"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nur hizmetleri nasıl olmalı?

Hüseyin GÜLTEKİN
24 Ağustos 2026, Pazartesi
Üstad Bediüzzaman’ın devlet ile ve devletin bütün kurum ve kuruluşlarıyla uzaktan yakından bağlantısı olmayacak şekilde, tamamen bağımsız ve sivil bir tarzda iman ve Kur’ân hizmetlerini yaptığını biliyoruz.

Zamanın idarecileri Üstad Bediüzaman’ın nüfuzundan faydalanmak ve yanlarına çekmek için hemen çoğu insanın reddedemeyeceği göz kamaştırıcılıkta mebusluklar köşkler, saraylar, yüksek maaşlarla teklif ettiler. Üstelik “İman, Kur’ân hizmetlerini yapabilirsin” vaadleriyle.  

Zahiren samimî ve makul teklifler gibi görünse de derin basiretiyle ve ferasetiyle Üstad bu gibi teklifleri yapanların samimî olmadıklarını, gayelerinin kendisini karanlık emellerine alet etmek olduğunu, onu ulvi davasından vazgeçirmek çalışacaklarını, dolasıyla bunun tehlikeli bir tuzak olduğunu fark eden Üstad hiç tereddüt etmeden bu samimiyetsiz idarecilerin yaptıkları bütün parlak tekliflerini reddettiğini biliyoruz.

Bu teklifleri neden reddettiğini soranlara da Üstadın kısaca; ”O teklifleri kabul etseydim, hiçbir şeye alet olmayan Risale-i Nur olmazdı…” gibi dikkat çekici bir cevap verdiğini görüyoruz.

Üstad Bediüzzaman’ın bu net ve bir o kadar da dikkat çekici tavır ve duruşu Nur hizmetleriyle din-i mübîne hizmeti gaye edinen hadimler için de birer ölçü, tavsiye olmaktan öteye ciddiye alınması gereken bir ikazdır aynı zamanda.

Hadimler olarak bizler de iman ve Kur’ân hizmetimizi gerek siyasî iktidardan, gerek devletin herhangi bir kurum ve kuruluşundan herhangi bir beklentiye girmeden, maddî veya manevî herhangi bir teklifte bulunmadan tamamen bağımsız bir şekilde yapmakla mükellefiz.

Hatta söz konusu kurum ve kuruluşlardan makam ve teklifleri veya maddî bağış ve yardım teklifleri yapılsa bile bunları kabul etmemek mecburiyetindeyiz

Hadimler olarak bilmeliyiz ki makam, mevki sahipleri şu veya bu şekilde yapacakları yardımları ucuza vermezler. Mutlaka karşılığında kudsî hizmetlerimize uymayan bazı istek ve taleplerde bulunurlar. Onun için biz de Üstadın yaptığı gibi ne şekilde olursa olsun dünyalık insanların yapacakları hiçbir yardımı kabul etmemeliyiz.

Geçenlerde makam mevki sahibi olduğunu nazarlara veren bir zat şöyle şöyle diyor: “Sayın Cumhurbaşkanımızın oluru ile Risale-i Nur Enstitüsü kuracağız ve bu şekilde dine hizmet edeceğiz inşallah…” Şaşırmamak mümkün değil doğrusu.. Bu zat nasıl böyle Risale-i Nurun hizmet tarzına tamamen zıt bir anlayışın içine girebilir? Nasıl da Üstad Bediüzzaman’ın kendisine teklif edilen makam ve mevkileri, maddî imkanları hiç tereddüt etmeden reddettiğini görmezden gelebilir.

Okunma Sayısı: 1543
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • İlhami

    4.09.2026 20:20:32

    Bizim siyasi tarzınmızı anlamak istemeyen dostlarımıza şunu hatırlatmak isterim, üstadımız demokrat partiyi açıktan desteklemiş! bunu yanlış algılayıp üstadın siyaset yaptığını söylemişlerdi! Burnunun üzerine üstadımız şöyle bir ifadede bulunmuştur, " evet biz siyaset yapıyoruz, dini siyasete alet etmeyip siyaseti dine hizmet ettirmeye çalışıyoruz" demiştir. İşte bizim siyaset anlayışımız budur! Bizi yanlış anlayan dostlarımıza duyurulur.!....

  • Said Yüksekdağ

    24.08.2026 14:47:30

    Bizim demokratlara ihtiyacımız var..

  • Osman Said

    24.08.2026 10:37:35

    Türkiyedeki kemalist devlet sisteminin etkisini unutmayın. Mevcut durumda cemaat ve tarikatler tekke ve zaviyeler kanunu mucibince zaten yasak. Fetö gibi zararlı yapılar da zaten bu yasak yüzünden ortaya çıkıyor. Cemaat ve tarikatlar kendilerine dokunmayacak veya hamilik yapacak siyasi bir dayanağa muhtaçlar. Yarın iktidara kemalistler gelse bütün cemaat ve tarikatları yerle bir eder. Kemalist zulümden kaçmak için sağ siyaset ile aralarını iyi tutmaya çalışmışlardır hep. Demokrat partiyi ve adalet partisini bu yüzden desteklediler. Anapa bu yüzden destek verdiler. Bugün de ak partiye bu yüzden destek veriyorlar. Hasılı kelam kemalistlerin kılıcı dindarların başında sallandıkça sağ siyaset ile dindarların ilişkisi devam edecektir. Kemalistler ne zaman iddialarından vaz geçerse o zaman bu ülkedeki siyaset idealini bulur. Yoksa dindarlar kemalistlerden korunmak için sağ siyasete destek çıkmaya devam ederler.

  • Enes

    24.08.2026 09:34:14

    Eleştirmek için söylemiyorum. Geçmişte Yeni Asya olarak Kemal Kılıçdaroğlu'nu kaç kez ziyaret edip teşekkür ettik. Gültekin Uysal, Süleyman Soylu, Mehmet Ağar, Namık Kemal Zeybek, Tansu Çiller, Süleyman Demirel gibi siyasi liderler ile görüşüp görüşlerini gazetemizde yayınladık. Biz onları, onlar bizi ziyaret etti. Bunlar normal de tayyip erdoğana bi teşekkür etmek mi suç? Erdoğan da yukarıda saydığım liderler gibi sağcı bir lider. Komunist falan da değil.

  • S. Pelin Kurukahveci

    24.08.2026 08:25:20

    Hocam siyaset kurumu ne için var? İnsanların sorunlarını çözmek için değil mi? Cemaatler de insanlardan müteşekkil yapılar olduğuna göre sorunları olacaktır. Bu sorunların çözümü için siyaset kurumu ile bir iletişim olması kaçınılmaz. Sonuçta cemaatler de bu ülkenin gerçekliği içinde yaşıyor. Mağarada yaşama imkanları yok. Sorun bu ilişkiyi al-ver ilişkisine dökmeye başlandığı zaman ortaya çıkar. Cemaatler şahsi veya grup çıkarı için sahip olduklarını vehmettikleri cemaat gücünü kullanıyorsa ve devlet gücünü elinde tutanlar da herhangi bir menfaat elde etmek için bütün milletin hakkını yiyen şahıslara veya gruplara geçit veriyorsa orda kabul edilemez bir ilişki vardır. Mesela gülen böyle bir ilişkinin ürünü olarak palazlanmıştır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı