"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zincirbozan'dan komutanlara tarihî vesika

19 Mart 2019, Salı 00:48
Zincibozan’a sürgün edilerek ikamete mecbur tutulan Süleyman Demirel, Zincirbozan’dan komutanlara bir mektup göndermişti. Bu, tarihî bir vesikadır. Bu belge “İnsan Hakları” adına nesillere dehşet ve ibret belgesi olarak intikal edecektir.

- DEMOKRAT MİSYON PARTİLERİ (7) -

 

DİZİ-7: MEHMET ALİ KAYA

***

OVALAR

1950 yılında 400 bin ton çimento üreten Türkiye 1980 yılına gelince 20 milyon ton çimento üretmeye başlamıştır. 1950 yılında 100 bin ton olan demir üretimi 1980 yılına gelindiğinde 3 milyon 100 bin tona çıkmıştır.  Bunun sebebi yapılmış olan yeni 50 çimento fabrikasıdır. 

Eğer 12 Eylül 1980 ihtilâli yapılarak yatırımlar durdurulmamış olmasaydı GAP, DAP (Doğu Anadolu Sulama Projesi) Büyük Konya Ovası Sulama Projesi, Iğdır, Çarşamba, Bursa, Manisa, Antalya, Aksaray, Aras Ovası, Menderes Havzası ve Ceyhan Ovası Sulama Projeleri hayata geçecekti. 

1923 yılında Türkiye’de bir Üniversite mevcut. 1950’de 3 üniversite varken 1980 yılına gelince bu sayı 57’ye çıkıyor. Daha bunlar gibi yapılan yatırımlar ile büyük bir imar ve inşa hareketine başlanmış ve bitirilmiştir. Türkiye’nin her yeri yol ağları ile örülmüştür. Türkiye’de gidilemeyen yer kalmamıştır. Bu döneme Türkiye’nin kalkınma dönemi denebilir. 1980 sonrası elle tutulur bir yatırım hamlesi yapılamamış yapılanların gelirleri bölüşülmüştür.

Dinî Hizmetler olarak bu dönemde diyanete bütçeden büyük paylar ayrılmış ve yüzlerce Kur’ân kursu açılmasına müsaade edilmiştir. Yine binlerce cami yapılmış ve yapılan her camiye kadro tahsis edilerek 60.000 camiye kadro verilmiştir. Bu dönem içinde cami sayısı okul sayısını aşmıştır. İmam-Hatipler kadrolarına kavuşturulmuştur. İmam-Hatip Liseleri’nin sayısı 450’ye çıkarılmıştır. 10 adet “İslâm Enstitüsü” açılmış İmam-Hatip Lisesi öğrenci mezunlarına ihtisas yapma ve yüksek okul mezunu olma imkânı sağlanmıştır. 12 Eylül sonrasında bunların ikisi Yozgat İslâm Enstitüsü ve Erzurum İslâmî İlimler Akademisi kapatılmıştır. 

AYASOFYA’DA EZAN VE HÜNKÂR MAHFİLİNDE KUR’ÂN

AP’nin dine yaptığı hizmetlerin en büyüğü 1979 Ramazan ayında Ayasofya’nın “Hünkâr Mahfili”ni ibadete açarak minarelerinden Ezan okutması ve “Hırka-i Şerif”te 24 saat Kur’ân okutma geleneğini yeniden başlatmış olmasıdır. 12 Eylül İhtilâli ilk olarak bunu kapatmıştır. 

DP lideri Menderes “Bu millet Müslüman’dır, Müslüman kalacak” diyordu. Süleyman Demirel ise “Herkes göğsünü gere gere, ‘Ben Müslümanım!’ diyecektir” diyerek Laiklik politikasını bu sloganlar üzerine bina etmiştir. Bunda da başarılı olmuşlardır.

Sosyal güvenlik bakımından “Bağ Kur” müessesesi ile esnafların emekli olmaları sağlanmıştır. Yine kimsesiz dul ve garipleri korumak amaçlı olarak “65 Yaş Maaşı” bağlanmıştır. Bu hizmetlerle milyonlarca insana devletin şefkat eli uzatılarak sosyal devlet anlayışı yaşatılmıştır. 

Dış politikada AP İslâm Ülkelerine dostane münasebetleri geliştirmeye yönelik bir politika izlemiştir. 1969 Arap-İsrail Savaşı’nda Müslüman Arapları açıktan destekleyerek Müslüman devletlerin sempatisini kazanmış, 22–25 Eylül 1969 tarihinde ilk olarak Fas’ın başşehri Rabat’ta toplanan İslâm Devletleri Zirvesinde ülkemizi Dış İşleri Bakanımız İhsan Sabri ÇAĞLAYANGİL temsil etmiştir.  Bu da bizi İslâm dünyasına yaklaştırmıştır. 

DOĞRU YOL PARTİSİ (DYP)

1. DYP’nin Kuruluş Macerası: 

DP ve AP’nin devamı olup “Demokratik Misyonun” partisidir. Demokrat Parti demokratik taleplere cevap vermek üzere 7 Ocak 1946 tarihinde kurulur. 14 Mayıs 1950’de büyük bir halk desteği ile iktidara gelir. 27 Mayıs 1960 tarihinde askerî bir darbe ile kapatılarak iktidardan uzaklaştırılır. İhtilâlciler devrimin yapıldığı 27 Mayıs’ı “Ulusal Egemenlik Bayramı” ilân ederler. Bu kutlamalar 1980’de yapılan ikinci bir darbe ile kaldırılır. Parti yöneticileri 11 Şubat 1961 tarihinde Adalet Partisi’ni (AP) kurarlar. Adalet Partisi de kuvvet komutanlarının önce 12 Mart 1971 muhtırasına, daha sonra 12 Eylül 1980 askerî darbesine maruz kalırlar. Bu darbeler doğrudan demokratik idarelere yapılmıştır. Demokratik idarenin temsilcileri de DP ve AP olduğu için bittabi onların iktidarı döneminde olup, iktidar gücü Demokrat Parti ve Adalet Partisi’nin elinden alınarak devrimlerin yapıcısı olan CHP ve bu zihniyetin temsilcilerine verilmiştir. Darbelerin bahanesi kardeş kavgası, irtica ve Atatürk ilkelerinden uzaklaşmadır. Ama ne gariptir ki bu suçlamaların hedefinde hep “Demokratlar” vardır ve iktidar onlardan alınmaktadır.  

12 Eylül 1980 İhtilâlini yapanlar “ülkeyi uçurumun kenarından kurtararak huzur ve güven ortamına” getirmeyi amaçlamışlardır. 12 Eylülün Kenan Evren, Nejat Tümer, Nurettin Ersin, Tahsin Şahinkaya ve Sedat Celasun ekibinden oluşan Millî Güvenlik Kurulu (MGK) anayasayı da rafa kaldırarak bildirilerle ülkeyi idare etmeye başlamışlardı. MGK 7 nolu bildirisi ile “Siyasî Faaliyetler” yasaklandı. 5 Haziran 1981 tarih ve 52 nolu bildiri ile de siyasî parti liderlerine 10 yıl siyaset yapma yasağı kondu. 16 Ekim 1981 tarihinde 2533 sayılı kanun ile siyasî partilerin feshine karar verildi. 7 Kasım 1982 tarihinde “Kurucu Meclisin” yaptığı ve 6 Kasım 1982 Pazar günü “Evet!” demeye mecbur olunan ve demeyeni vatan haini ilân eden yeni “Anayasa”  % 92 “Evet!” oyu ile yürürlüğe girdi. Böylece ihtilâlin lideri Kenan Evren de otomatikman % 92 oy oranı ile halkın seçtiği “Başkanlık Sisteminde” imiş gibi “Cumhurbaşkanı” ilân edildi. 24 Nisan 1983 tarihinde “Siyasî Partiler Kanunu” çıkarıldı. 16 Mayıs 1983 tarihinde “Siyasî Partilerin” kurulmasına izin verildi. 

İlk olarak 20 Mayıs 1983’de Ali Fethi ESENER, Hüsamettin Cindoruk ve Mehmet Gölhan tarafından “Büyük Türkiye Partisi” (BTP) kuruluş dilekçesi verildi. 10 gün içinde bütün Türkiye’de teşkilâtını kurar. Ancak bu parti konseyce AP ve Demirel’in devamı olarak algılanılarak Konseyin 79 sayılı bildirisi ile 31 Mayıs’ta re’sen kapatılır. Demokratlar Turgut Özal’ın 20 Mayıs’ta kurduğu ANAP’a yönlendirilmek istenir. 

BTP’nin kapatılmasından sonra S. Demirel, H. Cindoruk, Mehmet Gölhan, İ. Sabri Çağlayangil, Yiğit Köker, Saadettin Bilgiç, Ekrem Ceyhun ve Nahit Menteşe, “Zincirbozan”da ikamet etmek üzere evlerinden alınır ve gözetim altında tutulurlar. Siyasî yapılanma içinde olunmasına, hatta fikirlerinin alınmasına engel olunur. Ancak Süleyman Demirel kendisini Zincibozan’a uğurlamaya gelen Necmettin Cevheri’ye “Yeni Kurulacak partinin adı ‘Doğru Yol Partisi’ olmalıdır” diyerek DYP’nin kurulması talimatını verir. 

Yeni Cumhurbaşkanı halkı aydınlatmak üzere yollara çıkar ve 1 Haziran 1983 tarihinde Çorum’da toplanan kalabalığa ve TRT aracılığı ile bütün Türkiye’ye BTP’nin kapatılmasını şöyle yorumlar: “BTP adında bir parti kurmuşlar. Amblemi de “El işareti.” Oy vermeye gidenler demir mührü ellerine alacaklar ve el’e basacaklar. Böylece “Demirel” olacak. Biz bunu anlamıyor değiliz. 12 Eylül öncesinde tencereyi kirletenler ve ülkeyi uçurumun kenarına getirenler yeniden söz sahibi olacaklar. Biz bunu engellemek için BTP’ yi kapattık” diyecekti.  

23 Haziran 1983 tarihinde 34 kurucu üye ile tüzel kişilik kazanan Doğru Yol Partisi (DYP) kurulur. Demokratlar DYP çatısı altında birleşirler. 

DYP’nin ilk kurucu üyeleri Genel başkanı Ahmet Nusret TUNA dâhil 30 kurucu üye 7 Temmuz 1983 tarihinde MGK vetosu ile parti kuruculuğundan uzaklaştırıldı. Bunun üzerine Dr. Yıldırım AVCI başkanlığında bir diğer liste çıkarıldı. Bu listede 30 Temmuz 1983 tarihinde 15 üyesi veto edilerek kuruluşuna müsaade edilmedi. Listenin yarısına yakını konseyin vetosuna takılarak elendi. 6 Kasım 1983 tarihinde seçim yapılacaktı. Bunun için parti kuruluşunu tamamlayarak teşkilâtlarını kurup seçimlere hazırlanması gerekiyordu. Veto edilenlerin yerine yenileri ilâve edilerek 19 Ağustos1983’de yeniden müracaat edildi, ancak bu listenin de 9 üyesi veto edildi. 8 Eylül 1983 tarihinde 3 üyesi daha veto edildi. 29 Eylül 1983 tarihinde yeni listenin 2 üyesi daha veto edilince DYP 1983 seçimlerine girme hakkını kaybetti. Yıldırım Avcı Manisa’da “Türk Demokrasi tarihinde iki kara leke vardır. Birisi 1946 seçimleri, diğeri 6 Kasım 1983 seçimleri” deyince soluğu mahkemede aldı. 

Nihayet konseyin istediği liste 29 Eylül 1983 tarihinde MGK’nın uygun gördüğü 32 üye ile kuruluşunu tamamlayabildi. Böylece DYP’nin 91 kurucu üyesinden 59 üyesi sakıncalı görülerek MGK vetosuna takılmış oluyordu. Seçime sokulmayan DYP ile Demokrat oylar 12 Eylül partilerine yönlendirilmiş ve geri dönülmesi imkânsız bir hale getirilmesi amaçlanıyor ve Demokrat zihniyet eritilmek isteniyordu.

Zincirbozan’a sürgün edilerek ikamete mecbur tutulan Süleyman Demirel, Zincirbozan’dan komutanlara şöyle bir mektup göndermişti. Tarihî bir vesikadır. Bu belge “İnsan Hakları” adına nesillere dehşet ve ibret belgesi olarak intikal edecektir. Bunun için buraya almayı uygun gördük. 

……………..

“Yetmiş günü aşan bir süredir hak ve hürriyetlerden mahrum ve ihtilâttan men edilmiş bir halde bulunmaktayız. Bu durum yargısız, süresiz, sınırsız bir cezanın infazından başka bir şey değildir. 

Hak arama yolları kapatılmıştır. Kamuoyuna “İkamete tabi tutulma” gibi gösterilmek istenen bu olay, emsali görülmemiş (Sui generis) bir tutukluluk halidir. Söylenen başka, yapılan başkadır. Savunma hakkı ise söz konusu değildir. 

“İhtilâldir, olur böyle şeyler” diyenler çıkabilir. Onlara “İhtilâl mi? Kendi iddiasıyla haksızlıklar yaratmak olmayıp, haksızlıkları önlemek değil mi idi?” demek gerekecektir. Üstelik üzerinden otuz beş ay geçtikten sonra, referandumla yürürlüğe giren yeni bir Anayasa yapıldıktan sonra hâlâ ihtilâl şartları içinde yaşandığını, haksızlıkların gerekçesi yapmak müşkülatı ortadadır. 

Kendilerinden rahatsız olunanları, öfke veya haset duyanların ya da jurnalcilerin etkisiyle, suça ve yargıya dayanmadan, siyasî hayatın dışına itmek sürgünden başka bir şey değildir. Bu yol bir kere açıldı mı her siyasetçinin, her yöneticinin başına günün birinde böyle bir akıbetin gelmesi mukadderdir. Bu haliyle “Taif” ve “Fizan” vak’alarının yeni bir halkası olarak Türk siyasî tarihinde yer alacaktır.

Zincirbozan’a itibarlardan rahatsız olmayı önlemenin çaresi diye bakmak da son derece muhataralıdır. 

Böyle bir yolu kendileri için yararlı sayanları, bir gün aynı biçimde öz itibarlarını yitirdikleri görülmemiş değildir. 

Zincirbozan vak’ası, Atatürk ilkeleriyle de bağdaştırılamaz. Ülkenin en zor şartlarında bile Atatürk’ün kendine muarız saydıkları kimseleri askerî bir garnizona kapattığı görülmemiştir. 

Devlet yönetimini ellerinde tutanların taraf olmamaları, devletin gücünü keyfiliğe kaçmadan adil ölçüler içinde kullanmaları, husûmet ve garazdan uzak kalmaları gerekir. 

Bu hem yeminlerinin, hem de vicdanlarının icabıdır. Yargının tatbiki dışındaki siyasî akımlar arasında tefrik ve tercih yapma hakkına yalnız millet sahiptir. Millet iradesine baskı ile yön verme halinde, bu yolla oluşturulacak parlamentonun çıkaracağı hükümetin başının dik ve ömrünün uzun olacağı söylenemez. Zincirbozan Olayı’ndan beklenen bu ise, fevkalâde yanlıştır. 

Yapılanların bir haksızlık olduğu, Anayasa’nın sarih bir ihlâli bulunduğu açıktır. Ülkenin yönetimini elinde tutanların bu kadar kısa bir sürede kendi yaptıkları Anayasa’nın dışına çıkmaları hazindir. “Devlet biziz, istediğimizi yaparız” zihniyetinin bu ülkeyi Tanzimat Fermanı’ndan önceki devirlere iteceği muhakkaktır. Böyle bir durum Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, Anayasa ve hukuk devleti olmaktan çıkaracaktır. 

Hür, demokrat, adaletin ve hukukun hâkim olduğu, müreffeh, mamur, birlik, beraberlik içinde millî ve manevî değerlere sahip, güçlü ve kudretli Büyük Türkiye’ye mutlaka ulaşacağına olan inancımızdan hiçbir şey kaybetmedik.

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 1607
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı