2. Dünya savaşından bu yana, dünyanın her tarafında sekiz yüz elli kadar üs kuran Amerika, süper güç olarak bu üsler marifetiyle bütün ülkeleri kontrol altında tutuyor. Amerika’nın çıkar ve menfaatleri için bu ülkeleri neredeyse modern sömürgesi gibi kullanıyor.
Dünyanın çok önemli petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarının bulunduğu Orta Doğu ülkelerinin hepsinde üsleri bulunan Amerika, o ülkeleri diğer ülkelerden koruduğunu söyleyerek, bütün masrafları o ülkelere ödetiyor ve hatta kendi ülkesine yatırım yaptırma adı altında trilyonlarca dolarını da alıyor.
28 Şubat’ta başlayan ve hâlâ devam eden ABD-İsrail ve İran savaşında herkes gördü ki, Orta Doğudaki Amerikan üsleri bulunduğu ülkeleri koruyamadığı gibi, bu üsler kendilerini de koruyamadı. İran’ın attığı balistik ve süpersonik füzelerle hem üsleri, hem radarları imha edildi ve askerlerinden ölenler ve personelinden yaralananlar oldu. Ölen askerler tabutlar içinde Amerika’ya gönderildi ve yaralı personeller tedavi edilmeye çalışılıyor.
Bu yaşanan tablo, Orta Doğudaki Amerikan üsleri bulunan ülkeleri çok büyük hayal kırıklığına uğrattı. Milyarlarca dolar vererek besledikleri askerlerin ve alınan çok pahalı silâhların hiçbir iş görmediğine şahit olmak, şimdi bu ülkeleri kara kara düşündürüyor. Aslında, bahsi geçen bu üsler, İsrail’i korumak için olduğu apaçık bir gerçektir. Ancak, İsrail’i de koruyamadığı görülüyor. İsrail halkı sığınaklardan çakamadığı gibi, gösterişli şehirleri de kısmen harabeye döndü.
Şimdi, yaşanan bütün bu olaylardan sonra, başta Ortadoğu devletleri olmak üzere, bütün Müslüman olan devletler bundan ders alıp, beyhude Amerika’nın kendilerini korumasını beklemekten ziyade, yeni bir yol ve yeni bir metot bulmaları gerekmektedir. Bu savaştan alınması icap eden ilk ders, kesinlikle Amerikan üslerinden bir an önce kurtulmak ve ülkeden onları çıkarmaktır. Asalak gibi sadece bulunduğu ülkenin imkânlarını sülük gibi emen bu üslere, hiçbir devletin ihtiyacı yoktur.
Asıl yapılması gereken hakikat, dünyada çeşitli devletlerin kendi aralarında birlikler kurduğu gibi, elli yedi devletten meydana gelen İslâm ülkelerinin, daha fazla gecikmeden kendi aralarında birlik kurmalarıdır. Böyle bir birlik şimdiye kadar çeşitli sebeplerden dolayı kurulamadığı için ve her devlet kendi başına kaldığından, Amerika ve temsilcisi gibi çalışan İsrail, etrafındaki Müslüman devletlere çok büyük zararlar veriyor. Dünyada sınırları belli olmayan tek haydut devlet olan İsrail, sürekli etrafındaki devletlerin topraklarını kendi topraklarına katıyor. Birleşmiş Milletler de bu gidişatı sadece seyrediyor.
Şimdiye kadar, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan, İran ve Pakistan’ın öncülüğünde elli yedi İslâm devleti, gerçek anlamda İslâm birliğini kurmuş olsa ve hem askerî, hem ekonomik, hem siyasî, hem stratejik bir bütünlük içine girseydi, ne Amerika, ne İsrail ve ne de hiçbir güçlü devlet bu ülkelere saldırmaya cüret ve cesaret edemezdi.
İslâm devletlerinde petrol, doğalgaz, ordu ve para gibi olması gereken her şey var. Olmayan tek şey, birbirlerine güven duygusu içinde kurulmuş bir birliğin henüz kurulamamış olmasıdır. Amerika-İsrail ve İran arasında meydana gelen bu savaştan sonra, daha fazla beklemeden ve daha fazla zarar görmeden İslâm birliğini kurmak, her türlü saldırılara karşı caydırıcı bir güç oluşturmak şarttır. Dünyanın dengesi için böyle bir İslâm blokuna şiddetle ihtiyacı vardır.