Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 13 Mart 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Mustafa ÖZCAN

İdam coşkusu



‘Uslub-u beyan ayniyle insan’ denilmiştir. Bu bakımdan ifadeler insanın derununu ele veriyor. Dil kalbin tercümanı ve aynasıdır. Nitekim İsrailli Savunma Bakan Yardımcısı Matan Vilnai, Filistinlileri tehdit etmiş ve bu gidişle büyük bir ‘şoah’ yani soykırımla karşı karşıya kalacaklarını söylemişti. Daha sonra da bu sözlerini tevil etmeye kalkışmıştı. Zırva tevil kaldırırsa tabiî! Şuuraltı boşalımı veya şuuraltı ihtilam hali karşısında dünyadan gelen tepkileri hafife alan yine aynı yetkili ‘şoah açıklaması şamatayı tetikledi’/ Shoah remark spark uproar’ nevinden tüy dikercesine yeni bir hezeyanda daha bulunmuştur.

Şiddetin şiddeti tetiklemesi gibi hezeyan da hezeyanı besliyor ve tetikliyor. Aslında insan en samimi duygularını kontrolünü kaybettiğinde ve şuuraltı boşalması sırasında ortaya serer. Tansel Çölaşan’ın “Menderes’lerin idamı toplumda coşku ile karşılındı (bayram havası estirdi, demek istiyor)” ifadesini Aydın Menderes: “Hasta kafanın hezeyanı” olarak nitelendirmiştir. Ne olursa olsun bu ifadeler ‘uslubu beyan ayniyle insan’ ifadesinin bir izdüşümüdür. Şahsiyetini ele vermektedir. Öfke ve kin boşalmasıdır. İsrailli bakan yardımcısının konuşmalarından bir farkı yoktur. Bir an düşünelim: İsrailli bakan yardımcısının bu tarz konuşmasının, celladı Nazilerin söylediklerinden veya yaptıklarından bir farkı var mı? Yoksa Nazizm sadece Almanlar için bir isim ama başkaları için bir sıfat değil midir? Demek ki, İsrailli bakan mugalata yapıyor. Gerçekten de bu açıklamalar bütün dünyada ‘Nazizmin ayak sesleri’ diye algılanmış ve yankı uyandırmıştır. Bir insan Hitler veya Nazi olmak için başka ne yapmalı? Faşizmin tanımı zemine ve zamana göre değişiyor mu? Bilhassa İsrail için! Münhasıran Almanlar için uydurulmuş basma kalıp bir ifade midir?

Esasen bu söylediklerimiz aynen Tansel Çölaşan için de geçerlidir? Zira ideolojik dürtüler yüzünden seçilmiş bir başbakanın idamını onaylıyor. Ve idam meşhedine bir de çoşku ilave ediyor. Bu durumda İranlı Mollaların yaptıkları idamlara ne buyurulur? Sürekli irticai kalkışmaların adresi olarak gösterilen temizlik hareketlerine! Seçicilik, bizi gücü elinde bulunduranın adalet anlayışını onaylamaya götürür. Öyleyse yaşasın güç ve yaşasın faşizm demekten başka çare var mıdır? O zaman gücü yeten yetene ya da mâli dünyaya akseden suretiyle titan titana!

***

Esasında, Tansel Çölaşan’dan önce bir ay kadar gündemimizde YÖK’le alâkalı olarak Celâl Şengör vardı. O da arkadaşları tarafından seçilmiş ve kararnamesi Çankaya’ya gönderilmişti. Ama konuşmaları ve yaklaşımları dolayısıyla eşikten veya direkten geri döndü. Tansel Çölaşan da benzeri şekilde arkadaşları tarafından seçimle yargının başına taşınmış. Ve Celâl Şengör ile Tansel Çölaşan’ın yaklaşımları da aynı. Birbirlerinin ikizi gibiler. Birisi ilim diğeri de yargı âleminde. Çölaşan ‘idamlar toplumsal çoşku ile karşılandı’ derken Şengör Beyefendi de ‘depremlerde orgazm oluyorum’ demiştir. Anlaşılan o da depremleri coşkuyla karşılıyor. Zaten coşku bir nevi orgazm hali değil midir? Bununla birlikte, biz uykuda ihtilam hâlini biliyorduk da yeni yeni onlar sayesinde uyanıkken ve acılar içinde kıvranan insanların da ihtilam ve orgazm geçirdiklerini öğrenmeye başladık! Sakın hissettikleri, orgazm ve ihtilam değil de ihtilaç nevinden bir şey olmasın? Bu nasıl bir ruh hâlidir varın siz tasavvur buyurun? Dolayısıyla bunlarınki olağandışı bir ruh hâli...

***

Mevcut yönetimlere iki de bir Menderes’in akibetini hatırlatıyorlar. Zira onun yaptıklarını bir irtidat ve geri dönüş yani irtica olarak tanımlıyorlar. İrtica modern dönemlerde irtidatın yerini almış bir kavramdır. Kimse Menderes’in hesabını sormadığından dolayı şimdi asla ve usûle her dönüşte Menderes’e yapılan kalkışmayı ve darbeyi hatıra getiriyorlar. İdam sehpasını gösteriyorlar. Bir de Menderes’e yapılan darbe değil, devrim imiş. Darbeden sonra her yan huzur dolmuş. Ama hâlâ ezanın aslına çevrildiğine yanıyor ve hayıflanıyor. Az kalsın namaz kılacakmış, ama ezan Türkçe’den aslına çevrilince bu arzusu kursağında kalmış ve nasip olmamış. Menderes’e bir ezan, ikincisi de Said Nursi’nin elini öptü diye köpürüyor ve kin duyuyor. Acaba bundan dolayı mı nazarında idama müstehak oldu? Özel olarak ne düşünürse düşünsün fark etmez, ama böyle bir darbeci zihniyetin yargının en tepesinde barınmasını maşeri vicdan kabul edemez. İstifa diye bir kurum yok mu? Aksi takdirde, temsil ettiği kurum üzerinden haiz olduğu güç ile Türk insanı nasıl birlikte ve barışık ve güven içinde bir arada bulunabilir? Danıştay saldırısında da Alparslan Arslan’ın içeride nârâ attığını ve tekbir getirdiğini de kendisi söylemişti. Bu darbe tehditleri ve nâhak yere idam edilen mazlum başbakana yapılan hakaretler karşılıksız mı kalacak? Ya bu sözlere işlem yapılacak ya da bu sözler işlev yapacaktır. Türkiye’yi yönetmek isteyenlere duyurulur.

13.03.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (12.03.2008) - Herakl’in kehaneti

  (11.03.2008) - 8 Mart tuhfesi

  (10.03.2008) - İlzam ve iltizam

  (09.03.2008) - İkinci ifsad

  (07.03.2008) - Irak bahane...

  (06.03.2008) - Refahyol komplosundan Hamas komplosuna

  (05.03.2008) - İslâm’ın cezalandırıldığı yüzyıl

  (04.03.2008) - Nakba’dan şoah’a

  (03.03.2008) - PR ve zamanlama hatası

  (01.03.2008) - Mesut yerine Neçirvan mı?

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri