"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Resul-i Ekrem (asm) Âl-i Beyt’e muhabbeti istiyor

Risale-i Nur'dan
31 Mart 2026, Salı
Üçüncü Nükte

“İllel meveddete fi’l-kurbâ” [Şûra Suresi: 23.] ayetinin bir kavle göre manası: “Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, vazife-i risaletin icrasına mukabil ücret istemez; yalnız Âl-i Beyt’ine meveddeti istiyor.”

Eğer denilse: “Bu manaya göre, karabet-i nesliye cihetinden gelen bir fayda gözetilmiş görünüyor. Halbuki ‘Allah katında en şerefliniz, en ziyade takva sahibi olanınızdır. [Hucurat Suresi: 13]’ sırrına binaen, karabet-i nesliye değil, belki kurbiyet-i İlâhiye noktasında vazife-i risalet cereyan ediyor.”

Elcevap: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, gayb-âşinâ nazarıyla görmüş ki, Âl-i Beyt’i âlem-i İslâm içinde bir şecere-i nuraniye hükmüne geçecek. Âlem-i İslâm’ın bütün tabakatında, kemalât-ı insaniye dersinde rehberlik ve mürşidlik vazifesini görecek zatlar, ekseriyet-i mut- laka ile, Âl-i Beyt’ten çıkacak.

Teşehhüddeki, ümmetin Âl hakkındaki duası ki: “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin kemâ salleyte alâ İbrahîme ve alâ âli İbrahim. İnneke Hamîdün Mecîd”dir, makbul olacağını keşfetmiş. Yani, nasıl ki millet-i İbrahimiyede ekseriyet-i mutlaka ile nuranî rehberler Hazret-i İbrahim’in (as) âlinden, neslinden olan enbiya olduğu gibi; ümmet-i Muhammediyede de (asm), vezaif-i azîme-i İslâmiyette ve ekser turuk ve mesâlikinde, enbiya-i benî İsrail gibi, aktab-ı Âl-i Beyt-i Muhammediyeyi (asm) görmüş. Onun için “De ki: Vazifem karşılığında sizden bir ücret istemiyorum; sizden istediğim ancak akrabaya sevgi ve Ehl-i Beyt’ime muhabbettir. (Şûra Suresi: 23)” demesiyle emrolunarak, Âl-i Beyt’e karşı ümmetin meveddetini istemiş.

Bu hakikati teyid eden diğer rivayetlerde ferman etmiş: “Size iki şey bırakıyorum; onlara temessük etseniz necat bulursunuz: Biri kitabullah, biri Âl-i Beyt’im.” Çünkü Sünnet-i Seniyyenin menbaı ve muhafızı ve her cihetle iltizam etmesiyle mükellef olan, Âl-i Beyt’tir.

İşte bu sırra binaendir ki, Kitap ve Sünnet’e ittiba ünvanıyla bu hakikat-i hadisiye bildirilmiştir. Demek, Âl-i Beyt’ten, vazife-i risaletçe muradı, Sünnet-i Seniyyesidir. Sünnet-i Seniyyeye ittibaı terk eden, hakikî Âl-i Beyt’ten olmadığı gibi, Âl-i Beyt’e hakikî dost da olamaz.

Lem’alar, Dördüncü Lem’a

LUGATÇE:

aktab-ı Âl-i Beyt-i Muhammediye: Hz. Muhammed (asm) neslinden gelen ve bulunduğu yerdeki evliyaların başı değerinde büyük velîler.

Âl-i Beyt: Hz. Peygamber’in (asm) mübarek ailesi ve soyu.

enbiya: peygamberler.

enbiya-i benî İsrail: İsrailoğullarına gönderilen peygamberler.

gayb-âşinâ: gaybı bilen, görünmeyenlerden haber veren.

karabet-i nesliye: soy yakınlığı, akrabalık.

kurbiyet-i İlâhiye: Allah’a manevî yakınlık.

mesâlik: meslekler.

meveddet: sevgi, muhabbet.

necat: kurtuluş.

şecere-i nuraniye: nurlu ağaç; (mecazen) mübarek soy.

temessük etme: sıkıca tutunma, bağlanma.

teşehhüd: namazda “Ettehiyyâtü” duasını okuyacak kadar oturma.

turuk: yollar, tarikat meslekleri.

vazife-i risalet: peygamberlik vazifesi.

vezaif-i azîme-i İslâmiyet: İslâm’ın büyük ve ehemmiyetli vazifeleri.

Okunma Sayısı: 172
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı