Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 15 Şubat 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Serdar MURAT

Kadir şehit oldu duyan var mı?



O şiir vurdu beni.

Hem de tâ can evimden.

Sonra gördüm nur gibi tertemiz yüzünü,

Şehit özgü bir asalet vardı yüzünde…

“Ben gencecik fidandım, daha hiç tomurcuk vermemiş. Ve soldurdular beni Lice’de, hayatımın baharında” diyordu.

Adı Kadir Aydın’dı.

Lice’de teröristlerle girdiği bir çatışmada şehit olmuştu.

“Ben kendi vatanımda, vatanımı vatansızlardan korumak için öldüm,

“Ben Türk’tüm, adım Türkçe, ama öğrenemedi adımı hiç kimse,

“Bir kez bile manşet de olamadım ya o gül yüzümle gazetelere,

“İşte ey koca dünya ben asıl o gün öldüm” diyordu.

İlgisizliğe isyandı bu…

Aynen şu gelen mısralarda olduğu gibi;

“Ama anmadı beni babamdan gayrı kimse, onu andıkları gibi

“Ve yazılmadı başka hiçbir yere adım, anamın yüreğinden başka.”

* * *

Bu şiirle beni bir empati yolculuğuna sürükledi.

Hrant Dink’ten tam bir gün önce şehit olmuştu Kadir Aydın Astsubay.

Lice’de bu vatan bölünmesin diye mücadele ederken, bir teröristin namlusundan çıkanla can vermişti orda.

Binlerce, on binlerce Kadir Aydın gibi şehit olmuştu bu ülkenin uğruna.

Genç yaşta kolunu, bacağını kaybedenler kendilerine,”kınalı bacaksızlar” adını vermişlerdi. Yani gazilerimizdi onlar.

Şehit olanların ailerinin ise kimi ilgisizliğe isyan etmişti, kimi ise vatan hainlerinin bu ülkede daha çok itibar gördüğü gibi bir izlenime kapılmıştı.

“Ey koca dünya ben de öldüm” şiirinde olduğu gibi,

“Ölümümden hemen sonra kameralar gelmedi oraya.

Halk da toplanmadı ellerinde karanfil ve mumlarla,

Hiçbir devlet büyüğü ve Amerika da kınamadı ölümümü,

Ve yazmadılar adımı mezar taşımdan başka, hiçbir yere…”

* * *

Hamaset tellâlığı yapma niyetinde değilim.

Hrant Dink’in cenazesinde yürüyenlerin, aynı zamanda Kadir Astsubayın şehit cenazesinde de olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü adı ne olursa olsun, nereden gelirse gelsin ha Dink olmuş, ha Kadir Astsubay hedefinin aynı olduğuna inanıyorum.

Ancak burada derin bir empati yolculuğuna çıkmamı sağlayan olay, ülke için şehit olan insanların sahipsiz bırakıldığı, hatta bu ülkede vatan hainlerinin daha çok itibar gördüğü gibi bir duyguya kapılmam.

Hrant Dink’in cenazesinde Türk milletinin hoşgörüsü ve teröre karşı verilen birlik mesajı vardı. Terörün asıl panzehirlerinden birinin toplumsal tepki olduğuna inanıyorum. IRA ve Kızıl Tugaylar bu tür toplumsal tepkilerle geriletilip, silahı bırakma kararı almak zorunda bırakıldılar.

Ancak şehitlerin acısını da yeterince, tam yüreğimizde hissettiğimizi sanmıyorum.

Evet ateş düştüğü yeri yakıyor. Ancak sadece o acılı yüreklerle sınırlı kalmıyor. Mazlumun ahı büyüyor, bir toplumsal tepkiye dönüşüyor.

Hrant Dink’in cenazesinde atılan, “Hepimiz Ermeniyiz” sloganlarına karşı açılan, “Hepimiz Türk’üz” pankartlarının altında bu sosyolojik tabanın yattığını görmeliyiz.

Türküyle, Kürdüyle, milliyetçisi, özgürlük yanlısıyla, PKK sempatizanı, Kuvay-ı milliyeci ruhuyla hepimizin o sosyolojik olayın derinliğini görmeye ihtiyacımız var.

Milliyetçi dalganın rantını yemek isteyen çete bozuntuları bir yana, ama ortada bir vaka var.

Nasıl olmasın?

* * *

Almanya şu günlerde çok ciddî bir tartışmanın içinde.

Müebbet hapis cezasına çarptırılan Baader Meinhof Çetesi’nin üyelerinden Brigittie Mohnhaupt 26 Mart günü 24 yıllık hapis cezasını tamamlayarak tahliye edilecek.

Mohnhaupt aralarında bir yüksek yargıcın da bulunduğu 9 kişinin ölümünden dolayı yargılanmış ve 5 kez müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Alman basını ve aileler Mohnhaupt’un bırakılmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Aralarında devletin terör karşısındaki büyüklüğünü göstermesi açısından bu kararı destekleyenler de var elbette ki ancak “Aileler ve Alman halkı adına bu kararı verme yetkisini nereden aldınız?” diye Alman yargısı ciddî olarak hesaba çekiliyor.

Bu tartışma üzerine Baader Meinhof çetesinin eylemlerini inceledim.

Liderleri, cezaevinde Alman derin devletinin intihar süsü verdiği infazlarla tasfiye edilen ünlü çetenin 1968’den 1986’ya kadar süren eylemleri sonucunda kaç kişi ölmüş biliyor musunuz? 38 kişi. Başına sonuna bin ya da on bin eklemeyin. Tam tamına 38 kişi.

Örgüt silahı bırakmış, çete tasfiye olmuş, liderlerini devlet öldürmüş ama buna rağmen eski eylemcilerin hem de 20-25 yıl yattıktan sonra salıverilmesi dahi Alman kamuoyunun vicdanını rahatsız ediyor.

* * *

Irkçılığın ırkçılığı besleyeceğine inanan ve baskının terörden başka bir şey getirmediğini savunan, Türkiye’nin Kürt sorunu başta olmak üzere kendi iç barışını engelleyen sorunlarıyla yüzleşmesi ve bir sivil barış sağlaması gerektiğine inanan biri olarak, yine de bu toplumsal duyarlılığı gereği kadar dikkate almadığımıza inanıyorum.

Almanların, üzerinden 30 yıl geçmiş ve topu topu 38 insanın ölümü için gösterdikleri tepkinin bin hatta on bin katını 30 bin şehidi olan bu ülkenin insanlarının göstermesini anlayışla karşılamak lâzım. Ve hepimizin tüm komplekslerimizden sıyrılıp, bir empati yolculuğuna çıkmamız gerekiyor. Birbirimizi anlamadan çözümü bulmamız zor.

Eğer bir şehidimiz,

“Bir kez bile manşet de olamadım ya o gül yüzümle gazetelere, İşte EY KOCA DÜNYA BEN ASIL O GÜN ÖLDÜM…” diyorsa onu dikkate almamız gerekiyor.

15.02.2007

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (14.02.2007) - Baykal'ın barış adımı

  (12.02.2007) - İttihatçıdan ihtilâlciye aynı zihniyet

  (09.02.2007) - Tayyip'in el kitabı

  (08.02.2007) - Masal değil, gerçek

  (07.02.2007) - Erdoğan’dan derin çıkış

  (06.02.2007) - Meclis’te “Hrant Dink Komisyonu” kurulmalı

  (05.02.2007) - Eşkiyayı dağda aramayın

  (02.02.2007) - Arınç'ın mesajları

  (01.02.2007) - Süleymaniye’de bir gece

  (30.01.2007) - Hem ekmek, hem hürriyet

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Metin KARABAŞOĞLU

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit ŞİMŞEK

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004