Yıllar önceden Üstad Bediüzzaman’ın Eskişehir’de Lise bahçesinde raks eden kızları görünce üzüntüsünden bir köşeye çekilerek ağladığını gören talebeleri yanına yaklaşarak onu teskin etmeye çalışınca; ”Beni kendi halime bırakın...” demişti. Üstad hadimlere ve bütün insanlığa hangi mesajları veriyor acaba?
Söz konusu olan ahlâkî çürümeler sadece sınır tanımayan arsızlıklar ve iffetsizlikler değil elbette.
Çocuk yaşlarındaki evlatlarımızın ve hayatlarının baharındaki gençlerimizin alkol, uyuşturucu bağımlılıkları… Sosyal medyada işlenen cinayetlerden etkilenerek çocuk yaşlarındaki gençlerimizin üzerlerinde taşıdıkları silahlarla gözlerini kırpmadan işledikleri cinayetler… Deyim yerinde ise âdeta her an patlamaya hazır bir bomba haline gelen bir toplum…
Hemen hepimizin Müslüman ülke olarak iftiharla dillendirdiğimiz bu güzel ülkemizde ne oldu da başta gençlerimiz olarak her yaştan insanlarımız ateizm, deizm gibi inançsızlıkların girdaplarına düştüler.
Zübeyir Ağabeyin, ”Bir gencin dinsiz olması karşısında, bir kalbin atom zerratı adedince paramparça olması gerekir…” diye feveran ederek işaret ettiği ifadelerinin neresindeyiz acaba? Değil bir tek gencimizin belki de bugün milyonlarca gencimizin manevî hayatlarını mahveden, ebedî hayatlarını karartan bu tehlikeye karşı ne yapıyoruz?
Elbette durup dururken, hiçbir sebep yok iken toplum kendi kendine bu içler acısı duruma düşmedi. Müslüman olması hasebiyle bu güzel ülkemizde huzur ve sükunun, barış ve kardeşliğin, karşılıklı anlayış ve hoşgörünün yaşanması gereken bir ülke olması gerekirken neden acaba sudan bahanelerle kavga ve çekişmelerin yaşandığı, cinayetlerin işlendiği bir memleket hâline geldi?
Bu içler acısı ve tehlikeli gidişatın dikkat çekici yönü de dindar kimlikli olarak bilinen ve yaklaşık çeyrek asırdır bu iktidar döneminde bütün yetkilere sahip bu iktidar döneminde yaşanıyor olması dikkatinizi çekmiyor mu?
Olup bitenler bize öyle tepeden aşağıya doğru metot ve usullerle dine hizmet olmuyor ve yaşanmakta olan ahlâkî yozlaşmalara çare olmuyor. Kısaca yaşananlar Üstad Bediüzzaman’ın bilmana söylediği gibi bir elinde nur-u Kur’ân’ı tutanlar diğer eliyle siyaset topuzunu tutarlarsa dine hizmet edemezler…