07 Eylül 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

M. Latif SALİHOĞLU

Siyasî ayrışma felâkete götürür


A+ | A-

Türkiye'de siyasî ayrışmaya götürecek faaliyetlerde bulunmak, bu vatanda yaşayan ehl–i İslâma, dolayısıyla İttihad–ı İslâm dâvâsına yapılabilecek en büyük kötülük, en büyük fenalıktır.

Siyasî bölünmeyi netice verecek bir çaba, Türkler kadar Kürtleri de ve onların dışındaki sair İslâm unsurları da yakacak bir ateş topuna dönüşeceği muhakkaktır.

Üstad Bediüzzaman, böylesi bir girişimin tahakkuk etmesi halinde, yaşanacak olan vehameti şu sözlerle ifade ediyor: "...Hem, Türk unsurunda ebedî kabil-i iltiyam olmamak suretinde bir inşikak çıkacak. O vakit, milletin kuvveti, bir şık bir şıkkın kuvvetini kırdığı için, hiçe inecek." (Mektubat, s. 424)

Kuvvetler hiçe indiğinde, tarafların ecnebi himayesi altına girmesi kaçınılmaz hale gelecektir.

Buna sebebiyet vermek ise, dehşetli bir günahın, büyük bir vebâlin altına girmek demektir.

Şükürler olsun ki, insanlarımızın ekseriyeti tehlikenin farkında. İtidalli, müteyakkız ve mütehammil davranıyor. Tahriklere kapılmıyor. Kışkırtmalara iltifat et- miyor.

Ancak, yine de aramızda bilerek yahut bilmeyerek, bu fitneye âlet olanlar var. Bu, açıkça görülüyor.

Demek ki, tehlike tümüyle atlatılmış değil. Fitne kol geziyor. İçteki ve dıştaki birtakım karanlık mihraklar, yaraları kaşımaya, ateşi körüklemeye sinsice devam ediyor.

Neticede, onlar kendi vazifelerini yapıyor; biz de kendi hizmetimize aralıksız devam edelim. Buna mecburuz.

Ayrışma değil, çatışma olur

Türkiye coğrafyasını teşkil eden Anadolu ve Rumeli toprakları, dünyanın hiçbir yeri ile kıyaslanmayacak bir demografik yapıya sahiptir. Bağrında "yetmiş iki millet"i barındırıyor. Üstelik, bunları kelimenin tam anlamıyla birleştirip harmanlayarak barındırıyor.

Yüz yıllardır devam eden bu kaynaşmayı tersine çevirmenin, yani ayrıştırmanın imkân ve ihtimali görünmüyor.

Meselâ, dünyanın en kuvvetli devletlerinin tamamı toplanıp müşterek hareket etse, yine de Anadolu'da birbiriyle kaynaşmış olan Türkleri, Kürtleri, Arapları, Çerkezleri, Gürcüleri, Arnavutları, Boşnakları... birbirinden ayıramaz, koparamaz.

Fitne odakları, onları birbirine düşürebilir. Onları yekdiğeriyle çatıştırıp kan döktürebilir. Ancak, onları ayrıştırmada asla ve kat'a muvaffak olamaz.

O halde, hepimiz için geriye bir tek yol ve mecburi bir tek istikamet kalıyor: Hep birlikte, barış ve huzur içinde yaşamak.

İşte, şimdilerde hemen herkes bu huzurlu birlikteliğin çaresini, reçetesini, formülünü arıyor.

Şayet, birtakım bulandırma ve dayatma çabaları olmazsa, huzur ve barışın adresini bulmak, yani selâmet sâhiline ulaşmak, hiç de zor olmayacaktır.

Şunu sevinerek ifade edelim ki, dayatmacıların kuvveti önemli ölçüde zayıflamış durumda.

Bulandırma çabaları ise, ne yazık ki tam gaz devam ediyor. Üstelik, bilmeyerek de olsa, bulandırma faaliyetlerine katkı sağlayanlar var. Bu da, hayli düşündürücü, üzücü bir nokta-i siyah!

Ayrışmanın ürpertici safhaları

Bir önceki yazıda da temas ettiğimiz Üstad Bediüzzaman'ın "adem–i merkeziyetci" Prens Sabahaddin Beye yazdığı mektupta, bu prensibin siyasî ayrışmaya götürmeyecek, bölünmeye yol açmayacak sosyal, kültürel ve temel insanî hakları hedefleyen taraflarına son derece müsbet bir nazarla bakılıyor.

Bu prensibin siyasî ve ideolojik ayrışmaya yol açan kısmı hakkında ise, pek dehşetli ve ürpertici ifadeler kullanılıyor.

Zira, Mektubat'ta da zikredildiği gibi, siyasî ayrışma, sür'atle siyasî tarafgirliği netice verir. Bu garazkârlığı netice verir. Firavunlaşmış nefs–i emmâre derhal devreye girer. Bu durumda, desadüm-ü efkârdan bârika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkar. Çünkü, taraflar hak namına hareket etmediği için, nihayetsiz müfritâne giderler. Neticede, kabil-i iltiyam olmayan inşikaklara sebebiyet verirler. (Age, s. 259)

Aynı eserin 424. sayfasında ise, Üstad Bediüzzaman "Ey sarhoş hamiyetfuruşlar!" diye hitap ettiği unsuriyet fikri taraftarlarına "Şu asrın, unsuriyet asrı olmadığını" hatırlatıyor böylesi bir teşebbüsün "İslâm milletini ifsad ettiği gibi, unsuriyet milliyetini dahi ıslâh ve ibka edemeyeceği" gerçeğini ders verir.

Yazımızı, yüz yıllardır harmanlanmış Anadolu'daki insan grupları ve bilhassa unsurları için siyasî mânâda kullanılan eyalet, muhtariyet, otonomi, federasyon gibi tekliflerin, realize edilmeye çalışılması halinde, zincirleme ne gibi sakıncaları beraberinde getireceğine dair Üstad Bediüzzaman'ın ikazlarıyla noktalayalım...

1) Siyasî ayrışmanın ilk adımında birleştirici bağlar kopmaya başlayacak.

2) Unsurların (etnik gruplar) herbiri kendine mahsus kulüpler, cemiyetler, fırkalar kurmaya yönelecek.

3) Merkezden de duyulan nefret saikasıyla, ırkî ve mezhebî noktada şiddetli ihtilâflar, zıtlaşmalar başgösterecek.

4) Yetki tartışmaları vahşî duyguları galeyana getirecek.

5) Elde edilen hürriyet ve meşrûtiyet nimetinin perdesi, feveran ile yırtılacak.

6) Meydana getirilen kaos neticesinde, dahilde muhtariyet, istiklâliyet ve nihayet tavaif–i mülûk suretiyle rekabet kızışacak, bu da vahşetin mahsulü olan "fikr–i istilâya" yardım etmesiyle, tam bir keşmekeşi netice verecek.

7) Bu ise, öyle büyük bir günahtır (zenb–i azim) ki, hürriyetle elde ettiğimiz sevapların tamamını götürecek kadar ağır basar. (Eski Said Dönemi Eserleri, s. 183)

07.09.2009

E-Posta: latif@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (05.09.2009) - Unsur için eyalet fikri

  (03.09.2009) - İnsanlık âleminin en büyük savaşı

  (02.09.2009) - Bardakçı'nın hesaba katmadığı

  (01.09.2009) - Sorgulama ve mahkeme safhaları

  (31.08.2009) - Çareye kadar gaile devam eder

  (29.08.2009) - 93'te 93 günlük padişah

  (27.08.2009) - Savaş meydanında başlayan kardeşlik

  (26.08.2009) - Niyet ve yöntem

  (25.08.2009) - Değişim sancıları

  (24.08.2009) - Misafirim kaplumbağa

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.