Dinî değerlerin zedelenmesi beraberinde hemen her kurumda, her alanda ahlâkî aşınmalara ve yozlaşmalara sebep oluyor.
Yüce dinimizin hemen her konuda koyduğu emir ve yasaklar, yaptığı ikaz ve tavsiyeler göz ardı edilince, her kesim dinde yeri olmayan kendilerine göre çoğu zaman nefsin hoşuna giden bazı süflî adetlerle hareket ediyorlar.
Mesela toplumun önemli kurumlarından olan ve insanların bu dünyada bir nevi Cenneti olması gereken bir çok ailede uzunca bir süredir artarak devam etmekte olan huzursuzlukların yaşanıyor ve maalesef boşanmalarla sonuçlanıyor. Dinimizin bu konu ile ilgili yaptığı uyarı ve tavsiyelerinin yerine dinde yeri olmayan heveslerden kaynaklanan bazı davranışların etkisini görüyoruz.
Daha işin başındayken, evlenme niyetiyle görüşmek ve tanışmak amacıyla, dinin meşru gördüğü şekilde üçüncü veya dördüncü kişilerin bulunduğu bir ortamda bir araya gelip birbirlerini tanımak, şart ve beklentilerini ifade etmek varken; mahremiyet sınırlarını hiçe sayarak haftalarca baş başa gezip tozan iki gencin bu hâl ve davranışları neticesinde kurulan yuvaların, ilerleyen yıllarda nice hayal kırıklıkları ve beklenmedik sürtüşmelerle sarsıldığına çokça şahit olduk.
Görüşüp anlaşma faslından sonra evlenmeye karar veren gençlerin bütçeleri el verdiği şekilde fazla israfa girmeden, şatafata sapmadan, lüzumlu zarurî ihtiyaçların karşılanması gibi durumları göz ardı ederek; bütçe imkanlarını hesaba katmadan, zaruriyattan olmayan meseleler için ağır bir borç altına girerek lüks olan bir çok eşyayı eve dolduran bir çok evli çiftin bu borçlar yüzünden düçar oldukları geçim sıkıntıları yüzünden nice geçimsizliklerle, huzursuzluklarla baş başa kaldıklarını biliyoruz.
Dinimizin tavsiye ettiği, meşru gördüğü israfa kaçmayan, dost ahbapların davet edildiği, dua ve dinî sohbetlerin yapıldığı ortamlarda kadın ve erkeklerin ayrı ayrı mekanlarda eğlendikleri düğün merasimlerinin yerine günümüzde oldukça ağır masraflarla tutulan geniş düğün salonlarında, kadınlı erkekli kalabalıkların mahremiyetleri çiğneyerek pespaye müzikler eşliğinde oynayarak eğlenmeleri gibi meşru olmayan düğün merasimleri de yeni kurulacak yuvalardaki mutsuzluklara ve huzursuzluklara sebep olacağı ihtimal dahilindedir.
Ailelerdeki ciddî ve kronik anlaşmazlıkların bir diğer önemli sebep de eşler arasında meydana gelen yetki, konum ve pozisyon anlaşmazlıklarıdır. Dinimizin verdiği tavsiyelere göre aile reisi erkektir. Elbette bu reislik ailede yalnız başına söz sahibi olmak manasına gelmemeli. Zaman zaman başta eşi olmak üzere diğer aile ferdleriyle istişare ederek kararlar almak suretiyle ailedeki huzur ve saadeti sağlamaya çalışmalıdır.
Dahilî müdür konumundaki hanım da beyinin bu reislik konumunu kabul etmeli ve onun meşru olan istek ve arzularını samimiyetle yerine getirmeye çalışmalıdır. Böyle yapmayıp, deyim yerinde ise “Sen sensin; ben de benim...” diyerek beyinin yetkilerine itiraz ederek karşı çıkarsa elbette ailede istenmeyen çekişmelere ve huzursuzluklara sebep olmuş olur.