"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman hürriyetçidir

12 Mayıs 2021, Çarşamba 03:25
Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatının 61. yılında Mardin/Kızıltepe Yeni Asya Temsilciğinin organize ettiği “Bediüzzaman’dan İçtimai Reçeteler” konulu anma toplantısı 9 Mayıs Pazar günü online olarak gerçekleşti.

Fethiye Akay - MARDİN

Yeni Asya Gazetesi Mardin/Kızıltepe temsilciliğinin organize ettiği “Bediüzzaman’dan İçtimaî Reçeteler” konulu anma toplantısı Said Ünverdi’nin sunumu ile gerçekleşti. Tahir Ünverdi’nin okuduğu aşr-ı şerif ile başlayan program, Yeni Asya Medya Grup Yönetim Kurulu Başkanı İzzet Atik’in selâmlama konuşması ile devam etti. Atik konuşmasında, pandemi sürecinde başlayan bu online toplantıların pandemiden sonra da daha sağlam bir teknik alt yapı ile devam edebilmesi için Yönetim Kurulu olarak çalıştıklarını ifade etti. Meşveret ve istişarenin önemine değinen Atik, programın meşveret hakikatini anlamaya vesile olmasını temenni etti.

İslam dünyasının belini büken hastalıkları teşhis ve tedavi eden şahsiyet

Yeni Asya Medya Grup Yönetim Kurulu üyesi Nihat Çiçek’in açış konuşması ile devam eden programda Çiçek sözlerine, “Asrın müceddidi Bediüzzaman Said  Nursî Hazretleri, İslâm’ın her alanını kuşatacak; iman-hayat-şeriat safhalarını içine alacak şekilde vazifeli bir zattır. Bediüzzaman Said Nursî, iman ve ibadet konusunda olduğu gibi, bugün içtimaî-siyasî alanlarda da, İslâm dünyasının belini büken hastalıklarını teşhis ve tedavi etmek hususunda söz sahibi bir zattır” ifadeleri ile başladı. Bediüzzaman Said Nursî’nin, asrın materyalist ve pozitivist yaklaşımlarla zehirlediği insanlığa Kur’ân eczanesinden reçeteler sunduğunu söyleyen Nihat Çiçek, devamında “Bediüzzaman’ın asrın başında ‘Dünya manevî bir buhran geçiriyor’ cümlesiyle teşhis ettiği hastalıklar giderek yaygınlaşıyor. Bugün pandemi süreci içinde insanlık olarak almamız gereken bir çok dersi barındırıyor. Bu gelişmeler ışığında insanlığın seyrini değiştirebilecek krizlerle karşı karşıya olduğumuz bir gerçektir. İnsanlık, her alanda, maddî ve manevî krizlerle boğuşmaya ve çareler aramaya devam ediyor” diye konuştu.

Namık Kemal: Ehl-i Kemal

Program, Said Ünverdi’nin Yeni Asya Gazetesi Tarihçi Yazar Latif Salihoğlu’na yönelttiği şu soru ile devam etti: “Bediüzzaman Said Nursî’nin 15-16 yaşlarında Mardin’de başlayan hürriyet mücadelesini ve meşrûtiyet, siyaset gibi kavramlara nasıl baktığını değerlendirir misiniz?” Salihoğlu konuşmasına, program tarihi ve Bediüzzaman Said Nursî’nin doğum-ölüm tarihi ile ilgili tevafuklardan bahsederek başladı. Daha sonra Bediüzzaman’ın 16 yaşlarında siyasî, içtimaî fikirlerini izhar ettiğini ifade ederek devam eden Salihoğlu, Namık Kemal’in de o dönemlerde hürriyet mücadelesi verdiğini ifade etti. Latif Salihoğlu devamında şu ifadeleri kullandı: Meşhur olmuş şahsiyetler arasında, Bediüzzaman Hazretleri’nin ‘Ehl-i Kemâl’ dediği Namık Kemâl kadar hakikî hüviyet ve şahsiyeti az bilinen, hatta yanlış bilinen çok nâdir kimse vardır. Bütünüyle uydurma fıkralara ismi karıştırılan bu ‘Ehl-i Kemâl’ zâtın gerçek şahsiyeti, maalesef kasten kirletilmeye çalışıldı. Şayet, Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin onun hakkındaki senâkâr ve takdirkâr beyanları olmasaydı, muhtemelen bizler de onu hakikî vechesiyle bilemez, tanıyamaz olacaktık.

