Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 27 Mayıs 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Süleyman KÖSMENE

Dünyada ve mahşerde İsm-i Adlin tecellîsi



İzmir’den okuyucumuz: “Mahşerde ameller tartıldığı zaman, iyiliklerin ve kötülüklerin ağırlık durumuna göre hüküm verileceği; her kötülüğün zerre kadar da olsa cezasının verileceği, her iyiliğin de zerre kadar da olsa mükâfatı verileceği ne demektir? Adaletin tecellîsi bakımından dünya ahiret dengesi gözetiliyor mu?”

Cenâb-ı Hak Âdil’dir; yani adalet sahibidir. Adaletle iş yapar, adaletle muâmele buyurur, haksızlık ve zulüm yapmaz. Allah ne hükümlerinde, ne emirlerinde, ne kahrında, ne gazabında, ne celâlinde, ne cezasında zulmetmez; her işinde ve her fiilinde mutlak adalet sahibidir.

Âdil-i Hakîm olan Rabbimiz, adaletinin gereği olarak insana, sevaba ve cezaya esas olacak bir ihtiyar ve irade vermiş, insanı iradesinde hür bırakmış; ama mesuliyeti de omuzuna yüklemiştir.1 Âdiliyet tabirinin Cenâb-ı Hakk’ın hem ismine, hem fiiline, hem sıfatına, hem de şe’nine (mukaddes hallerine) işaret ettiğini beyan eden2 Bedîüzzaman Hazretleri, zalimin de mazlûmun da ruhunu alarak her ikisini de eşitleyen ölümden sonra; Allah’ın adaletinin zorunlu bir gereği olarak Mahkeme-i Kübrâ kurulacağını, hakkın yerini bulması bakımından Adl isminin âhireti ve haşri ispat eden isimlerden olduğunu kaydeder.3

Mahşer günü, büyük adalet günüdür. Bir diğer ifadeyle, adaletin eksiksiz tahakkuk edeceği büyük buluşma günüdür. Hükümlerini esasen dünyadan itibaren icraya koyan İlâhî adalet, Mahşer gününde artık son sözünü söyler; o gün hak yerini tamamen bulur. O günden geriye, tartılacak bir husus, görülecek bir dâvâ, hüküm verilecek bir mesele kalmaz.

Kur’ân, mahşeri “İlâhî adalete” vurgu yapan söz ve kelimelerle gündemimize çok sık taşır. “O gün tartıları ağır gelen kimse, hoşnut olacağı bir yaşayış içinde olacaktır. Mizanı hafif gelenlerin ise sığınacağı yer haviyedir, Cehennemin kızgın ateşidir”4 buyuran Cenâb-ı Hak, bir diğer âyette ise, “Kim zerre kadar hayır yaparsa onun mükâfatını görecek, kim de zerre kadar kötülük yaparsa onun cezasını görecektir”5 buyurmaktadır.

Bu âyetler adaletin tam tahakkuk edeceğini, hiç kimsenin hiçbir davranışının görmezden gelinmeyeceğini, her davranışın muhakkak bir bedeli olduğunu ısrarla dile getirir.

Allah’ın adaletinin tahakkuk yeri sadece mahşer değildir elbet. Yaşadığımız, nefes alıp verdiğimiz her bir günde de adaleti İlâhî’nin tecellileriyle karşı karşıya bulunmaktayız. Burnumuzun kanamasından, başımızın ağrımasına ve işimizin yolunda gitmemesine kadar her tecellînin, bir bakıma adaletin tahakkuku olduğu hadislerce de bildirilmiştir.

Öyleyse unutmamalıyız ki, Allah’ın adaleti dünyada da tecellî eder. İlâhî adalet, yaşadığımız hayatı her boyutuyla kucaklar, bütün canlıları kuşatır. Halk arasında, “Eden bulur”, “Gülme komşuna, gelir başına”, “Ne ekersen onu biçersin” gibi sözler İlâhî adaletin gerek beşerî ilişkilerimizde, gerekse hayatımızın her kesitinde önemli bir yere sahip olduğunu gösterir. Üstad Saîd Nursî, Semûd, Ad ve Fir’avun kavimleri gibi geçmiş kavimlere gelen dünyevî musibetleri Âdil isminin bir tecellîsi olarak zikreder ve bu musibetlerin, o kavimlerin Peygamberlere isyanlarına mukabil başlarına geldiğini belirtir.6

Adaletin tecellisi bakımından dünya-âhiret dengesini elbette Cenâb-ı Hak kurar.

* Ebû Ümâme (ra) bildirmiştir: Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Şu beş şey ne güzel, ne güzel! Bunlar mizanda ne kadar da ağır gelirler! Lâ ilâhe İllallah, Sübhân’allah, Elhamdülillah, Allahü Ekber ve Müslüman bir kişinin salih bir evlâdı vefat ettiğinde sabredip sevabını Allah’tan beklemesi.”7

* Enes (ra) bildirmiştir: Resûlullah (asm) şöyle buyurdu: “Allah hiçbir mü’mine bir tek iyiliğinde bile haksızlık etmez. İyiliğine karşılık dünyada birçok nimetler verir. Âhirette ise ayrıca buna karşılık mükâfatlandırır. Kâfirin ameline gelince: İyiliklerine karşılık dünyada rızıklandırılır. Âhirete kavuştuğunda ise, karşılık verilecek bir iyiliği bulunmaz.”8

Demek, Allah’ın adaleti dünya ile mahşerde bir bütün olarak tecellî etmektedir. Öyleyse adaletin tecellîsi açısından dünya ile mahşer, tıpkı bir terazinin iki kefesi gibi birbirini tamamlamaktadır.

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 430; 2- Şuâlar, s. 72;

3- Sözler, s. 66, 67, 80, 81, 82; Şuâlar, s. 193–195; M. Nuriye, S. 36; Mektûbât, s. 244, 399. 4- Kâria Sûresi, 101/6, 7, 8, 9. 5- Zilzâl Sûresi, 99/7,8. 6- Şuâlar, S. 534. 7- Câmiü’sSağîr, 2/1697. 8- Riyâzu’sSâlihîn, 427.

27.05.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (28.05.2008) - İsm-i Celâl ve Cemal üzerine

  (27.05.2008) - Dünyada ve mahşerde İsm-i Adlin tecellîsi

  (25.05.2008) - Muhtelif sorular

  (24.05.2008) - Hayatın içinden

  (23.05.2008) - Allah'ın yardım ve inayeti

  (22.05.2008) - Cehennem meleklerinin sayısı

  (21.05.2008) - Muhâlefetün li'l-havâdis sıfatı

  (20.05.2008) - Hz. Havva'nın yaratılışı

  (18.05.2008) - Beşerî ilişkilerimizde Allah korkusu

  (17.05.2008) - Reenkarnasyon üzerine - 2

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Kutlu Doğum Haftası Pdf

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Zeynep RUHAN

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır