"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hanımların diliyle Yeni Asya: “Yeni Asya’nın pusulası Risale-i Nur’dur”

21 Şubat 2020, Cuma 00:28
Risale-i Nur’un medyadaki dili olan Yeni Asya’mızın 50. yılına şahit olan çok değerli hanım ablalarımızın Yeni Asya hakkındaki düşüncelerini derledik. Bu şefkat kahramanları, eşleriyle birlikte bu nurlu hizmete gönül vererek, yıllar içerisinde göstermiş oldukları fedakârlıklarıyla hepimize örnek oldular. Onlar gibi daha nice kahramanlarımız var. Numune-i imtisal olması için birkaçını aktaracağız.

Daha nice yıllara inşallah

Nevin Kutlular 

(Yeni Asya Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Mehmet Kutlular’ın Hanımı):

Yeni Asya’nın 51.yılı, tüm islam alemi için, insanlık için, okurlarımız için hayırlı olsun. Yeni Asya’nın yıllardır verdiği mücadele, savunduğu dava, sadece Nur Talebelerini değil, tüm insanlığı ilgilendirmektedir. Hiçbir çıkarı menfaati olmaksızın, zulmün karşısında, mazlumların yanında olmuş, hakkı ve haklıyı daima savunmuştur. Kuruluşundan beri çizgisininden şaşmayan gazetemiz, bu şekilde ebediyete gidecek inşaallah. Bizler de bu silsilenin içerisinde yer aldığımız için bahtiyarız. Gelecekten ümitvarız.

“Yeni Asya’yı satır satır okuyorum”

Şükran Berk

(Risâle-i Nur’un avukatı merhum Bekir Berk Ağabeyin Hanımı):

“Yeni Asya okuyup da “Ben bunu beğenmiyorum” diyecek insan yoktur. Risale-i Nur’un neşridir o. Dış dünya ile tek irtibatım Yeni Asya ile oluyor. Televizyondan dinlediğim habere güvenmem. Menfî yayın yapılıyor. Ancak Yeni Asya’da okuduğuma güvenebiliyorum. Eleştirenler ve iftira atanlar bilmeden konuşanlardır. Ben Yeni Asya’nın her sayfasını satır satır okurum. Maalesef içimizde ve dışımızda hep bir muhalefet olmuştur. Doğrunun düşmanı çoktur. Yanlışlar hep doğrunun düşmanıdır. İnsanların hem Yeni Asya’yı, hem Risâle-i Nur’u okumadığını gösteriyor bu durum. Bu yanlışlar doğruların önünde durdukça ilerlememiz zorlaşıyor. Zamanla Yeni Asya her engeli aşacak, her yerde okunacak, tanınacak belki, ama bunun için gece gündüz neşrine çalışmak lâzım. Okurlarının da cesaretli olması lâzım. “Ya başıma bir şey gelirse?” gibi yersiz evhamlarla korkmaması lâzım. Korkmayın, başınıza Yeni Asya okumakla bir şey gelmez. Zira Yeni Asya demek, istikamette, güvenli yolda olmak demektir. Başınıza bir şey gelecekse de Yeni Asya okumaktan değil okumamaktan gelir. Yeni Asya aynı çizgisinde dururken, onun dışındakiler hep çizgi değiştirdi. Asıl tehlike bu yollardadır.”

“Yeni Asya’da Risale-i Nur var”

“Özellikle gençler Yeni Asya’yı okusunlar. Çünkü Yeni Asya’da Risale-i Nur var. Yeni Asya’da okunanlar zaten Risâle-i Nur’a yönlendiriyor. Yazılarda kaynak gösterilen Risale-i Nur’dan bölümleri, açıp yerinden okuyorum bazen. Makalelerin hepsi beni Risâle-i Nur’a yaklaştırıyor. Çok şükür Risale-i Nur’u ve İttihad’ı, yani devamında Yeni Asya Gazetesi’ni tanımaktan çok memnunum. Risâle-i Nur Talebelerini tanımaktan çok memnunum. Bir gün bir arkadaşım ’Sosyal hayattan el etek çektin, yalnız kalıyorsun diye acıyorum’ dedi. Güldüm ve Yeni Asya’yı çıkardım. Bak burada 16 tane yazar var, bunların hepsi benim arkadaşım, ben yalnız değilim’ dedim. Yeni Asya, geçmişte neyse odur. Yıllar içerisinde tek gözlemlediğim fark, yazar isimlerinin değişmesi. Vefat edenlerin yerini, yenilerinin doldurması.”

“50 yıldır takip ediyorum”

“Gazeteye siyasetten bahsediyor diye bakmayanlar var. Halbuki hayatın içindeyiz. Esas aldatım buradan geliyor.  Ama işte o da lâzım. Doğru şekilde İslâmiyeti yaşamak için bakmak zorundayız. Müslümanlar ittifak edebilse her şey düzelecek. Ama aldanıyoruz. Çünkü okumuyoruz. Ben her zaman derim Risale-i Nur’u gazete ile birlikte okuyun. Çünkü o size yön verir. Okuyan aldanmaz. İstikametten şaşmamak için gazeteyi de okumalıyız. Ben 50 yıldır gazeteyi takip ediyorum. Güncel olaylara nasıl bakılıyor Risale-i Nur penceresiyle nasıl yorumlanıyor inceliyorum. Kafama yatıyor. Çünkü hepsi haktan bahsediyor. Gazeteyi aldığımda ilk önce köşe yazılarına bakarım. Başlıklara göz gezdiriyorum. Sonra içerideki sayfalardan okuyamaya devam ediyorum. Yazılar olaylara bakışımı geliştiriyor. Kimi ciddî, kimi şakalı yazıyor. Ama hepsi hakikatten bahsediyor. Gençlik sayfasını da okuyorum. Ahiret sayfasını da ayrıca takip ediyorum. Allah emek verenlerden razı olsun.” 

“Gazetemi devam ettirin, aksatmayın”

Münevver Çelik 

(Sakarya Nur Talebelerinden Saadettin Çelik’in Hanımı):

“Risale-i Nur’u eşim vasıtasıyla tanıdım. Risale-i Nur’u tanıdıktan sonra insan gerçekten insan olduğunu anlıyor. Yani, dünyaya ne için geldik? Bu dünyadaki gayemiz nedir? Nereye gideceğiz? Öldükten sonra ne olacak? Bunları hep Risale-i Nur sayesinde öğrendim. Risale-i Nur ölümün hakikatini gösteriyor. Dünyaya sadece yiyip içmek, keyif sürmek için gelmediğimizi öğretiyor. Hele de yaş ilerledikçe dünyanın ne kadar boş olduğunu daha iyi idrak ediyorum. Ölümü düşündükçe imanın verdiği güçle rahatlıyorum. Ebedî hayata gönderdiğim Saadettin Bey ve diğer yakınlarım için duyduğum ayrılık hüznünü sevince çeviriyor. Hastanede iken belli olmuştu vefat edeceği. Kendi de hissetmişti zaten. Son anlarında konuşamıyordu. Sadece “Üstad geldi mi?” diyordu. Başka kelimeleri söyleyemiyordu. Hastalandığında da çok ağrısı olmasına rağmen hiç şikâyet etmedi. ”Nasılsın?” diye sorunca “Elhamdülillah” diyordu. Bir gün bile yapabileceği ibadeti büyük bir kâr görüyordu. Sadece hizmet için sıhhatini arzuluyor, duâ ediyordu. “Ben ölünce hizmetime sahip çıkın, gazetemi devam ettirin, aksatmayın. Sen de ölürsen torunlarım gazeteme sahip çıksın, devam ettirsin” dedi. Bende her sabah kalkar, önce gazetemi alıp okurum. Sanki her gün müjdeci, tesellici geliyor gibi. Sanki Saadettin Bey’den bana haber getiriyor. Gazetemin ‘Ahiret Sayfası’ şifa gibi, ilâç gibi geliyor bana. Emeği geçenlerden Allah ebediyen razı olsun.” (05 Nisan 2018)

