifadelerini kullandı.

Türk dünyasının hafıza ve vicdan meselesi
Türk dünyasının sessizliğini de eleştiren Tanay, ekonomik ve siyasî gerekçelerin hakikatin üzerini örtemeyeceğini vurgulayarak, “Türk dünyasının büyük bölümünün bu soykırım karşısındaki sessizliği, ahlâkî olduğu kadar tarihî bir sorumluluk krizidir. Sessizlik sürdükçe bu durum yalnızca bir kayıtsızlık değil, fiilî bir ortaklık hâline gelmektedir” ifadelerini kullandı. Doğu Türkistan meselesinin yalnızca bir coğrafyanın değil, bütün Türk dünyasının hafıza ve vicdan meselesi olduğunu belirten Tanay, “Bugün Uygurlar için konuşmayanlar, yarın kendi tarihleri ve kimlikleri için de söz söyleyemez hâle gelecektir” diye konuştu.
Sistematik bir suç
Tanay, Uygur meselesinin yalnızca bir insan hakları ihlâli olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Uygur meselesi yalnızca bir insan hakları ihlâli değil; Türk tarihine, Türk kimliğine ve insanlık mirasına karşı işlenen sistematik bir suçtur. Doğu Türkistan’da yürütülen politikalar, bir halkın yalnızca bugününü değil, geçmişini ve geleceğini de hedef almaktadır” dedi. Uygur Türklerinin Türk medeniyetinin temel taşlarından biri olduğunu ifade eden Tanay, “Uygur Türkleri, yazıdan bilime, tarımdan devlet geleneğine kadar Türk medeniyetinin temel taşlarını oluşturan bir halktır” değerlendirmesinde bulundu.
Haber Merkezi