"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

"Azerbaycan'a karşı yapılan saldırıları şiddetle kınıyoruz"

14 Temmuz 2020, Salı 20:00
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye Azerbaycan'ın hakkına, hukukuna, topraklarına yönelik her türlü saldırının karşısında yer almakta asla tereddüt göstermeyecektir." dedi.

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Suriye'de, Kuzey Irak'ta ve Libya'da kendimizin ve dostlarımızın güvenliği için ortaya koyduğumuz iradenin salgın döneminde kesintisiz şekilde sürmesini sağladık. Bölgemizde ve dünyada dengelerin değişmesini sağlayacak derecede neticeler aldığımız bu faaliyetlerimizi hedeflerimize ulaşana kadar sürdüreceğiz. Artık bu bölgede Türkiye'nin içinde yer almadığı, muvafakat vermediği veya destek sağlamadığı hiçbir projenin yürüme şansı olmadığının kabul edildiğini umuyoruz. Bölgemizde etkinlik gösteren ülkelerin hepsiyle de diyalog kanallarını açık tutma, iş birliği yollarını genişletme, yapıcı diplomasiyi işletme gayreti içerisindeyiz. 

Türkiye'nin dostluğunu kazanmanın değerini bilenler bu mekanizmaları etkin şekilde kullanıyor. Israrla ülkemize husumet besleyenler ise kaybetmeyi sürdürüyor. Buradan bir kez daha hiçbir ayrım yapmadan herkesi Türkiye'nin hak, hukuk, adalet ve meşruiyet temelinde uzattığı barış ve iş birliği eline karşılık vermeye davet ediyorum. Bedeli mazlumların, mağdurların, gözü yaşlı, gönlü yaslı insanların ahı ve feryadı olan hiçbir düzenin sahiplerine hayır getirme ihtimali yoktur. Yaşadığımız dünyayı sadece belirli bir kesim değil herkes için daha huzurlu, daha güvenli, daha müreffeh bir yer haline getirene kadar mücadeleye devam edeceğiz."

Ayasofya kararı sonrasındaki tartışmalar...

Son günlerdeki önemli bir gelişmenin de Ayasofya'nın statüsü konusunda yaşadığına işaret eden Erdoğan, "Ayasofya'nın müzeden camiye döndürülerek vakfiyesindeki amaca uygun şekilde hizmet vermeye başlayacak olması hepimizi şüphesiz ki sevindirmiştir. Burada bir kez daha Ayasofya'nın kiliseden değil müzeden camiye dönüştürüldüğünün altını çizmek istiyorum." ifadesini kullandı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ayasofya gibi kutsal bir mabedi 1453 yılında harap bir vaziyette teslim alıp camiye dönüştüren Fatih Sultan Mehmet Han ve ardından gelen padişahlar olduğunu vurgulayarak, yapılan ilaveler ve tadilatlarla asırlar boyunca Ayasofya'nın geliştirildiğini, büyütüldüğünü ve güzelleştirildiğini ifade etti.

Erdoğan, harap halde bir ana kubbe olarak teslim alınan Ayasofya'nın külliyesi, minareleri, kütüphanesi, şadırvanı, imareti, hamamı, sıbyan mektebi, sebilleri, türbeleri, muvakkithanesi, kasrı hümayunu, hünkar mahvili ve diğer eklemeleriyle tam anlamıyla Türkiye'ye ait bir eser haline dönüştürüldüğünün altını çizdi. 

Ramazan ayı boyunca ve bayramlarda Ayasofya'nın İstanbul'da şehir hayatının merkezine yerleştiğine dikkati çeken Erdoğan, "Tam 5 asırdır süren bu sahiplenişi yok sayarak burayı fetihten önceki haliyle tasavvur etmekteki ısrarın gerisinde gaflet yoksa başka şeyler aramak gerekir. Daha yakın tarihlerde yaşanan sokak eylemlerinde İstanbul'un duvarlarına 'zulüm 1453'te başladı' diye yazıldığını da unutmadık. Kimlerin duvarlara bunları yazdığını da milletçe de gayet iyi biliyoruz." diye konuştu. 

İstanbul'un fethinden utanmanın sadece kendini Türk ve Müslüman olarak görenlerin değil bu topraklarda yaşayan hiçkimsenin hissiyatı olamayacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, fethin sorgulanışının bir adım gerisinin Söğüt, onun bir adım gerisinin Malazgirt ve İznik, onun bir adım gerisinin de Bedir olduğuna değindi.

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu milletin medeniyetine, tarihine, kültürüne, değerlerine, doğrudan saldırmaya cesareti olmayanlar sembollerimizi yıpratarak sinsice kendilerine yol bulmaya çalışıyor. Bugüne kadar aradıkları yolların hepsi de milletimizin irfanına çarpıp yerle yeksan oldu. Ayasofya tartışmasını, kültürel değer parantezine hapsetmeye çalışanlanların Osmanlı'nın Balkanlar ve Doğu Avrupa'da bıraktığı göz alıcı mirasın hoyratça yok edilişi karşısında ettikleri tek söz, duyulmamıştır. Aynı şekilde bu kesimlerin Endülüs'ten Kırım'a kadar medeniyetimizin teşkil eden değerlerinin yıkılışı veya yağmalanışı hususunda da herhangi bir serzenişleri vaki değildir. Demek ki bunların maksadı, kültürel mirası savunmak değil. Kalplerini ve zihinlerini sarmış olan Türk ve İslam düşmanlığına kılıf bulmaktır. Gün, bu ulu mabedin yeniden özüne dönmesinin sevincini amasız, fakatsız, lakinsiz, hesapsız, kitapsız bir şekilde yaşama günüdür. Hiçkimse merak etmesin, Ayasofya'yı yeniden vakfiyesine uygun hale getirirken kültürel miras vasfını da ecdadın yaptığı gibi koruyacağız."

"Avrupa'da ortalama 2 bin Müslüman'a 1 ibadethane düşüyor" 

Türkiye Cumhuriyeti devletinin hangi inançtan olursa olsun tüm vatandaşlarının ibadethane ihtiyaçlarını karşılama konusunda dünyadaki tüm ülkelerden daha ileri bir seviyede olduğunu bildiren Erdoğan, İstanbul'da ve Türkiye genelinde 435 kilise bulunduğunu bunların bir kısmının devletin cebinden ihya edilerek restore edildiğini anlattı.

Erdoğan, en son Süryanilere ait Bakırköy'deki bir arsanın bizzat temelini kendisinin attığını anımsatarak, Balat'ta yine aynı şekilde "Demir Kilise" diye anılan Ortodoks Kilisesi'nin açılışını da Bulgaristan Başbakanı ve çeşitli dinlere mensup patrik ve papazlarla beraber yaptığını dile getirdi.

Farklı dinin mensuplarına veya mabetlerine karşı bir düşmanlık ve hasımlıklarının olmadığının altını çizen Erdoğan, "Tam aksine bizde saygı var. Avrupa ülkelerinde Müslüman nüfusa düşen ibadethane sayısı ile ülkemizdeki gayrimüslim nüfusa düşen ibadethane sayısı arasında 4-5 kat fark vardır. Biz de ortalama 460 gayrimüslime 1 ibadethane hizmet verirken Avrupa'da ortalama 2 bin Müslüman'a 1 ibadethane düşmektedir. Avrupa'daki kilise ve sinagogların önemli bir kısmının da harap vaziyette olduğunu en iyi oralarda yaşayanlar bilir." diye konuştu.

Haçlı Ordusu, Ayasofya'yı vahşice yağmaladı

Meseleye tarihi açıdan bakıldığında Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'u fethettiğinde hemen Ayasofya'yı imara başladığını hatırlatan Erdoğan, buna karşılık ondan yaklaşık 250 yıl önce İstanbul'u işgal eden Haçlı Ordusu'nun Ayasofya'yı vahşice yağmaladığını vurguladı.

Bu dönemde yağmalanan esenlerin Vatikan başta olmak üzere Avrupa'nın pek çok şehrinde hala gururla sergilendiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Demek ki mesele, Ayasofya'nın kendisi değil bu mabedin ve içinde bulunduğu şehrin kimin egemenliğinde olduğudur. Coğrafyamızdaki bin yıllık varlığımızı, İstanbul'daki 600 yıla yaklaşan hakimiyetimizi bırakmak niyetinde değiliz. Ayasofya konusu başta olmak üzere milletimizin varlığı, birliği, özgürlüğü ve haklarıyla ilgili konularda kararımızı kendimizi veririz. Ayasofya'yı yanlış bir kararla da olsa müzeye biz çevirmiştik, onu yeniden camiye de biz döndürüyoruz. Yerin altında yatan yüzlerce milyon ecdada ve üstünde yaşayan 83 milyon vatandaşımıza karşı sorumluluğumuzun gereğini yerine getirmiş olmanın huzuru ve mutluluğu içindeyiz. 1934'te kimler müzeye çevirdi? Tabii ki bu millet. Şimdi de biz aslına rücu ettiriyoruz. Bir yanlışı biz düzeltiyoruz. Olay, bu kadar basit." 

"İstanbul'un fethi tüm dünya bakımından dönüm noktası olmuştur"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin istiklal ve istikbal davasının her alanda ilelebet devam edeceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Kadim dönemlerden beri tüm dünyanın gözbebeği olan bu coğrafyada yaşamayı tercih etmişsek bunun için gereken mücadeleyi de vermeyi göze aldık demektir. Sultan Alparslan'dan beri bu mücadeleyi kesintisiz yürütüyoruz. İstanbul'un fethi sadece bizim için değil tüm dünya bakımından bir dönüm noktası olmuştur. Tarih kitaplarında Avrupa'nın Orta Çağ karanlığından çıkışının sembolü olarak, İstanbul'un fethi gösterilir. Osmanlı'nın Hint Okyanusu'ndan Avrupa'nın ortalarına kadar uzanan hükümranlık dönemi bizim için elbette büyük bir iftihar sebebidir. Bu dönemin en önemli özelliği, diğer inanç gruplarına ve kültürlere tarihte eşi benzeri görülmemiş bir müsamaha ile yaklaşılmış olmasıdır." 

Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili şunları söyledi:

"Biz, milletimizle beraber yürüdük, milletimizle beraber o gece (15 Temmuz) darbeyi ve darbecileri bitirdik."

"Azerbaycan'a karşı yapılan saldırıları şiddetle kınıyoruz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan,"Dost ve kardeş Azerbaycan'a karşı Ermenistan tarafından yapılan saldırıları şiddetle kınadığımızı belirtmek istiyorum." dedi.

Erdoğan, "Yukarı Karabağ'ın işgalinden beri süren gerginliğin Ermenistan'ın pervasız ve sistematik saldırılarıyla çatışmaya dönüşmesinden endişeliyiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Saldırının iki devlet arasındaki sınırlarda, ağır silahlarla yapılması, olayın Azerbaycan'a yönelik bilinçli bir taaruz olduğunu gösteriyor." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Türkiye Azerbaycan'ın hakkına, hukukuna, topraklarına yönelik her türlü saldırının karşısında yer almakta asla tereddüt göstermeyecektir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kendi toprakları içindeki çok sayıda sorunu çözemeyen bir ülkenin böyle bir saldırganlık içine girmesi, önce kendi halkına saygısızlıktır." diye konuştu.

AA

Okunma Sayısı: 832
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı