"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Müslümanın âile hayatı da Kur’ân’a dayanmalı

Ali FERŞADOĞLU
27 Nisan 2024, Cumartesi
Şu soruların cevaplarını doğru olarak bulmak zorundayız:

Bugün, fert, aile ve toplumların hayata yaklaşımı kim şekillendirip yönetiyor? Tarihi boyunca bu sorulara da iki müessese cevap vermiş: Felsefe (beşeri akıl) ve din. Felsefe akla dayanır. Din; Vahye, Nübüvvete. Felsefe beş menfi esas üzerine kurguluyor:

● Nokta-i istinâdı kuvvet kabul eder. (Kim güçlüyse o kazanır ve başkalarını ezer, sömürür)

● Hedefi menfaat bilir. (Yalnızca kendi çıkarlarını düşünür. Başkası açlıktan ölse bana ne der.)

● Düstur-u hayatı cidâl tanır. (Hayat kanunu kavga ve savaş)

● Cemaatlerin râbıtasını unsuriyet ve menfî milliyet (ırkçılık, menfi milliyetçilik) bilir. (Millet ve devlet ve cemaatin selâmeti için her şey fedâ edilir, şeklindeki zâlimce prensip ırkçılığın yadigârı.

● Gàyesi hevesât-ı nefsâniyeyi (nefsi arzu ve emelleri) tatmin ve hâcât-ı beşeriyeyi tezyid etmek için bâzı lehviyât’tır. (İnsanlığın ihtiyaçlarını artırmak ve oyun, eğlence gibi şeylerdir.) Halbuki, kuvvetin şe’ni, tecavüzdür. (Gücün gereği, işi tecavüz, saldırganlıktır.) Menfaatin şe’ni, her arzuya kâfi gelmediğinden, üstünde boğuşmaktır. Düstur-u cidâlin şe’ni, çarpışmaktır. Unsuriyetin şe’ni, başkasını yutmakla beslenmek olduğundan, tecavüzdür. İşte, şu medeniyetin şu düsturlarındandır ki, bütün mehâsiniyle beraber, beşerin yüzde ancak yirmisine bir nevi sûrî saadet verip, seksenini rahatsızlığa, sefâlete atmıştır.”1

İşte dünyanın huzursuzluğu, ülkemizde adalet, hak ve hürriyetlerin çöküşünün sebebi materyasit felsefenin dayatılmasıdır. 

“Rahmet olan Kur’ân, ancak umumun, lâakal ekseriyetin saadetini tazammun eden bir medeniyeti kabul eder: “Güçlü değil, haklı olan kuvvetlidir.” Bu adalet, hukuk karşısında herkesin eşitliğidir.

● “Hedefi fazilettir.” Fazîlet ise, kişiyi ahlâklı, iyi hareket etmeye yönelten mânevî kuvvettir.

● “Aralarındaki bağı, menfi milliyet değil, “dini, vatani, sınıfi” kabul eder. Yani, aynı dinden iseler din kardeşi, farklı denden olup aynı vatanda yaşıyorlarsa “vatandaş kardeşliği”, başka memleketlerde iseler, “sınıfdaş kardeşliği” getirir. Bunun gereği birlik ve dayanışmadır.

● Kur’an’ın hedefi nefsi arzular değil, Rabbimizin emirlerine uymayı sağlamaktır. Bunun sonucu ve gereği insanlıkta ilerleme, yükselme, ruhen gelişmedir.”2

İlmi veriler ve vakıalar gösterdi ki, Asr-ı Saadetten günümüze toplumun çekirdeği ferd ve aileye gerçek huzur ve mutluluğu Kur’an medeniyeti getirmiştir.

Dipnotlar: 

1-Sözler, Enst./intr., s. 372.; 

2-bknz., Mektubat, s. 458.

Okunma Sayısı: 1347
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı