Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 01 Haziran 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Faruk ÇAKIR

Her okula iki mescid!



Okullarda ‘bir’ mescid bile yokken, ‘Her okula iki mescid’ de nereden çıktı diyenler olabilir. Malûm, bir kısım medya, ‘namaz ve mescid’ denince yüksek perdeden itiraz ediyor. Sanki namaz kılmak ‘suç’muş şeklinde yayın yapıyorlar. Türkiye ve dünya gerçeklerine uymayan bu tavır, medyanın millet nezdinde itibar kaybına da sebep oluyor.

Namaz ve mescid, dünkü bazı gazetelerin de birinci gündem maddesiydi. Neymiş, İstanbul’daki bir lisenin ‘bodrumu’nda mescid varmış ve kız öğrenciler burada namaz kılıyorlarmış. Kızının ‘hal ve gidişi’nden şüphelenen bir ‘veli’ iz sürmüş ve mescidi ortaya çıkarmış!

Medya, ‘okulda mescid olur mu?’ havasında. Niçin olmasın? Bu okullardaki öğrenciler “Din dersi”nde namaz kılmanın “farz” olduğunu öğreniyor mu? Peki, Müslüman bir öğrencinin inandığı dinin gereğini yerine getirmek istemesi niçin ‘suç’ olsun? Üstelik namaz, ‘dinin direği’dir. Dolayısı ile namaza ne kadar önem verilse yeridir. Her hangi bir yerde, hele hele okulda namaz kılmanın ‘suç’ olması mümkün değildir. Ayıp olan, okullarımızda birer adet mescidin olmayışıdır.

Gazetelere yansıyan haberlere göre ‘idareci’lerden biri “Okul ibadet yeri değildir ve namaz kılmak yasaktır” demiş. (Vatan, 31 Mayıs 2007) Eğer bu haber doğru ise, bu sözü sarfeden idareci Türkiye’yi tanımıyor demektir ve çok yanlış bir ‘fetva’ vermiştir. Böyle bir beyanat verildi ise, asıl üzücü ve tehlikeli olan budur. Nasıl olur da, okulda namaz kılmak yasak olabilir?

Namaz kılan öğrencileri bahane edip, Türkiye’nin huzurunu kaçırmak isteyenler; okullarda yaşanan çirkinliklerin artmasını mı istiyorlar? Bir yandan “Okullarda huzur kalmadı, sigara-içki içme yaşı ilkokul seviyelerine kadar düştü, uyuşturucu kullananlar çoğalıyor” demek; öte yandan da namaz kılanlardan şikâyetçi olmak mümkün müdür?

Üstelik namaz kılanlara karşı çıkılan yer, “Müslüman Türkiye” olunca insan biraz daha garip karşılıyor. Dünya, namaz kılmak isteyenlere kapılarını açarken, bizim aksini yapmamız kabul edilebilir mi?

Tabiî ki namaz ve mescid tartışmaları bugünün meselesi değil. Yıllar önceye dayanan bir yaklaşım sözkonusu. Türkiye gibi “Müslüman bir ülke”de değil, ‘muasır medeniyet seviyesi’ne ulaşan her hangi bir ülkede bile böyle bir haber yapılsa, tepki gösterilir. Çünkü Avrupalı böyle bir durumda, hadiseye ‘inanç hürriyeti’ cephesinden bakar ve namaz kılmak isteyenler için müsait bir yer hazırlar. Nitekim, daha önce Yeni Asya’da yer aldığı gibi; Almanya’da bir üniversitede sadece bir öğrencinin talebi üzerine bir anlamda ‘kişiye özel mescid’ açılmıştır. Hem de bu talep, 11 Eylül 2001 tarihinden sonra gerçekleşmiş ve bütün olumsuz havaya rağmen, üniversitenin ‘dekan’ı bir kişinin talebini haklı görüp, namaz kılabileceği bir yer göstermiştir. (İlgili haber 13 Ocak 2002 tarihli Yeni Asya’da yayınlandı.)

Bir noktaya daha dikkat çekmek gerekiyor: Bakınız, kamuoyunda; “Aileler, çocuklarına başörtüsü taksın diye baskı yapıyor” şeklinde propaganda yapanlar oluyor. Bu haber gösteriyor ki, asıl baskı; “başörtüsü takmasın, namaz kılmasın” diye yapılıyor. Çünkü ilgili haberde, “Kızlarındaki değişikliği gören anne G.K., okulda namaz kılındığını öğrendi. Gizli kamera ile okula girmeyi başaran anne, öğrencilerin bodrum katta toplu namaz kıldığını görüntüledi” deniliyor. (agg) Bu ne demek? “Bir anne-baba, kızının tesettürü tercih etmesinden ve namaz kılmasından rahatsız oldu, bunu önlemek için de elinden geleni yaptı.” Demek ki asıl ‘baskı’ “başını ört” diye değil, “başını aç, namaz kılma” şeklinde yapılıyor.

Söylenecek çok şey var, ama özetleyelim: Öğrencilerin her hangi bir okulda namaz kılması ‘suç’ değil. Çare, her okula en az bir mescid, (iki ayrı mescit olması tercih sebebidir!) açılmalıdır. Namaza, başörtüsüne, mescide ‘suç’ bulanlar, Türkiye ve dünya gerçekleriyle yüz yüze kalır ve kesin ‘mağlup’ olur. Tarih bunun şahididir.

Her okula bir mescid açılırsa, öğrenciler ‘bodrum’larda namaz kılmak mecburiyetinde kalmaz. Cesur sivil toplum kuruluşları bu konuda bir kampanya açmalı ve kamuoyu bilgilendirilmelidir. Doğruları savunmaya devam...

01.06.2007

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (31.05.2007) - Siyaset ve cesaret

  (30.05.2007) - “Şekil”ci eğitime son verilsin

  (28.05.2007) - İhtilâli destekleyen siyasetçi

  (27.05.2007) - İhtilâl zinciri kırılsın

  (26.05.2007) - Doğruyu savunmaktan bıkmayalım

  (25.05.2007) - Tünele girmeyelim!

  (24.05.2007) - Terörün hedefi

  (23.05.2007) - Yine başörtüsü

  (22.05.2007) - Futbol diye diye

  (21.05.2007) - Millet de rahatsız

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN


 Son Dakika Haberleri
Kadın ve Aile Dergisi Çocuk Dergisi Gençlik Dergisi Fikir Dergisi
Ana Sayfa | Dünya | Haberler | Görüş | Lahika | Basından Seçmeler | Yazarlar
Copyright YeniAsya 2004