Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 09 Haziran 2006

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

Hangi Zerkavi öldürüldü?



Efsane haline getirilen Zerkavi’nin sonunda ‘resmen’ öldüğü ilân edildi ve bedeninin teşhis edildiği söylendi. Saddam’ın adamlarından ve direnişi örgütleyen isim olarak bakılan İbrahim İzzet Duri için de birkaç kez öldüğüne dair rivayetler çıkmıştı. Zerkavi için de benzeri söylentiler çıkmış ve Budiyaf’ı öldürdüğü iddia edilen Bumarufi gibi meçhul bir kimlik olduğu ileri sürülmüştü. Zerka’daki ailesi de onun öldüğüne hükmediyordu, ama ‘gerçek’ ölümünden sonra böyle bir sonucu beklediklerini açıkladılar. Dolayısıyla işgalin getirdiği ve sebep olduğu karartma ve karartmanın getirdiği sisli ve puslu ortam yüzünden Zerkavi efsaneleşti ve gerçek kimliği hayalî bir kimliğe büründü. Hayalî kimliği gerçek kimliğinin üzerine çıktı. Birileri de tam bunu istiyordu.

Eba Müslim Horasanî ve Mülessem (Maskeli) veya Zorro efsanelerinde olduğu gibi Zerkavi’nin efsaneleştirilmesinde işgalciler, basın ve kollektif hafıza hepsi rol oynadı. Sarı Saltık gibi Zerkavi’ye bir çok gerçek dışı eylem yüklediler. Ve işgalciler Zerkavi üzerinden direnişi alevlendirmekten ziyade kardeş kavgasını ve mezhep kavgasını tutuşturmak ve körüklemek istiyorlardı. Belki de bugüne kadar ele geçirilememesinin veya öldürülememesinin ardındaki sır budur. Neden şimdi sorusunun birçok cevabı olabilir. Bu cevaplardan birisi, ilk kez seçimler sonucu oluşan bir kabine ile iktidara gelen Nuri Maliki’nin milislerin üstesinden gelmek istemesi ve bunun için de önünün açılması olabilir. Milislerin varlık nedeni ise Amerikalılardan ziyade Zerkavi gibi şahsiyetlerin varlığı idi. Maliki ve Şiilerin çıkarı hasım kampın lideri olan Zerkavi’nin ortadan kaldırılması olabilir, ama burada Amerikalıların çıkarı ne? Zerkavi’nin öldürülmesiyle Şiî-Sünnî geriliminin yatışmasını mı istiyorlar? Bir bütün Irak mı düşlüyorlar? Elbette bunlardan hiçbirisi olamaz. Amerikalıların çıkarı Irak’ta kontrolü tam ele geçirinceye kadar kardeş kavgasının devamı yönündedir. Öyleyse neden Zerkavi öldürüldü? Gayri iradî olarak mı öldürüldü? Yoksa Zerkavi’nin bu mânâdaki son kullanım süresi mi bitti?

***

Kanaatimce, Amerikalılar Zerkavi’nin öldürülmesinden ziyade milislerin tasfiyesini istiyor olabilir. Bunun için Zerkavi’nin kurban verilmesi gerekiyordu. Bu durumda milislerin varlık nedenini ortadan kaldırmak gerekiyor. Maliki’nin milisleri lağvetmesinin önündeki engelin kaldırılması lâzımdı belki de bu Zerkavi’nin öldürülmesiydi. ABD, milisler üzerinden İran’ın Irak’taki varlığından rahatsız oluyor. Yarın İran-ABD çatışma noktasına gelirse Irak için savaşmayan milislerin İran için savaşabilecekleri varsayılabilir. Dolayısıyla arkasını sağlama alabilmek için Zerkavi operasyonuna hız vermiş olabilir. Zira, Nuri Maliki’nin gündeminde milislerin lağvedilmesi vardı.

Milislerin lağvı sadece Amerikalıların değil bundan sonra Sünnî kesimlerin de daha fazla gündeminde olacaktır. Maliki’nin başarısı da buna bağlıdır. Zerkavi’nin öldürülmesi ‘silahlı direnişi’ ne şekilde ve ne kadar etkiler? Başta Nuri Maliki, Zerkavi’nin öldürülmesinin Zerkavilerin öldürülmesi anlamına gelmeyeceğini teslim ediyor. Maliki: “Zerkaviler ölmez” diyor. Halilzad, Irak’taki Amerikan güçlerinin komutanı George Casey ve İngiltere Başbakan yardımcısı Margaret Beckett, Zerkavi’nin öldürülmesinin dönüm noktası olup olmayacağından şüpheli olduklarını dile getirdiler. Hatta milisler üzerinde bir operasyon olmazsa mezhep gerilimi daha da artabilir. Zira artık ortada milislerin varlık sebebi kalmadı.

***

Zerkavi’nin şahsiyetine gelecek olursak. Tam olarak Bin Ladin’in şahsiyetini de çözebilmiş değiliz. Zira, ortam gereği üzerlerinde uygulanan sansür nedeniyle bilgi akışı tek yanlı ve kirliydi. Kasetler aracılığıyla bilgi akışı ne kadar sağlıklı, bilinmez. Zerkavi’ye gelince, kendisi samîmî olabilir. Ama samimiyeti, kurulan büyük oyunda küçük bir piyon olmasını engellemez. Samimiyeti, üzerinden yürütülen büyük stratejilere engel değildir. Dolayısıyla bu durumda onun niyetinden ve şahsiyetinden ziyade yöntemini sorgulayabiliriz. Yönteminde bir takım kusurlar vardı. Şiî-Sünnî kamplaşması için bazı Şiiler kadar o da işgalcilere malzeme temin etmiştir. Bunda doğrudan katkısının ve rolünün payını tam olarak bilmiyoruz. Ama dolaylı olarak katkı sağladığı inkâr edilemez.

09.06.2006

E-Posta: mustafaozcan@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (08.06.2006) - Katsav’ın İslâma hizmeti!

  (07.06.2006) - İhtirasın izdivacı

  (06.06.2006) - Üç ruh hastası

  (05.06.2006) - Değişen üçgen

  (02.06.2006) - Kültür farkı ve kadın

  (01.06.2006) - Nur’un postacısı

  (31.05.2006) - Tek din, çok kültür

  (30.05.2006) - Tarık Ramazan

  (29.05.2006) - İsrail sonsuz değil

  (28.05.2006) - Fetihten önce yüzlerin kararması

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahaddin YAŞAR

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004