24 Haziran 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

M. Latif SALİHOĞLU

Zıtlaşma başlıyor


A+ | A-

–Dünden devam–

Tarihen sabittir ki, büyük Fransız İhtilâli'nden sonra Batı ve Orta Avrupa'ya, oradan Balkanlar'a, oradan da Türkiye ve Anadolu coğrafyasına sirayet eden ırkçılık mânâsındaki milliyetçilik cereyanı, bizde Meşrûtiyetin ikinci senesinde ve öncelikle Türkçülük hareketini tetikleyerek tezahür etmiştir.

Bunun zıt paralelindeki Kürtçülük hareketi ise, ondan ancak 9–10 yıl kadar sonra (1918), işgal altındaki İstanbul'da hayat bulabilmiştir.

Burada şunu da hatırlatalım ki, sonradan Kürtçü olanlar, özellikle de Bedirhaniler, başlangıçta Jön Türklerin menfi ve komitacı grubu ile birlikte hareket ediyorlardı. Sultan II. Abdülhamid'in devrilmesinden sonra ise, bu kez ayrılıp birbirlerine düştüler.

Evet, 1800'lü yılların sonlarında ortaya çıkan Jön Türklerin bir kolu hürriyetçi iken, bir diğer kolu Türkçü idi; yahut zamanla öyle oldu. Bu Türkçü kanat, daha sonraları ön plana çıkan ve 1908'den itibaren on yıl müddetle ülkenin mukadderatına hükmeden İttihat–Terakki Fırkası'na hakim oldu. Fırka, yönetim kademelerini tümüyle eline geçirdikten sonra, ülke genelinde bir Türkleştirme politikası gütmeye başladı.

Esasında, Ermeni, Arap ve Kürt gruplar başta olmak üzere, gayr–i Türk pek çok unsurun örgütlenmesi, hatta şiddetli tahrik ile Türk milletinin aleyhine geçmesi, yine bu (Kürt Aşairi İskânı ve Ermeni tehciri gibi) Türkçü politikaların hayata geçirilmesinden sonra kuvvet bularak ivme kazanmıştır.

Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e

milletçiliğin yatay geçişi

Burada şunu da bilhassa nazara vermek gerekir ki, İttihatçıların tahrikkâr Türkçülük politikaları, yeni kurulan Cumhuriyet hükümetlerinde, özellikle tek parti iktidarları zamanında da bütün katılığıyla aynen devam etmiştir.

Dolayısıyla, Cumhuriyet tarihi içinde değişik zaman, zemin ve şekillerde ortaya çıkan Kürtçülük hareketlerini de, yine aynı ırkçı politikaların alerjik bir yan ürünü olarak görülebilir..

Can alıcı sorulardan biri şudur: Menfi milliyet, yani ırkçılık fikri bizde ne zaman başladı ve nasıl filizlendi?

Bu soruya cevap teşkil edecek ve bu karanlık noktayı aydınlatacak önümüzde çok çarpıcı misâller bulunmaktadır. Bunlardan iki tanesini zikrederek konuya açıklık getirmeye çalışalım..

İkisinin de anahtar kelimesi "aksülamel" olan bu misâllerin birincisi, Kürt–Teali Cemiyetinin aktif üyelerinden Celadet Bedirhan'ın bizzat görüp yaşadıkları ve kendisini bu yola sevk eden sebeplerin en tesirlisinin hangisi olduğuyla alâkalı. İkinci misâl ise, Bediüzzaman Said Nursî'nin Kürt–Teali Cemiyetinin tuzağına düşen bir talebesini nasıl kurtarmaya çalıştığıyla ilgili. Şimdi, bu misâllerin detayına geçelim....

Birinci misâl:

Bu misâl, önce Türkçülüğün (1909) ve onun ardından Kürtçülüğün (1918) boy göstermeye başladığı Meşrutiyet yıllarında yaşanan bir hadiseyle bağlantılıdır.

Doz Yayınları arasında çıkan ve "Bir Kürt Aydınından Mustafa Kemal'e Mektup" isimli kitap, babası Kürt–Teali Cemiyetinin (1918) en aktif lider kadrosu içinde olan Celadet Ali Bedirhan'ın 1933'te Suriye'den Mustafa Kemal'e gönderdiği mektubu ihtiva etmektedir.

1922'den sonra vatan haini listesine dahil edildiği için, babası ve kardeşleriyle birlikte yurt dışına kaçan Celadet Bey, bu uzun mektubu Cumhuriyet'in 10. yılı münasebetiyle çıkarılacağı söylenen ve kendisine de haberi verilen "umumi af" vesilesiyle kaleme almış. Sonradan kitaplaşan bu mektup, hayret ve ibret yüklü ifadeler ve itiraflarla doludur.

Kitabın takdim bölümünde yer alan şu ifadeler son derece dikkat çekicidir.

"Doğduğu günden itibaren siyasetle iç içe yaşayan Celadet Bey'in siyasî kişiliğinin şekillenmesinde İttihat–Terakki hareketinin önemli bir yeri olmuştur. Geleneksel yönetim ve kültür anlayışlarına karşı (zıt) bir tutumla ortaya çıkan İttihatçı Hareketi, çeşitli milliyetlerden aydınların oluşturduğu renkli bir yapıya sahipti.

Osmanlıcılık kavramında ifadesini bulan bu anlayış, daha sonra (1909'dan sonra) yerini giderek Türk milliyetçiliğine bırakmaya başladı. Bu da diğer milliyetlere mensup aydınların, bu hareketten uzaklaşmasına yol açtı. Osmanlıcılığın yerine Türk milliyetçiliğinin ikame edilmesi, diğer milliyetçilikleri de doğal olarak doğuruyordu. İşte, Kürt milliyetçiliğinin gelişimi de, bu tarihsel dönüşüme tekabül etmektedir.

İttihat ve Terakki ile temeli atılan Türk milliyetçiliği, Kemalizm'de kurumlaşarak devletin resmî politikasına damgasını vurdu.

Elinizdeki kitapta, Türk–İslâm sentezi görüşünün babalarından sayılan Gaspıralı İsmail'in bir konferansı ile ilgili Celadet Beyin bir hatırası, Türk milliyetçiliğinin bu dışlayıcı anlayışına ilginç bir örnek oluşturmaktadır."

(Yarın: Birinci misâlin devamı ile ikinci misâlin tamamı.)

24.06.2009

E-Posta: latif@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (23.06.2009) - Terörü Doğuran Irkçılığın Panzehiri (1)

  (22.06.2009) - Amasya'da başbaşa, Ankara'da dişdişe

  (20.06.2009) - Çeşit çeşit okumalar

  (18.06.2009) - Okuma programında irade terbiyesi

  (17.06.2009) - İki öğünlü hayat

  (16.06.2009) - Menderes'in Osmanlı'ya hürmeti

  (15.06.2009) - Bir darbecinin feci âkıbeti

  (13.06.2009) - Ele geçirilen tepelerde mahsur kalmak

  (11.06.2009) - Canavarlaşan veletler

  (10.06.2009) - Doğru istihdam

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.