Zulmetle Nur’un mukayesesi: Yeni Asya

Mümine Güneş 

(Yeni Asya Gazetesi Yazarı):

“Yeni Asya benim için zulmet ile Nur’un mukayesesidir. Yaşayan bilir derler ya, bizler zulmeti yaşayarak tanıdığımız için, inşallah Nur’un kıymetini yakinen bilenlerdeniz. İçindeki karanlığın seni bütünüyle sardığını hissedersin, ama çıkış yolunu bilemediğin için, manevî  körlüğün zulmeti ile çıkış yolları sana kapanır ve kaybolur gidersin. İnsan kendini hiç sorgulamıyor. Şuursuzca bir hayat tarzının girdabında, boşa giden günlerine hiç acımadan, dünyaya veda edeceği son anın her an gelebileceğini hesap etmeden yaşıyor, ama asla mutluluğu tadamıyor. Çünkü iman olmadan, İslâm yaşanmadan, kendi kimliğini tanıyıp, görevlerini yerine getirmeden, hayatın anlamı bilinebilir mi?”

Yeni Asya’nın davası sönmeyecek

 “Allah inşallah Yeni Asya’mızı ve dâvâmızı çok uzun yıllara ulaştırır. İnşallah o dâvâ ile birlikte ölürüz.” Hatıralarından bahseden Güneş şunları dile getiriyor;  Kendim götürüyordum yazılarımı. Mustafa Polat Ağabeyle konuşuyoruz öyle. Çok samimî davranıp hep hakikatleri anlatıyordu. Risale-i Nur’dan vecizeler anlatıyordu. Son geceydi onu en son gören bendim. Yazımı götürmüşüm saat 11 civarı falandı. Yüzü nasıl parlıyor bende ona bakıyorum, ya diyorum bu kadar parlamak olamaz acaba ışık kaynağı falan mı var yüzünün içinde meğer son anlarıymış Cenabı Hak onu nurlandırmış. Eve gittiğimde annemle babam telâşla gelip sana söyleyemedik Mustafa Polat Ağabey vefat etmiş. Ben böyle düşündüm şehit oldu dedim. Bütün ağabeylerimiz hep bizimle beraberler aynı burada olduğu gibi. Ben eminim onların ruhları burada. Beraberiz. İnşallah Cenab-ı Hak bu yoldan ayırmadan onlara dâhil etsin yüzümüz ak olsun.”

“Yeni Asya hizmetin düsturlarını anlatıyor”

Emel Dinçer 

(Risale-i Nur’un fihristesi olarak bilinen Nevzat Dinçer Ağabeyin hanımı) :

“Benim mesaim, sabah ezanından evvel başlar, sabah namazını müteakiben evratlarımı bitirdikten sonra ilk işim beş sene önce yatağa bağımlı kalan eşim Nevzat Beye fizik hareketleri yaptırır, ardından kahvaltısını hazırlarım. Daha sonra Risale-i Nur dersine başlarız. Nevzat Bey fenâ fil Risale, her konuya vakıf, hatta hangi mesele hangi kitapta, sayfasına kadar bilir. Yaz aylarında haftanın iki günü derslere iştirak ediyorum, ev hali işlerim çıkınca Nevzat Bey, ‘Bugün derse neden gitmedin,‘ diye beni ikaz eder. Neşriyat komisyonunda görevli olduğum için gazetemizin ve dergilerimizin satışını takip ediyorum. Gerek haftalık mutad derslere, gerekse semt derslerine mutlaka Yeni Asya’yı götürür, o gün ki gündemle ilgili bir yazıyı çay molasında okuruz. Buradaki maksadım Yeni Asya’yı tanıtmaktır. Risale-i Nur’u anlamak için Gazeteyi okumak lâzımdır. Yeni Asya hizmetin ölçüsü ve düsturlarını anlatıyor.

İYİ Kİ YENİ ASYA VAR

“Yeni Asya’nın pusulası Risale-i Nur’dur. Risale-i Nur’un pusulası da Kur’ân’dır. Bundan dolayı Yeni Asya aldanmaz ve aldatmaz. Gazeteyi tenkit edenlere gazeteyi okutuyorum, ‘bakın bu gazetenin neresi sizce uygun değildir, tenkit ediyorsunuz?’ diyorum. Gazeteyi günlük olarak marketten alıyorum, markete gelmediği zaman hemen temsilciliği arıyorum. Çünkü gazetemiz nefesimiz ve sabrımızdır. Ben okuyorum, Nevzat Bey dinliyor, beraber mütalâa ediyoruz. Her bir yazarın yazısı ayrı bir renktir, ayrı bir güzelliktedir. Yazı yazmak çok zaman alıyor. Biz hazır bulduğumuz yazıyı neden okumayalım ki? Yeni Asya Gazetesi Risale-i Nur’un naşir-i efkârıdır. Bu yayın organında çalışan bütün kardeşlerimi tebrik ediyorum. Onlar birer kahramandırlar. Gazetenin üzerimizdeki tesiri tâ rahmetli babamdan bize kalan kıymetli bir mirastır. Ona da Zübeyir Ağabey’den intikal eden bir mücevherdir. Mücevher ne kadar eskiyse o kadar paha biçilmez bir kıymet kazanır. Biz İttihad’dan gazeteyi tanıyan, okuyan müşteri değil; asıl sahibiyiz. İşte dâvâyı kendi malı gibi bilmek, dâvâyı neşir etmek dâvânın sahibi unvanına haiz olur. Sadece usûlen dostlar alış verişte görsün, hatır için gazeteyi alayım dememek lâzımdır. Yeni Asya dâvâmdır diyecek ve alacak. Şunu da ifade edeyim ki, Yeni Asya, her dönemde bir zorluk yaşamıştır. Her türlü zorlukları aşarak bugünlere gelmiştir. Ümit varız, elhamdulillâh. Emel Hanımın son sözü, “köşe yazarlarımız hiç usanmadan, çekinmeden yazılarına devam etsinler. Hepinize duâ ediyoruz. İyi ki, Yeni Asya var.” 

“Yeni Asya herkese açık bir üniversite gibi”

Arife Aksakal 

(Yeni Asya Gazetesi Eski Yazı işleri Müdürü Sabahattin Aksakal’ın eşi):

Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin muhteşem Kur’an tefsiri olan Risale-i Nur külliyatının matbuat âlemindeki dili olan Yeni Asya Gazetesi, bu vazifesini 50 yıldır onurlu ve tavizsiz olarak bihakkın ifa etmektedir. Yeni Asya, her gün Risale-i Nur’u okuyan ve okutan bir medrese-i nuriye, adeta herkese açık bir üniversite gibidir. 50 yıllık yayın hayatında, Hakk’ın hatırını âlî tutarak, her hal ve şartta müsbet hareket ederek, ittihad-ı İslam’ı, din vicdan ve fikir hürriyetini, adaleti ve hukukun üstünlüğünü savundu. Hukuk dışı tüm icraatlere, darbelere - bu uğurda çok ağır bedeller ödese de - karşı çıktı.

Hak ve hakikat taraftarı olan tüm Risale-i Nur talebelerinin ve imanlı ve ahlâklı nesillerin yetişmesini, ailenin korunmasını isteyen hamiyetli tüm ehl-i imanın Yeni Asya’ya sahip çıkması ve destek olması gerekir. 

Saygılarımla.

Okunma Sayısı: 1073
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı