15 Ekim 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Süleyman KÖSMENE

Kur'ân'ın yüksek değerleri


A+ | A-

Ethem Bey: “Dünyanın çeşitli yerlerinde bulunan ilkel kabîlelerde açık giyinmek, hırsızlık yapmak gibi şeyler yasak ve o kabile toplumunca da hoş görülmüyor. Öyleyse o kabilenin örfü ile İslâmiyet arasındaki fark nedir?”

İslâmiyet cihanşümul bir dindir. Kabile örfleri ise çeşitli sosyal tecrübelerle elde edilmiş sonuçlardır. Bu tecrübelerin geneli isâbetli olabilir. Fakat isâbetli olmayanları da vardır.

Diğer yandan kabîle örfleri isâbetli de olsa, günlük maslahatlar ve nihâyet kabîlenin genel beğenisinden öte bir getiri sağlamazlar. Oysa aynı davranışları bir kişi Allah’ın emri olduğu için gösterse, kâinât Sultânının beğenisini elde eder ve sevap kazanır. Meselâ insan günü birlik faydasından dolayı temizliğe dikkat ediyorsa, temiz tutumundan günü birlik faydalanır. Fakat temizliğin bir Allah emri olduğunu biliyor ve bu emri yerine getirmek için temizliğe dikkat ediyorsa, temiz tutumundan hem günü birlik faydalanır, hem sevap kazanır. Kazandığı sevap kişinin hem dünyada, hem dünya ötesi âlemlerde defalarca elinden tutar.

Kapalı giyinmek veya hırsızlık yapmamak da böyledir. Diğer amel ve davranışlar da böyledir. Bir ameli ve davranışı günlük faydalanmak için yapmak veya zararından ötürü terk etmek ile Allah’ın emri olduğu için yapmak veya yasağı olduğu için terk etmek arasındaki fark büyüktür.

Bir işi günlük fayda ve zararından dolayı yapar veya terk edersek sadece (dünyada) günlük kazanırız.

Fakat bir işi Allah’ın emri veya yasağı olduğu için yapar veya terk edersek;

1) Dünyada iki defa kazanırız: a) Günübirlik kazanırız. b) Zor işlerimizde kolaylık buluruz, Allah’ın yardımını ve bereketini görürüz.

2) Kabirde kazanırız. Allah’ın rahmeti ile müjdeleniriz.

3) Mahşerde kazanırız. Allah’ın affı ve mağfireti elimizden tutar.

4) Cennette kazanırız. Allah’ın keremi, lütfu, selâmı, ikrâmı ve cömertliği ile saadetimiz genişlenir.

Öte yandan; Kur’ân cihanşümul olduğundan ve bin dört yüz yıldan beri mesajını bütün dünyaya dinlettirdiğinden, dünyanın birçok toplumunca yaşanan güzel davranışların patenti Kur’ân’a aittir. İyiliklerin tamamı Kur’ân’ın malıdır. Meselâ el ve vücut temizliğini, banyoyu, yıkanmayı, tuvaleti ve sâir doğru ve isâbetli görgü ve örfleri Avrupalılar Müslümanlardan almışlardır. Kötülükler ise Kur’ân’ın anlaşılmamasındandır. Kötü ve zararlı davranışlarda hatâ insana aittir.

***

Nahit Bey: “Beyanat ve Tenvirler’de (s. 82) geçen şu ifadeleri çok kısa açarsanız memnun olurum: “Hareketi kendinedir, tebeî haricedir. Lâzım-ı mezheb mezheb olmadığından, belki muahez değil. Bahusus iki cihetle kuvveti, hariç cereyanın müsbet ve zaafına inzimam etse, harici kendine alet-i layeş’ur edebilir.”

Bu ifâdelerin öncesinde Bedîüzzaman Hazretleri siyâseti tahlil ediyor. Türkiye’de siyâsetin bir Avrupa oyuncağından ibâret olduğunu, dışa bağlı olarak hareket ettiğini ve dışa bağlı olarak siyâset ürettiğini, Avrupa’nın üflediğini, bizim burada oynadığımızı, onun bizi telkinlerle uyuttuğunu, bizim ise bunu kendimizden sayarak telkin eseri fikirleri hayatımıza geçirdiğimizi ve böylece kendi değerlerimizi yıktığımızı beyan ediyor.

Bedîüzzaman’a göre Avrupa’dan bize gelen cereyan; ya menfîdir, ya müsbettir.

1- Menfî cereyan harf gibidir. Bizi başkasına bağlar. Bütün davranışlarımız dışarı hesabına geçer. Çünkü irâdemiz yoktur veya hükümsüzdür. Niyetimizin sâfiyeti burada fayda etmez. Bilâkis zaaflarımız da üstüne eklendiğinde, hariçteki zararlı cereyanların menfaatine oynayan akılsız bir âlet olur çıkarız.

2- Müsbet cereyan ise isim gibidir. İçeri ile bütünleşebilir. Yani kendi ülkemiz değerleri ile bütünleşebilir. Çünkü dahilî değerler ile muvafakati vardır. Yani iç bünyemize uygundur. Burada davranış bize ait kalabilir. Bundan mutlak bir taklit çıkmaz. Hârice sadece tebeî bakarız. Yani göz ucuyla, kastî olmaksızın, kendimizi murad ederek, kendi menfaatimiz hesabına bakarız. Bu da bize bir şey kaybettirmez, kazandırır. Yani başkasının müsbet yanlarını alır, menfî yanlarını bırakırız. Bu yaklaşım sorgulanmaz. Çünkü burada dışa bağımlılık yoktur. Esasta kendi değerlerimiz vardır. Dışarıdan sadece müsbet (yani bilim ve teknik gibi olumlu) gelişmeleri alıyoruz. Bu ise bize güç ve kuvvet verir. İrâdemizi elimizden almaz. Değerlerimizi çiğnememizi ve yok saymamızı gerektirmez. Bu durumda haricin müsbet getirisine irâdemizi ve kuvvetimizi de eklersek, harici kendimize âlet-i lâyeş’ur yapabiliriz. Yani başkası şuursuzca bize uymaya başlar. Böylece biz akılsızca başkasına uymaktan kurtuluruz.1

Dipnotlar: 1- Bedîüzzaman, Beyanat ve Tenvirler, s. 81, 82.

15.10.2009

E-Posta: fikihgunlugu@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (14.10.2009) - Hadisi mânâ ile nakil

  (13.10.2009) - Cennete önce kimler girecektir?

  (12.10.2009) - Duâda ellerimiz neden semaya bakar?

  (11.10.2009) - Eski ümmetlerde ibadet

  (09.10.2009) - Divan-ı Harp’te Bediüzzaman (2)

  (08.10.2009) - Divan-ı Harp’te Bediüzzaman (1)

  (07.10.2009) - Bediüzzaman’a göre din ve milliyet

  (06.10.2009) - Cennette toprak var mıdır?

  (05.10.2009) - Sağ ve sol kavramları üzerine

  (04.10.2009) - Ashab-ı Kehf üzerine

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.