11 Kasım 2010 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Süleyman KÖSMENE

Kalplerin mühürlenmesi


A+ | A-

Ahmet Bey: “Kalplerin mühürlenmesi ne demektir?”

Bakara Sûresi’nin konuyla ilgili âyeti şöyledir: “Kâfirleri uyarsan da, uyarmasan da birdir; onlar inanmazlar. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinde de perde vardır; büyük azap onlar içindir.” 1

Âyette kalplerin ve kulakların mühürlenmesi, küfür sıfatı zikredildikten sonra telâffuz edilir. Öncelikle buradan; küfür sıfatının kalplere tek başına zulmet ve karanlık vermeye yeterli olduğu anlaşılır. Küfür karanlığına düşen bir kalp insafsızdır, merhametsizdir, duyarsızdır, taşlardan daha katıdır. Küfür karanlığı içinde bocalayan kulaklar ise, etrafında sayısız varlıkların hâl veya söz diliyle Allah’a olan yakarışlarını, zikirlerini ve tesbihlerini işitmezler, duymazlar; hakka karşı duyarsızdırlar; hakikata karşı ilgisizdirler. Bu inat onlarda âdeta kemikleşmiş; âdeta karakter hâline gelmiştir.2

Allah Resûlü (asm) Mekke’de zor şartlarda bütün müşriklere on iki yıl hakkı tebliğ eder, fakat müşriklerden çok fazla inat ve inkârla beraber akıllara durgunluk verecek ölçüde eziyet ve hakaretler görür; kendisine az denecek sayıda bahtiyar iman eder. Hicretten sonra Medine’de ise büyük coşku ve heyecanla karşılanmakla beraber, Medineli Yahudilerden de bu def’a beklenmedik kin ve husûmetle karşılaşınca insanların hak dine karşı bu menfî direnişleri üzerine çok hüzün duyar. Çünkü onun (asm) öyle şefkatli ve re’fetli bir kalbi vardır ki, bütün insanların topyekûn iman etmesini, topyekûn hakka gelmesini ve neticede topyekûn Cehennem’den kurtulmasını büyük bir arzu ve iştiyakla istemektedir. Bir tane Allah kulunun bile Allah’ın vahiy dairesinin dışında kalmasını istemez; bundan büyük ıztırap duyar. Oysa insanların çoğu, taşlaşmış kalplere sahiptirler ve imanın inceliğini, nezaketini ve zarafetini kavramamaktadırlar. Cenâb-ı Hak, Resulünün (asm) bu hüzünlü hâli üzerine bu iki âyeti nazil buyurarak bir nevî tesellî veriyor. Bu âyetlerden birincisinde geçen, “Uyarsan da, uyarmasan da birdir; onlar iman etmezler” ifadesinden, “uyarı” görevinin yapılmasının neticesiz olacağı mânâsını çıkarmak doğru olmaz. Çünkü Allah Resulü (asm), yine Kur’ân’ın ve hatta aynı sûrenin, “Doğrusu Biz seni hak ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen Cehennemliklerden sorumlu tutulmayacaksın!” 3 beyanıyla müjdeci ve uyarıcı olarak görevli bulunmaktadır. Bu durumda, yukarıda geçen âyet, Allah Resûlüne (asm) uyarı görevi esnasında mahzun olmaması gerektiğini; çünkü onların kalplerinin katılaşmış bulunduğunu; küfür onların karakterlerine işlemiş ve artık vazgeçilmez bir alışkanlık halini almış olduğunu; uyarı görevinin ötesinde, inanmamalarından ötürü üzüntü duymaması gerektiğini vurgular niteliktedir.

Hemen ardından gelen âyette ise onların kalplerinin ve kulaklarının mühürlenmiş olduğunu, gözlerinde de bir perde bulunduğunu beyan ederek; onların kalplerinin, kulaklarının ve gözlerinin hakka kapalı bulunduğunu “bir vakıa tesbiti” sadedinde beyan eder. Yani onlar kendi tercihleriyle küfre girmişler, kendi tercihleriyle hakkı dinlememektedirler, kendi tercihleriyle küfürde kalmaya devam etmektedirler. Seni dinlemezlerse üzülme, kendini yıpratma; sen insanların tabiatlarını ve alışkanlıklarını değiştiremezsin; zaten değiştirmekle de mükellef değilsin, mânâsını vurgular mahiyettedir.

Bu âyetler, insanların çoğunluğu neden fitne-fücurda, günah ve haramlarda boylu boyunca gömülmüşler, küfür ve isyan içinde yaşayıp gidiyorlar ve hakkı dinlemiyorlar, diyen bütün ehl-i hak için de büyük bir mânevî moral ve tesellî kaynağı teşkil etmektedir. Zira günümüzde de insanlar hakkı dinlememektedirler; günümüzde de birçok insanın kulakları kapalı, gözleri perdelidir; günümüzde de insafsızlık, vicdansızlık ve merhametsizlik diz boyudur; had safhadadır! Bu gün de hak ve hukuk çiğnenmekte, imansızlık girdabında insanlık şerefi payimâl edilmektedir. Bütün bunlar, insanların içinde bulundukları imtihan sırrının da bir gereğidir.

O halde bütün bunlarla beraber, ehl-i hak için ümitsizlik yoktur; karamsarlık yoktur; çıplak uyarı ve tebliğ görevinin ötesinde, hayal kırıklığı olmamalıdır.

Kalplerin mühürlenmesi teriminden, “İsteseler de hidayete gelmeyecekler” mânâsını çıkarmak da doğru değildir. Her ne kadar hidayet, Cenâb-ı Hakk’ın takdir ve dileğiyle mümkün olsa da; kul ne kadar katı yürekli ve haşin tabiatlı olursa olsun; tevfik ve hidayeti istediği takdirde, Cenâb-ı Hakk’ın ona hidayeti nasip etmesi ve muvaffakiyet vermesi, Rahmetinin şe’nindendir. İslâmiyet öncesi katı yürekli ve haşin Ömer’le; Müslüman olduktan sonra âdil ve cesur Ömerü’l-Faruk (ra), bu mes’elede bize örnek olarak yeter.

DUÂ

Ey Kuddûs-u Rahîm! Nefsimi günahlarda bırakma! Kalbimi kirlerden arındır! Gönlümü dünyada bırakma! Ruhumu evhamdan arındır! Aklımı hevesâtta bırakma! Duygularımı vesveselerden arındır! Yüzümü affınla tathir eyle! Amel defterimi seyyiâtlarımdan arındır! Seyyiâtımı hasenata tebdil eyle! Ömrümü dalâletlerden arındır! Yoluma hidayetini refik eyle! Sırrımı gazab edeceğin fesâdâttan arındır! Gözümü görmez, kulağımı işitmez, aklımı kavrayışsız kılma! Kalbimi hakâika mühürleme! Âmin!

Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi, 2/6-7. 2- İşârât’ül-İ’câz, s. 71.

3- Bakara Sûresi, 2/119.

11.11.2010

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (10.11.2010) - Namazda yanılma ve vesvese

  (09.11.2010) - Kurban kesmenin hükmü

  (08.11.2010) - Riyadan şirke, şirkten riyaya yollar var

  (07.11.2010) - Aşk ve şefkat farkı

  (05.11.2010) - Kurban pazarları canlanırken

  (04.11.2010) - Ahiretin fidanlık bahçesi neresi?

  (03.11.2010) - Temizlik dilinin işaretleri

  (02.11.2010) - Kur’ân’da fitne

  (01.11.2010) - Hikmet dilinin işaretleri

  (31.10.2010) - Dünya saltanatı verilse kaç para eder?


Son Dakika Haberleri

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Abdullah ŞAHİN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet BATTAL

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Ali Rıza AYDIN

  Atike ÖZER

  Baki ÇİMİÇ

  Banu YAŞAR

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H.İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Hakan YILMAZ

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehmet YAŞAR

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Muzaffer KARAHİSAR

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Saliha FERŞADOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  YENİ ASYA NEŞRİYAT

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.