"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mevlâ görelim neyler

Abdullah ŞAHİN
06 Haziran 2019, Perşembe
Yaratılıştan giydirilen yüksek bir program ve sonsuz duygularla insan oğlu bir taraftan geleceğin planlarıyla uğraşırken, diğer taraftan geçmişte yaşadığı günlere hayalen gitmesi sonucu ya sevinir; ya da hüzünlenir.

Hatta insan yaratılışı gereği daha da ötelere giderek hayalen tarihine uzanarak eski hatıraları anıp korku ve endişe planlarını paylaşır.

Lise yıllarımdan beri ne zaman geçmişi düşünsem, hatırıma edebiyatımızın büyük şair ve yazarı Yahya Kemal’in “Açık Deniz” adlı şiirinin şu satırları gelir:

“Balkan şehirlerinde geçerken çocukluğum;

Her lâhza bir alev gibi hasretti duyduğum.

............

Şekvânı dinledim, ezelî muztarip deniz!

Duydum ki rûhumuzla bu gurbette sendeniz,

Dindirmez anladım bunu hiçbir güzel kıyı;

Bir bitmeyen susuzluğa benzer bu ağrıyı.

Şairin bu mısraları Osmanlı’nın bir an geçmişine uzanarak taşıdığı yüksek duygulardan ilham alarak seslendirdiği bir başka gerçek.

Aslında geçmişe özlem ve hasret hepimizin ortak duygusu. Bugün ülkemizin içinde bulunduğu durum ve kültür yozlaşması ümitlerimizi azaltıp endiselerimizi artırıyor. Hatta biz büyükler çoğu kez sözlerimize, “Eskiden biz böyle değildik” şeklinde başlayıp geçmiş günleri ve yaşadıklarımızı hasretle anar, sonraki nesillere bunları emsal göstererek nasihat eyleriz. Merhum Âkif eski ve yeni tartışmasına, “Eski, eski olduğu için atılmaz; faydasız olduğu için atılır. Yeni, yeni olduğu için alınmaz; faydalı olduğu için alınır” diyerek noktayı koyar.

Fakat şu da bir gerçek ki, eski günler acı ve tatlı yönleriyle zaman ipinin geçmişinde ve ‘levh-i mahfuz’da yerini almıştır. Geçmişin “bir” diye telâffuz edilen anını dünyanın bütün güçleri bir araya gelse geri getiremeyeceği de ayrı bir gerçek. 

Bediüzzaman’ın geçmişi anmakla ilgili şu serzenişleri ne kadar manidardır: “Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyevîyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zâyi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat, bir uykudur; bir rüyâ gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider.” (Sözler)

Bundan alacağımız ders ise, geçmişe takılıp kalmak yerine, yanlışlardan ders alarak geleceğe ümit ve şevkle yürümektir. Çünkü ümitsizlik kâmil bir mü’minin hayatında olmaması gereken bir durum. Ümitvâr olmak ise bir mü’minin her an kalbinde bulunması gereken bir şiardır.

Ne diyelim: “Mevlâ görelim neyler/ Neylerse güzel eyler.”

Okunma Sayısı: 1240
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı