"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dayatmayla dindar nesil olmaz

22 Ocak 2020, Çarşamba 01:19
O PROJE NİÇİN ÇÖKTÜ? - INOSAM BAŞKANI GÜRKAN AVCI: DİNDARLAŞTIRMA KILIFI ALTINDA, DİNLER KULLANILARAK, TOPLUMU, ÖZELLİKLE DE GENÇLİĞİ SEKÜLERLEŞTİRME VE DÜNYEVîLEŞTİRME PROJELERİ UYGULANIYOR.

Eğitim demokratikleşmeli

“Temel sorunlardan biri otoriter, insan haklarına dayanmayan eğitim politikalarıdır. Türkiye’de hiçbir konuya eğitim kadar ideolojik yaklaşılmadı. Demokratik bir Türkiye için önce eğitim sisteminin demokratikleştirilmesi gerekiyor. Liyakat ve basiretle yaklaşmak, akılla davranmak zorundayız.”

Sen-ben yok, biz varız

“Etrafımız ateş çemberi. Ve biz de bu kavganın içindeyiz. Tekrarı olmayan maçtayız. ‘Sen-ben yok, biz varız’ demeliyiz. İktidarı ve muhalefetiyle bakmalı, yekvücut haykırmalıyız. Üniversitelerimiz suskunluktan çıkmalı.”

***

Dayatmayla dindar nesil olmaz

İNOSAM Başkanı Gürkan Avcı, “dindar nesil” yetiştirme politikasının siyasÎ bir söylemden öteye geçemediğini, asıl yapılması gerekenin “demokratik bir eğitim sistemi kurmak” olduğunu söyledi.

İnovatif Stratejik Ar-Ge Merkezi” (İNOSAM) Başkanı Gürkan Avcı i İNOSAM tarafından düzenlenen “Dindar Nesil Projesi Niçin Çöktü!” başlıklı Yuvarlak Masa Toplantısında konuştu. Avcı,  demokratik bir Türkiye için en başta eğitim sisteminin demokratikleştirilmesine ihtiyaç olduğunu söyledi.  Eğitim sisteminin Türkiye’nin en çok tartışılan alanlarından birisi olma vasfını hiçbir zaman kaybetmediğini söyleyen Avcı, “Türkiye’de hiçbir konuya da eğitim kadar ideolojik yaklaşılmadı. Cumhuriyeti kuran kadro, son Osmanlı’dan devir aldıkları anlayışla, eğitim sistemini yeni insan tipi yetiştirmenin en önemli aracı olarak görmüştü. Bu alışkanlığın devamı olarak tüm iktidarlar ve dahi ideolojik merkezler toplumsal hayat içerisinde ikbal / siyasî gelecek kazanmak amacıyla eğitim devrim/reformlarına/yatırımlarına özel ve yoğun bir gayretle sarılmaya devam etmektedirler. Bugün dahi eğitimi konuşmaya başladığımız da önümüze çıkan en büyük engel, siyaset/ideolojiler üzerinden konuşma mecburiyetidir” dedi.

Özgün bir eğitim sistemi geliştirilmeli

Avcı, her iktidar değişikliğinde üzerinde oynanan bir eğitim politikasının Türkiye’nin makûs talihi olmuş; hatta aynı partinin iktidarlarında dahi farklı hükümet ve Millî Eğitim Bakanlarının bile eğitim politikalarını sürekli olarak değiştirdiğini belirterek, “Evrensel değerler ile demokratik, bilimsel, eleştirel, nitelikli eğitimin amaçlanması durumunda özgün bir eğitim sistemi başarılabilmelidir. Türkiye’de temel sorunlardan birisi de otoriter, insan haklarına dayanmayan eğitim politikalarıdır” dedi. Avcı, “Dijitalleşen dünyanın değerleri olan özgürlük, kendini ifade etme ve bağımsızlık gibi evrensel değerlere entegre olmaya çalışan Türk gençliği, yöneticiler tarafından zararlı düşüncelere ve tehlikeli fikirlere sahip olmak gibi bir suçlamayla karşı karşıyadır. Türk Eğitim Sisteminin genetiğindeki; otoriteye bağımlı, bürokrasiye itaat eden, kendini ifade hakkını büyüklerine bırakan, sorgulamayan gençlik anlayışı beklentisi kırılmalıdır” dedi.

‘Sen-ben yok, biz varız’ demeliyiz

Küresel güçlerin bütün dünyada toplumları ve özellikle gençliği protestanlaştırma, sekülerleştirme, dünyevîleştirme gayesiyle yani yenidünya düzenine uygun bir dünya mühendisliği için dinleri kullanarak dindarlaştırma kılıfı altında başta eğitim ve kültür politikaları olmak üzere sosyal, siyasal, ekonomik tüm siyasaları dönüştürme çabası içine girdiklerine dikkat çeken Gürkan Avcı, “Bu toplum mühendisliği projesinde önceden hiç bu kadar tansiyon çıkmamıştı. Çok boyutlu baskı, destek ve gölgeleme diplomasisi her yerde, her ülkede, her kanalda. Kavga ortada. Etrafımız ateş çemberi. Ve biz de bu kavganın içindeyiz. Tekrarı olmayan maçtayız. Liyakat ve basiretle yaklaşmak, akılla davranmak zorundayız. ‘Sen-ben yok, biz varız’ demeliyiz. İktidarı ve muhalefetiyle bakmalı, yekvücut haykırmalıyız” şeklinde konuştu.

Üniversiteler sessiz kalmasın

Türkiye’nin ciddî sorunlarla boğuştuğu ve ciddî değişim yaşadığı bir süreçte en fazla sesini duyurması ve çözümüne katkıda bulunması gereken üniversitelerin, rahatsızlık verecek derecede sessiz kalmasının nedeninin YÖK’ün yapısında aranması gerektiğinin altını çizen Avcı, “Türkiye’de herkes konuşuyor, ancak en fazla konuşması gereken, muasır Türkiye’ye katkıda bulunması gereken, Türkiye’nin önündeki engelleri aşması için rehberlik yapması gereken üniversiteler ve bilim insanları hiç konuşmuyor. En etkin taşıyıcı olması gereken üniversitelerimizin özgürlüğü, adaleti sağlamada öncü rol üstlenmesi gerekir. Terör, yoksulluk, adaletsizlik, ayrımcılık, küresel ısınma, fırsat eşitsizliği, çevre kirliliği, nüfus artışı, kültür, siyasi yozlaşma, trafik terörü, deprem gibi sorunların çözümünde üniversitelerin sessiz kalmasına tahammül edilmemelidir” şeklinde konuştu.

AHMET TERZİ - ANKARA

 

Okunma Sayısı: 1800
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    22.1.2020 07:49:45

    Gürkân Bey'i hep ilgiyle izledim. Her konuşması benim alemimde her zaman, 'işte aradığım ses bu' demişimdir. Mutlaka bu beyinler yönetim ve karar mekânızmalarında acilen değerlendirilmelidir...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı