Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 29 Mayıs 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

Pazarlıkların anası



ABD’nin Irak’ı işgali İran’da büyük bir güvensizlik doğurdu ve bunun üzerine ileriye kaçış stratejisini benimsedi. Bunun sonucunda nükleer programına hız verdi. Zamanla yarıştı. İkincisi, ABD’nin Irak’la meşgul olması ve yer yer İran ile menfaatlerinin buluşması neticesi yeteri kadar İran üzerine yoğunlaşamadı. Gafil avlandı ve geçici bir süre kontrolü kaybetti. Bu vakit de İran’ın toparlanmasına yetti. Netice olarak şunu söyleyebiliriz: ABD’nin Irak işgali İran konusunda gafil avlanmasını ve bu ülke üzerindeki kontrolünü kaybetmesini sağladı ve bunun sonucunda İran bölgesel bir güç olarak aradan sıyrıldı ve sivrildi. ABD farkına vardığında iş işten geçmiş ve işin rengi değişmişti. Bundan dolayı 21 Mayıs 2007 tarihli yazısında (I. Herald Tribune) Thomas Friedman şunları yazacaktı:

“ABD’nin Savaş Çarı’ General Lute, Bush’a acilen şöyle bir not yazmalı: ‘İran’ı bizzat biz güçlendirdik. Tahran ve HAMAS’la diyaloğa yanaşmazsanız Irak, Lübnan, Gazze ve Afganistan’da çok uzun bir süre daha savaşacağız...”

‘İran’ı biz güçlendirdik’ ifadesi yerden göğe kadar doğru. Bununla birlikte tek başına İran’la diyalog İslâm dünyasını kontrol altına almaya veya yatıştırmaya yardımcı olur mu, bu başka bir konu. Ama Cheney’in takıntısı haline gelen Bağdat’ta bir hilâfet fikrine en iyi çözüm veya panzehir Şiilerle ABD’nin anlaşmasıdır. Kaide’yle değil, ama fikriyatının en iyi panzehiri Şiilerle anlaşmaktır. Elbette bu anlaşma her anlaşma gibi Amerikalıları tamamen tatmin etmekten uzak olacaktır, ama yine de en ehven seçenektir. Thomas Friedman gibilerin de öngördüğü üzere, ABD için en az zararlı seçenek Şiilerle anlaşmaktır. Peki anlaşabilir mi? Hayır. İran, ABD’ye, Irak’a girerken yardım ettiği gibi, çıkarken de yardım etmeyi teklif ediyor. Muttaki’nin iki beyanından birisi böyle. Bunun ötesine de geçebilirler, ama bunu yapamazlar. İki nedeni var: Birincisi Tahran tribünlere oynuyor ve bu yaklaşımı dolayısıyla dosta ve düşmana güven vermesi mümkün değil. İlişkilerin seyrinde samimî olmasının imkânı yok. İçeride söylediğini dışarıda reddediyor. İkincisi de, ABD ile ilgili. Orada da benzeri bir sıkıntı var. Bu sıkıntının kaynağı neoconlar. İran gibi tamamını istedikleri için tamamını kaybetmeye mahkûmlar. Onlar da yöntemleri gereği güvenilmez. Bu durumda İran-ABD görüşmelerinin sonucu çıkmaz sokaktır. Edip Başer ile Ralston’un görüşmelerinin çıkmaza girmesi gibi.

***

Aslında, ABD açısından tek çözüm, tek başına İran’la değil bölgeyi bütünüyle yanına alan bir yaklaşımdır. Bu da neoconları tatmin etmiyor. Bölgeyle birlikte hareket etmektir. Elbette bu durumda ABD’nin ve İsrail ve Kürtlerden ibaret işbirlikçi çekirdeğin çıkarları minimize olacaktır. Ama bunun karşılığında bölgesel çelişkiler ve risk faktörü de ortadan kalkacaktır. Baker-Hamilton raporunun özü ve özeti budur. İşte bu ABD’nin İran’dan istediği, ama kendisinin yapmadığı yapıcı davranıştır. İran’ın dışarıya yönelik politikaları ikircikli olduğundan dolayı güven vermesi mümkün değildir. Bundan dolayı da görüşmeler çıkmaz sokakta ilerleyecektir. Ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Larijani bu sebepten dolayı kaç defa istifanın eşiğinden dönmüştür. Ve Ryan Crocker’le görüşmeleri yürütmesi beklenen İran’ın BM Temsilcisi Muhammed Cevad Zarif ve Larijani yeteri kadar millî ve güvenilir olmadıkları ve Amerikan yanlısı yaklaşımları nedeniyle Bağdat’taki müzakere heyetinin dışında tutulmuş ve veto yemişlerdir. Bu nedenle, ABD ve İran arasındaki müzakerelerin önünü tıkayacak en büyük engel güven eksikliğidir ve bu ileride görüşmelerin kopmasına neden olacaktır.

***

İran’ın nükleer programı çerçevesinde ilginç gelişmeler yaşanıyor. Baradey, İran’ın emri vakisini kabullenmiş gözüküyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed el Baradey İran’ın emri vakisine boyun eğmiş gözüküyor. İsrail’in yaklaşımı da şaşırtıcı. İsrail daha önce İran’ın dönüşü olmayan yola gireceğini bas bas söylüyor ve dünya kamuoyunu ve devletlerini harekete geçmeye ve seferber etmeye çalışıyordu. Ama sonra bu hedeften uzak olduğunu söylemeye başladı. Buna mukabil, Muhammed el Baradey, Atom Enerjisi Kurumu’nun talimatlarını ihlâl etmesine rağmen İran’ın geri dönülmez eşiği geçtiğini ilân etti. Ve Yapılacak bir durum olmadığını söyleyerek emri vakiyi kabullenmeye çağırdı. İran’ın nükleer çabalarını tümden durdurma hedefi yerine ortak bir nokta olarak bu haliyle kabullenilmesi gerektiğini savundu. Oxford Araştırma Grubu’ndan Dr. Frank Bamaby de İran’ın geri dönüşü olmayan bir noktaya geldiğini ve süreci durdurmaya yönelik yapılacak her müdahalenin İran’ı daha ısrarlı hale getireceği gibi dolayısıyla nükleer silâh imalatı süresini de kısaltacağını savundu. Bundan dolayı Friedman gibi onlar da pazarlık teklif ediyorlar. Bu İran’da şahinlerin politikasının kazandığı anlamına geliyor. Ahmedinejad, “İran’ın nükleer teknolojide ilerlemesi, freni ve geri vitesi olmayan, tek yönlü ray üzerinde hareket eden bir tren gibidir” demişti. Şimdi herkes fiilî olarak bu sözü tasdik eder gibi. İşgal yanlışlıkların anası olmuştur. Bunun üzerine terettüp eden bütün yanlışların hacmi de öyle olacaktır.

29.05.2007

E-Posta: mustafaozcan@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (28.05.2007) - ‘İran bizden sorulur!’

  (27.05.2007) - ABD ve Maliki hükümeti

  (25.05.2007) - Şükran ve minnet

  (24.05.2007) - Hıristiyan Siyonist’in ölümü

  (23.05.2007) - Filler tepişir, otlar ezilir

  (22.05.2007) - Amerikan kulları

  (21.05.2007) - Samarra'nın Mehdisi Manisa'nın Tarzan'ı

  (20.05.2007) - Duble felâket

  (18.05.2007) - Siyasî kabileler

  (17.05.2007) - Müşerref’e kulak vermek

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004