"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Bütün kapıların sırlı anahtarı” Besmeleye dair…

06 Mart 2011, Pazar
Hicrî 13. asrın müceddidi Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin şaheseri Risâle-i Nur Külliyatı’nın “kronolojik değil, ama metodolojik anlamda ilk” risâlesi olan, Besmele mevzulu “Birinci Söz”ü esas alan bir şerh çalışması.

Eser dört bölümden meydana geliyor: 1- Birinci Söz’ün Metni, 2- Birinci Söz’ün Yorumu, 3- Kuvvet ve Bereket Kolları, 4- Tahliller…
Bölümlerin muhtevalarını biraz aşağıda aktaracağız, ama eserin maksadının anlatıldığı “Takdim”e öncelikle eğilmemiz lâzım.
Orada belirtildiği gibi, “günümüzde ‘çağın tefsiri’ olarak kabul gören Risâle-i Nur Külliyatı’nı daha iyi anlama gayretleri su yüzüne çıkıyor, şerh ve yorumuna yönelik çalışmaların sayısı ve niteliği gözle görünür biçimde artıyor.” (s. 11) Hâliyle bu “çalışma, Risâle-i Nur Külliyatı’nın Birinci Söz’ünü ‘bir inci söz’ olarak ele almakta. Bu anlayışla bir taraftan külliyata giriş kapısı addetmekte. ‘Bir anahtar’ olarak niteleyip, önce onun özelliklerini titiz bir çalışmayla dikkate sunmakta. Ardından, bizzat külliyatın kendi anlayışı çerçevesinde, yine onun terminolojisinden istifade ederek yorumlamakta. Bir bakıma, Bediüzzaman Hazretleri’nin örnek olarak kaleme aldığı ‘İşârâtü’l-İ’câz’ isimli eseri, Kur’ân-ı Kerim tefsir çalışmasında tercih ettiği metoda uygun bir anlayışa dayanmakta.” (s. 11) Dolayısıyla “bu çalışmada, Birinci Söz’de yer alan kelime ve kavramların tercih sebepleri ve muhtevayla bağlantıları birlikte incelenmiş. Külliyatın bütünlüğüne temel teşkil eden tevhid bakışı, bu çalışmada da esas kabul edilmiş. Bunun gereği olarak, Cenâb-ı Hakk’ın güzel isimleri, her adımın bir basamağı olmuş. Ayrıca belli başlı anlamlar ve kelimeler ana bahisler altında incelenmiş…” (s. 11-12)
Ne güzel, değil mi? Risâle-i Nur’u anlamaya müteveccih şerh çalışmaları ha bire artıyor, bu şerh çalışmalarında da—bu eser özelinde olduğu gibi—“Risâle-i Nur mantığı” esas alınıyor…
Yukarıda başlıklarını verdiğimiz bölümlerde ne var, şimdi de ona bakalım: “Çalışmanın ilk bölümünde, Birinci Söz’ün metnine yer verilmiş. İkinci bölümde, Birinci Söz cümle cümle ele alınmış ve yorumlanmış. Üçüncü bölümde, Birinci Söz’ün dayandığı iki ana kavramdan (kuvvet-bereket) bahisle, bunlara dayalı bir yorum geliştirilmiş. Dördüncü bölümde ise, ‘Risâle-i Nur’un mesleği’ne dayalı tahliller yapılmış. / Ayrıca, Birinci Söz’ün bel kemiği olan ‘Besmele’ çok yönlü olarak ele alınmış ve On Dördüncü Lem’a’nın İkinci Makamı da, ‘Allah, Rahman ve Rahîm isimleri ile Besmele arasındaki sıkı bağı ortaya koyma’ adına çalışmanın ana metni içinde kısmen incelenmiş.” (s. 12)
Bütün bu gayretlerin ne işe yarayacağı ise şöyle belirtiliyor:
“Elinizdeki kitap, Bediüzzaman’ın, Risâle-i Nur’un temelini oluşturan esaslardan biri olan tevhid hakikatini, bir bakıma külliyatı harmanlayarak ‘bir inci söz’ içine nasıl yerleştirdiğini anlamada zihinlere bir kapı açıyor.” (s. 12)


