"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

En büyük düşman nefsin tuzakları

Sami CEBECİ
14 Nisan 2024, Pazar
Bin bir Esmâ-i Hüsnasının nihayetsiz tecellilerinin güzelliklerini mahlukat aynalarında bizzat görmek, akıllı ve şuurlu varlıklara göstermek isteyen Cenab-ı Hak; kâinatın her tarafını dolduran melekleri, yeryüzünde cinleri, insanları, hayvanları ve bitkileri yaratmıştır. Cansız varlıklar ise, kâinatın tamamında vardır.

Melekler nurdan yaratılmış mükerrem varlıklardır. Devamlı Allah’a itaat halindedirler. Ne emredilmişse onu eksiksiz yaparlar. İnsanlar gibi nefis taşımazlar ve bundan dolayı imtihandan muaftırlar. Akıllı ve şuurlu varlıklar olup, insanlar gibi onlar da bu kâinat sarayının seyircileri ve âlem kitabının mütalâacılarıdırlar. Müekkel oldukları şeyin lisan-ı hal tesbihatını, melek diliyle şuurlu bir tarzda Allah’a arz ederler. Çok muhtelif cinsleri vardır. Elbette dağlara, yıldızlara ve güneşe müekkel olup onların tesbihatını temsil eden meleklerle, yağmur katrelerine müekkel olan melekler bir değildir. Onların bir kısmı doğrudan ibadet halinde oldukları gibi, diğer kısmının ibadetleri amelidir. İnsanların fiillerini yazan Kirâmen Kâtibin gibi.

Hayvanlar ise nefis taşırlar fakat imtihana tâbi değillerdir. Sınırlı bir akılları olsa da, fikir ve muhakemeleri yoktur. Allah’ın onlara tayin ettiği fıtri vazifeleri ne ise ibadetleri de odur. Öldükleri zaman cesetleri toprak olsa bile ruhları bâki kalacaktır. Onların ruhlarını Cenab-ı Hak, onlara mahsus saadetlere mazhar kılacaktır. Her bir hayvan türünün cesetli bir mümessili bulunacaktır. Meselâ; Ashab-ı Kehf’in köpeği, Hz. Salih Peygamberin (as) devesi, Hazret-i Süleyman Aleyhisselâmın Hüdhüd kuşu gibi bazı özel fertler ruh ve cesediyle birlikte bâki kalacaktır.

Yeryüzünde yaşayan ve şuurlu olan cinler taifesi ve insanlar nefis taşırlar. Bu her iki taife de imtihana tâbidirler. Allah’ın emir ve yasaklarına itaat ederlerse cennet ile mükâfatlandırılırlar. 

Nefis, insanların imtihanına vesile olması için verilmiştir. Nefis olmasaydı, insanların makamı melekler gibi sabit kalırdı. O zaman da insan nev’ini yaratmaya gerek kalmazdı. 

Nefis ile yapılan mücadele insanın manen yüceltir. Mümin olan kişileri cennetin en yüksek makamlarına kadar çıkarabilir. Ancak, nefisle yapılan mücadele çok zordur. İnsanın en büyük düşmanı da odur. 

Nefsin insana kurduğu en tehlikeli tuzaklardan en önemlisi, ibadetleri sürekli erteletmektir. “Kırk yaşından sonra namazıma başlarım, geçmişteki günahlarıma da tövbe ederim ve kurtulurum.” der. Hâlbuki kırk yaşına çıkmaya hiç kimsenin senedi yoktur. Kırk yaşına geldiğinde de alışkanlıkları sabitleşir. Bu sefer “Emekli olduktan sonra başlarım.” der. Emekli olduktan sonra da nefis ve şeytan “Bu yaşa kadar yapmadığın ibadeti yaparak Allah’ı mı kandıracaksın?” diyerek, o insanı hak ve doğru yoldan saptırır.

Nefiste var olan arzu ve istekler, Allah’ın hiç razı olmadığı fena şeylerdir. Zira nefis her zaman imtihan gereği hep kötülüğü emreder. Nefsinin arzularını emir kabul edip yerine getirenlerin İlâhı kendi nefsidir. Hâlbuki Allah’tan başka İlâh ve Ondan başka emirlerine tapılacak yoktur.

İbadetlerini yapanlara terk ettiremeyen nefis ve şeytan, bu sefer onu tehir ettirmeyi dener. Hakikatte ise, en makbul ibadet vaktin evvelinde yapılan ibadetler ve kılınan namazlardır.

Nefis, kendinde görünen güzelliklerle iftihar eder. Hâlbuki nefis, Allah’tan gelen hayrı kabul etmek ve işlediği günahlara merci olmak için yaratılmıştır. Günahların kaynağı insanın kendi nefsidir. Bedelini de o öder ve cezasını da o çeker.

Nefsin insana kurduğu hile ve tuzaklar saymakla bitmez. Herkes iç dünyasında onları bilir. Nefisle mücadele etmenin tek yolu, onun arzu ve isteklerinin tersini yapmaktır. Helâl dairesine razı olup, haramlara girmemektir. Zira Bediüzzaman Hazretlerinin dediği gibi: “Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.” 

Okunma Sayısı: 2321
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı