TÜİK ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü verileri, mutfaktaki yangının beş yılda nasıl dünyanın zirvesine çıktığını ortaya koydu.
Kur krizi, üretim maliyetlerindeki artış, tarımsal üretimde yaşanan sorunlar, ithalata bağımlılık, yüksek enflasyon ve Orta Doğu’daki savaşın tetiklediği gıda fiyatları pazar tezgahlarını adeta mücevher standına dönüştürdü.
Ekonomist İnan Mutlu’nun TÜİK ve FAO verilerine dayanarak hazırladığı gıda fiyat endeksi grafiği, ülkemizdeki gıda enflasyonunun dünyadan nasıl ayrıştığını gözler önüne serdi. Buna göre, Eylül 2021 - Nisan 2026 arasında dünyada gıda fiyatları yüzde 101 artarken, bizdeki artış TÜİK verileriyle yüzde 833 oldu.

MESELE SADECE KÜRESEL KRİZ DEĞİL
Karar’ın haberine göre, gıda enflasyonunun yalnızca küresel gelişmelerle açıklanamayacağını savunan Finansal analist İnan Mutlu, “TL’nin çöküşü, tarımın tasfiyesi ve yüksek enflasyonu kalıcı hale getiren ekonomi modeli en önemli sebep” dedi. MASAK eski Başkan Yardımcısı Ramazan Başak da Eylül 2021’den itibaren küresel gıda fiyatlarıyla bizdeki fiyatlar arasında makasın açıldığına dikkat çekti. “2021, ikinci defa Gri Liste’ye girdiğimiz ve hukuktan hızla uzaklaşmaya başladığımız önemli bir yıl. Sonuç da tesadüf değil. Yani dış güçler değil” ifadesini kullandı.
Dünya ile Türkiye arasındaki fark açıldı
Paylaşılan grafik, Türkiye’de gıda enflasyonunun vatandaşın günlük hayatındaki etkisini bir kez daha görünür hale getirdi. Kırmızı çizginin Türkiye’deki gıda fiyatlarını, mavi çizginin ise dünya gıda fiyatlarını gösterdiği analizde iki veri arasındaki makasın özellikle 2021 sonrası hızla açıldığı görüldü. Uzmanlara göre bu ayrışma; kur krizi, üretim maliyetlerindeki artış, tarımsal üretimde yaşanan sorunlar, ithalata bağımlılık ve yüksek enflasyon sarmalıyla doğrudan bağlantılı. Grafik, Türkiye’de temel gıda ürünlerine erişimin neden giderek zorlaştığını ve vatandaşın mutfak harcamalarının neden küresel eğilimlerden çok daha sert arttığını gösteren en çarpıcı örneklerden biri olarak değerlendirildi.
Haber Merkezi