Doğruya doğru!
Evet, çok detaylı bir şerh çalışmasıyla karşı karşıyayız. Hacim olarak küçük, fakat mânâ itibarıyla büyük bir risâlenin şerh çalışması, kocaman bir kitap olmuş.
Nâm-ı diğer “Bismillah Risâlesi” (diğer isim ve unvanları: “Besmele Sözü,” “Risâle-i Nur’un Birinci Risâlesi,” “Risâle-i Nur’un Bismillah’ı,” “Risâle-i Nur’un Besmele’si,” “Risâle-i Nur’un Fatiha’sı,” “Tevhid Miftahı,” “İslâm ve iman hücceti” [s. 53-54]) şerh edilirken, ilgili Kur’ân âyetleri ve Peygamberimizin (asm) hadislerinin yanı sıra “diğer” Risâlelerden bahislerin de ustaca yorumlandığını kaydedelim.
Bunlar bir yana, işbu eserle bir kez daha idrak ettiğimiz en mühim hakikat, özelde Birinci Söz’ün genelde de Risâle-i Nur Külliyatı’nın gerçekten “harika” biçimde kaleme alınmış olması. Öyle ki, her bir risâlenin, keza onların her bir paragrafının / cümlesinin / kelimesinin ihtimamla ve şuurluca seçilip yerleştirildiğini anlamamak mümkün değil. Kesinlikle abesiyet yok, tesadüf hiç yok. Bu da Üstad’ın sahip olduğu ilmin hem kesbî hem de vehbî olduğunu, artı Risâle-i Nur’un da “çağın Kur’ân tefsiri” övgüsünü hak ettiğini ispatlıyor olmalı.
Eserde de vurgulandığı üzere, “Bediüzzaman Hazretleri bizi hep bir ism-i şerifin gölgesinde yürütmekte” (s. 217), “hep ‘Kur’ân’ın mücevherat dükkânının dellâllığı’nı yapmakta” (s. 220), anlatım / öğretim tekniklerinde de hep Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ı örnek almaktadır (s. 275). Bu tesbitlerin delilleri “Birinci Söz”de bolca mevcut.
Son olarak, Üstad’ın “30 seneden beri iki tağut ile mücadelem vardır. Biri insandadır, diğeri âlemdedir. Biri enedir, diğeri tabiattır.” (Mesnevî-i Nuriye, s. 190) sözünü esas alırsak eğer, şaheseri Risâle-i Nur’un enfüsi âlemdeki “ene”yi de, afakî âlemdeki “tabiat”ı da darmadağın ettiğini, Risâlelere aşina herkesin gördüğünü / anladığını düşünebiliriz.
Ve küçük notlarımız (sırayla):
* Eserde “ön söz” mahiyetinde “Birinci Söz ile İlgili Yorumlar” başlıklı bir yazı var ki, imzası dikkatimizi çekti: “R. Âdem Bölükbaşı.” Herhangi bir sıfat atfedilmese de, bu zat, eserin nüvesini (belki de büyük bir kısmını) hazırlayan kişi aslında.(*)
* Redaksiyon hatalarıyla karşılaştık. Örnek 1: Daha kitabın ana metnine başlarken (s. 13) bir dipnot konulmuş, fakat dipnot yeri belirtilmemiş. Dipnot büyük ihtimalle, metindeki ilk cümleye (“Risâle-i Nur Külliyesi”) ait olmalı; çünkü yapılan izahat onunla ilgili gibi. Örnek 2: Tekrar olacak, ama Üstad’ın Barla’ya dönüşü 16 yıl (s. 48) değil, 19 yıl aradan sonradır. Örnek 3: Eser şahs-ı manevî / ortak akıl ürünü olduğuna göre, “sanırım” (s. 227) yerine “sanırız” ifadesi daha doğru olsa gerektir. Örnek 4: “Yüce Yaratıcı” ibaresine yıldız / (* ) şeklinde bir dipnot işareti konulmuş (s. 252), fakat dipnot metni unutulmuş. Şu hâlde, o meçhul izahatı merak ediyoruz…
Kısacası, şaheser bir risâlenin (ihmâl edilmemesi gereken, her daim üzerinde tefekkür edilecek), yine şaheserce bir yorumu. 

 
SONSUZ GÜCÜN ANAHTARI BESMELE'NİN ESRARI
Hazırlayan: Yeni Asya Neşriyat Araştırma Merkezi.
Sayfa Sayısı: 280.
Ebatları: 13,5x19,5 cm. Türü: Şerh.
Yayınlayan: Yeni Asya Neşriyat. Yayın Tarihi: Haziran 2010.
 
Dipnot: (*) “Yeni Asya Neşriyat” imzalı ve “Besmelenin esrarı” başlıklı yazı. Yeni Asya gazetesi, 7 Ocak 2011.
 
Orhan Güler
Okunma Sayısı: 1446
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı