"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayat bir yaprak dökümü gibi

Sami CEBECİ
21 Ocak 2026, Çarşamba
Dünya hayatına gelen her insan, bu âlemde ebediyen kalacakmış gibi bir duygu içinde hayatını yaşar.

Bir gün mutlaka bu dünyayı ölümle terk edeceğini bile bile devamlı kalacakmış hissi çoğu insanları aldatır. İnanan müminler ise, hayatın anlamını bildiklerinden hem dünya, hem de ahiret hayatlarını kazanmak için elinden gelen gayreti gösterirler.

Bir kervan gibi dünyaya gelip, yine bir kervan gibi kafile kafile arkasından bu dünyadan göçüp gidenlerin arasına, 1958 yılında önce babam katıldı gitti. Kendisi Hafız idi. Şu gök kubbeden hoş bir seda bırakarak rahmet-i Rahman’a kavuştu. Henüz otuz yaşına girmemişti. O zaman ben yedi yaşlarındaydım ve ilkokul birinci sınıfı bitirmeye yaklaşmıştım. Böylece, önce babadan öksüz kalmıştım.

Babamın vefatından sonra, derin bir hoca olan dedem beni yanına aldı. Babaannem ve Altun ve Şerife halalarım evlâtları gibi bana baktılar. İlk ve orta okulu onların yanlarında geçirdim. Benim üzerimde çok hakları oldu. Hakikaten onların haklarını ödeyemem diye düşünüyorum.

Daha sonra, Kdz. Ereğli ilçesindeki endüstri meslek lisesini kazanıp orada okumaya başladım. Bu sefer dayılarım sahip çıktılar. Lisenin lojmanında diğer öğrencilerle birlikte kaldığım zamanlarda, dayılarımın evlerine gidiyordum. Onlar da evlâtları gibi beni sahipleniyorlardı.

Yıllar yılları kovaladı ve önce babaannemi ve arkasından birkaç ay sonra 1976 yılında dedemi, daha sonraki yıllarda Altun Halamı, bir müddet sonra Naci Dayımı ahiret diyarına yolcu ettik. Ömür denilen şey ne kadar da çabuk geçiyordu! İki binli yılların başında Yaşar amcamı öbür tarafa uğurladık. Derken birkaç yıl sonra Mustafa dayımı da ahirete gönderdik.

Ahiret diyarına giden kervan hiç durmuyordu. 23 Nisan 2024 tarihinde, bir yıldan beri hasta olan annemin vefat haberi geldi. Allah ona bir hayli uzunca bir ömür vermişti ve doksan altı yaşın içindeydi. Kalabalık bir cemaatle cenaze namazını kıldırmak nasip olduktan sonra, onu da ahirete uğurladık.

Acı haber denilen ölüm haberlerinin arkası kesilmiyordu. 08 Ocak 2026 Perşembe gecesi Şerife Halamın vefat haberi geldi. Süratle Kdz. Ereğli’ye ulaştık. Uzun zamandan beri halam da şeker, tansiyon ve böbrek hastalıklarıyla uğraşıyordu. Namazında niyazında ve tevekkül ehli saliha bir kadındı. Herkes tarafından sevilen ve misafiri eksik olmayan bir yapısı vardı. Hayatı boyunca yaptığı iyiliklerin bir mükâfatı olarak, acele hastaneye kaldırılan ve aynı gece bir su içer gibi ruhunu Rahman’a teslim eden Şerife halamı da oldukça kalabalık bir cemaatle ahirete yolcu ettik ve aynı gün Ankara’ya döndük.

Sonradan haberi olduğundan, başsağlığı için son dayım olan Hüseyin Temel Dayıma dedim ki: “Dayı! Akrabalar içinde en yaşlı sen ve ben kaldık. Allah hayırlı ve bereketli ömürler ihsan etsin.” dedim. “Ben her zaman hazırım. Allah, iman ve Kur’ân selâmeti versin” dedi.

Evet, ömür dediğin ne ki! Bediüzzaman Hazretleri “Şu güzerân-ı hayat bir uykudur, bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi bir rüzgâr gibi uçar gider.” demektedir. Yunus Emre de “Hele bana şöyle gelir, bir göz yumup açmış gibi” diyor.

Evet, hazan mevsiminde düşen yapraklar gibi, birer birer dostlarımız bu dünyadan her gün ahiret âlemlerine göç ediyor.

Okunma Sayısı: 187
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı