21 Eylül 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

M. Latif SALİHOĞLU

Vatanından uzak bir vatanperver: Ethem Bey


A+ | A-

Bugün bir büyük vatanperverin vefat yıldönümü. Millî Mücadele kahramanlarından Kuva–ı Seyyare Kumandanı Ethem (Çerkes) Bey, 21 Eylül 1948'de vefat etti. Mezarı, Ürdün'dedir.

Gerçek ve sahte kahramanların büyük çapta yer değiştirdiği 1920'lerin Türkiye'sinde, ne yazık ki bu cesur kahramana "hain" damgası vurularak hudut haricine çıkmaya zorlandı.

1921 yılı başlarında uğrunda seve seve ölmeyi arzuladığı vatanından ayrılmak mecburiyetinde kalan Ethem Bey, ömrünün geri kalan 28 yılı gurbet ellerde geçirdi.

Daha sonra "vatan haini" damgası vurulan 150'likler listesine dahil edilen Çerkes Ethem'in Türkiye topraklarına ayak basması yasaklandı. Şayet gelecek olursa, derhal yakalanacak ve idam edilecekti.

Daha sonraki yıllarda genel aflar çıktı. En ağır cezaya çarptırılanların da bir kısmı Türkiye'de döndü. Sağlığında gelemeyen bazılarının ise, naaşları Türkiye'ye getirildi. Çoğunun mezarı Şişli'deki Hürriyet–i Ebediye Tepesinde bulunuyor.

Ethem Bey ise, 150'likler arasında bir istisna olarak kaldı. O, ne sağlığında gelebildi Türkiye'ye, ne de naaşının getirilmesi için ciddî bir teşebbüste bulunuldu, şimdiye kadar.

Neden acaba? Mithat Paşa'dan Talât Paşaya, Prens Sabahaddin Bey'den Enver Paşaya kadar, birçok muhalif şahsiyetin naaşı başka diyarlardan Türkiye'ye getirildiği halde, Ethem Beye yapılan bu ayrıcalığın sebebi nedir acaba?

Üzerinde düşünmeye değer bir husus.

Haydi diyelim ki, bu vatanperverin mezarını vatanına getirtmek için bir çaba gösterilmiyor. Aslında, uhrevî noktadan bakınca, bu çok da gerekli bir mesele değil. Hani, bırakalım da ebedî istirahatgâhında rahat uyusun denilebilir.

Ancak, ona haksız yere yapıştırılan şu "hain" yaftasına ne demeli? Bu damgalama, bu kara çalma haksızlığı ne zaman giderilecek? Yıllardır hemen her meselede "açılım" yapılıyor da, Ethem Bey hakkında niçin bu kapalılık hali devam edip gidiyor?

Bir kere, Ethem Bey hain diyebilmek için vicdanını satmak, ya da göz göre göre çiğnemek gerekir.

Bu şahsiyet, haşa ki eğer hain olsaydı, Millî Mücadalenin en çetin döneminde, en zor işleri halletmeye yönelmezdi.

Kaldı ki, onun tâ 1921 yılı başlarına kadar çok yararlı işler yaptığını düşmanları dahi söylüyor, yahut bu hakkı teslim etmek mecburiyetinde kalıyor.

O halde neden hain olsun ki?

Bir kere, içinde ihanet duygusu olan bir kisme, ihanetini en kritik zamanda gösterir. Halbuki, Ethem Beyin hareketlerinde böyle bir durum söz konusu değil. Kuva–yı Seyyarenin başında yaptığı hizmetler, Millet Meclisi tarafından da takdir ve alkışla karşılandı. O dönemde "millî kahraman" olarak ilân edildi.

Esasında, Ethem Beye karşı geliştirilen cephenin en büyük korkusu, onun ihaneti, yahut ülkeye zararı dokunacağı hususundan kaynaklanmıyordu.

O mâlum cephenin en büyük korkusu, onun bütün bir milletin gönlünde taht kurması, cesaret ve kahramanlıkta zirveye çıkmış olmasıydı.

Ethem Beyin gölgesinde kalmaktan sıkılan şan–şöhret zebunları, ne yapıp edip onu diskalifiye etmenin yolunu bulmaya koyuldular. Bir taraftan da, halkı inandırmak için birtakım kılıflar uydurmanın gayretine düştüler.

Ne yazık ki, bu emellerinde önemli ölçüde muvaffak da oldular. Uzun yıllar, Ethem Beyin hain olduğuna milleti ve yeni nesilleri inandırdılar.

Dehşet verici bir propaganda bombardımanıyla, en ziyade Ethem Beyi karalamaya çalıştılar. Ne var ki, uğraştıkları kahraman sadece Ethem Bey değildi. Zaman içinde, kara listeye daha başka vatanperverleri eklediler.

Meselâ, Kâzım Karabekir, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy, Cafer Tayyar Paşa, Rauf Orbay gibi, Millî Mücadele beyannâmelerinin altına imza koyarak hayatını hiçe sayan muvaffakiyetli kumandanlar da diskalifiye edildi. Bu kimseler, önce askeriyenin, ardından siyasetin ve bilâharede yönetim merkezi Ankara'nın dışına itildiler. Hatta, türlü bahanelerle bu kahramanların idam edilmesi dahi istendi.

Dolayısıyla, şayet Ethem Bey hain ise, yukarıda isimlerini sıraladığımız şahsiyetleri de eynı listeye dahil etmek gerekecektir. Zira, bu kimseler, aynı dâvâ uğrunda birlikte yola çıktılar ve birlikte hareket ettiler.

Bilhassa, Albay İsmet Beyin Millî Mücadele saflarına iştirak etmesi ve albaylıktan kısa sürede generalliye terfi etmesi, aynı zamanda siyasette de en aktif göreve getirilmesi ile birlikte, o büyük kahramanların yıldızı sönmeye, daha doğrusu söndürülmeye başlandı.

Haliyle, İsmet Paşa tek başına hareket etmiyordu. Onun kuvvet aldığı daha başka dayanak noktaları vardı. Yoksa, kendisinden daha eski, daha rütbeli ve daha tecrübeli olan silâh arkadaşlarını dışlaması, hatta herbir bahane ile onları cezalandırma cihetine gitmesi mümkün değildi.

Başta Ethem Bey olmak üzere, Millî Mücadelenin diğer kahramanları üzerindeki sis perdesi henüz dağılmış değil. Esasında, Türkiye Cumhuriyeti tarihini ilk çeyrek asrının hemen tamamı hâlâ sis perdesi altında bulunuyor.

Ne var ki, bu vaziyet ilelebed devam edip gidecek değil. Günün birinde bu noktada da açılım olacak ve gizlenmiş hakikatler birer birer gün yüzüne çıkarılacak.

O aydınlık günleri görecek olanlara ne mutlu.

21.09.2009

E-Posta: latif@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (19.09.2009) - Açılımın âkıbeti

  (17.09.2009) - Şehit Başbakan'ın hatırasına

  (16.09.2009) - İzzetli fakirler

  (15.09.2009) - Toprağa gömülen servet

  (14.09.2009) - Euzubillahimineşşeytâni ve'l–ihtilâl

  (12.09.2009) - Selnâme

  (10.09.2009) - Şark'ın ihyâsı

  (09.09.2009) - Dindar gösterme gayretkeşliği

  (08.09.2009) - Bediüzzaman'da seyyitlik nişanı

  (07.09.2009) - Siyasî ayrışma felâkete götürür

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.