Latif Salihoğlu, hürriyet, meşrûtiyet ve Kànun-u Esâsî (Anayasa) gibi sosyal hayatın can damarını teşkil eden meselelerde, Namık Kemâl ile Üstad Bediüzzaman’ın fikir ve kanaatleri arasında muazzam bir benzerlik, fevkalâde bir müştereklik olduğunu ifade etti. Salihoğlu, “Said Nursî, henüz 15-16 yaşlarında Mardin taraflarında olduğunu ve burada iken Namık Kemâl’in ‘Rüyâ’ isimli makalesini okuduğunu, aynı zaman zarfında hürriyetin mânâsı ile siyasetteki ‘muktesit meslek’ hakkında ciddî mâlûmat sahibi olduğunu gayet açık bir sûrette beyân ediyor.” dedi.

Latif Salihoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Muktesit meslek” tâbirinin siyasetteki mânâsı, ümmetin ekseriyetini temsil eden “vasat yol”dan gitmek, aşırılıklara sapmadan, yani radikalizme düşmeden, dengeli ve müsbet bir idare tarzını benimsemek ve siyasî mesleğini bu müstakim hat üzere sürdürmeye çalışmak demektir. Ki, Bediüzzaman Said Nursî de ömrünün sonuna kadar, hiç inhiraf etmeksizin daima bu meslekten gitti.

“Bediüzzaman hürriyetçidir!”

“Bediüzzaman’da içtimaî meseleler” konulu anma programı, İlahiyatçı Yazar Mehmet Ali Kaya’nın konuşmasıyla devam etti. Said Ünverdi, Mehmet Ali Kaya’ya şu soruyu yöneltti: Bediüzzaman ahrarları neden destekledi? O zamanın ahrarları ile bu zamanın ahrarları arasında bir misyon farkı var mıdır?

Mehmet Ali Kaya sözlerine “Bediüzzaman hürriyetçidir” diyerek başladı. Devamında ise şu ifadeleri kullandı: Bediüzzaman Said Nursî hürriyetçi olduğu için Ahrarları desteklemiş, İttihat ve Terakkî’yi istibdada yöneldikleri için, İttihad-ı Muhammedî Cemiyetini de dini siyasete alet ettikleri için eleştirmiştir. Osmanlı Ahrar Fırkası’nın kapanmasından sonra Bediüzzaman da siyaseti bir derece terk etmiştir. Ondan sonra kurulan Hürriyet ve İtilaf Fırkasından hiç bahsetmez.

Nur Talebeleri Bediüzzaman gibi net olmalı

Daha sonra Bediüzzaman’ın 1946’da Demokrat Parti kurulunca talebelerine söylediği sözleri aktaran Kaya, Demokrat Parti dışındaki partilerin devlet eliyle kurulmuş muvazza partiler olduğunu ifade etti. Demokrat Parti’nin ahrarların devamı olduğunu söyleyen Kaya, “DP iktidara geldikten sonra Risale-i Nur hizmeti inkişaf etti” diye devam etti. Bu konuda Nur Talebeleri’nin de Bediüzzaman gibi net olması gerektiğini ifade eden Mehmet Ali Kaya, “Risale-i Nur Talebeleri de Bediüzzaman’ın vefatından sonra Ahrar ve Demokratların devamı olan siyasî çizgiden hiç kopmadılar. Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi ve günümüzde de Demokrat Parti’yi desteklemeye devam etmektedirler” ifadelerini kullandı.

Üç siyaset tarzı nedir?

Risale-i Nur Sekreteri Ahmet Dursun’un sunumuyla program devam etti. Moderatör Said Ünverdi Dursun’a “Cemaatlerin aslî vazifesi nedir? Devletin cemaatlere bakışı nasıl olmalıdır?” sorusunu yöneltti. Bunun üzerine Dursun, Bediüzzaman’ın Risale-i Nur’da “Siyasetin dinsizliğe alet edilmesi, dinin siyasete alet edilmesi ve siyasetin dine hizmet etmesi” olmak üzere üç siyaset tarzından bahsettiğini ifade etti.

Dinî değerlere zarar veriyor!

Siyasetin dinsizliğe alet edilmesi ve dinin siyasete alet edilmesi arasında netice olarak bir fark olmadığını ifade eden Dursun, ikisinin neticesinde dinin ve dinî değerlerin zarar gördüğünü vurguladı. Aynı zamanda Ahmet Dursun, “Bu durumun dinsizliği topraklarda rejim haline getirmeye çalışanların temel hedefine yardım olduğunun” altını çizdi.

AB standartlarında bir demokrasiye ihtiyaç var

Dursun sözlerine şöyle devam etti: Din devlet ve siyaset ilişkilerinin daha sağlıklı zeminlere oturması ve yürütülmesi için devletin ideolojik yaklaşımlardan uzaklaşması lâzım. Bütün kesimleri kucaklayıcı demokratik bir anayasa ve AB standartlarında bir demokrasiye kavuşması gerekiyor.

Cemaatler nefis muhasebesi yapmalı

Ahmet Dursun, “cemaatler nefis muhasebesi yapmalı, akçeli işlerin, siyasetle içli dışlı olmanın dinî hayata verdiği zararı göz önüne alarak kendi zeminine dönmeli” dedi. Devamında ise “siyasetli cemaat olmak ile olmamak arasında ince bir çizgi var” dedi ve şöyle devam etti: Cemaatler hatalarıyla yüzleşerek yeni 15 Temmuzların oluşmasının önüne geçilmeli. Müsbet iman hizmeti, siyasî görüntüsü vermekten kaçınmayı gerektirir.

Ülkeye en büyük zarar adaletsizliktir

Program Yeni Asya Medya Grup Yönetim Kurulu Üyesi ve Sekreteri Av. Kadir Akbaş ‘ın konuşmasıyla devam etti. Akbaş, “Türkiye’nin değişmeyen gündem maddesi, ‘Adalet, Hürriyet ve Eşitlik’ arayışı, bu arayışın, kimi dönemlerde çığlığa, feryada dönüşmesidir. Hiçbir mülâhaza bizi bu çığlıkları duymazdan gelmeye sevk etmemelidir” sözleriyle başladı. Devamında ise şöyle devam etti: Elbette ki hiç kimsenin, hiçbir grubun suç işleme, mer’i kanunları yok sayma imtiyazı olamaz, olmamalıdır. Ancak herkesin âdil, dürüst yargılanma hakkına sahip olduğu unutulmamalı ve bu hak her şartta gözetilmelidir. Korumak istediğimiz değer her ne ise bilinmelidir ve emin olunmalıdır ki, hiçbir şey adaletsizlik kadar devlete, ülkeye ve millete zarar vermeyecektir.

Ülkenin geldiği durumu değerlendiren Akbaş konuşmasına “Kurtla kuzunun kardeş olacağı bir sabaha uyanacaktık. Kardeşin kardeşle düşman kılındığı bir kâbusla uyandık. Avrupa Birliği’ne tam üyelik ideali ile yola çıkanlar, Ankara kriterlerini bile topluma çok görmeye başladı. Bırakın Türkiye’nin taraf olduğu uluslar arası anlaşmaların uygulanmasını, keyfîliğin istikrar kazanmasını bile kazanç görür olduk. İleri demokrasi vaad edenler, bugün bize ‘Genelgeler Devleti’ni yeterli görüyor.” sözleri ile devam etti.

Bu fecaate sebep olanlarla aramıza kalın bir çizgi çizelim!

Kadir Akbaş’ın sözlerinin devamı şu şekilde: Yaptığı kar helvasını beğenmeyen Nasreddin Hoca misali, bütün mevcudiyetleri ile inşa ettikleri bugünün Türkiye’sinin üzerlerine çökmesi karşısında, geçmişleri ile yüzleşmeye cesaret edemeyenler; nefis muhasebesi yapmak, geçen yarım asır boyunca sebebiyet verdikleri tahribatı tamir ve izale edecek bir tavır takınmak yerine, güya “Zorunlu bir hicret”e yol aldılar. Şimdilik yaban ellerde sıradan insanların maruz bırakıldığı hukuksuzluklardan nemalanarak, bu atmosferin oluşturacağı merhamet ve acıma ikliminden yararlanarak, yapıp ettiklerinin unutulmasını ve bir halaskâr olarak ülkeye dönmeyi umuyorlar. Elbette hakikaten hizmet gayesiyle bu grubun içinde yer alan ve hukuksuz biçimde gadre uğrayanlar için insanlığımızın, meslek ve meşrebimizin bir gereği olarak adalet dileğini seslendireceğiz; ancak bu fecaatin müsebbipleriyle aramıza kalın çizgiler çekerek ve Üstadımızın bize gösterdiği yolu ihtiyar ederek.

Kapanışa doğru konuşmacılara teşekkür konuşması yapan Yeni Asya Gazetesi Mardin Temsilcisi M. Şerif Akay şu ifadeleri kullandı: Hürriyetin en büyük düşmanı istibdattır. Üstad Bediüzzaman yazdığı Risale-i Nurlar ile istibdadın belini kırdı, ancak günümüzde bu istibdat renk değiştirerek tekrar dirilmeye çalışıyor. İnşallah bu program da bir farkındalık oluşturup bir uyanışa vesile olur ve istibdadın tesiri kırılır. Bütün konuşmacılarımıza bize kattıkları için Allah razı olsun diyor, Euro Nur ekibi ve emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. 

Okunma Sayısı: 932
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı