"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel uyan!

Risale-i Nur'dan
20 Mayıs 2026, Çarşamba
İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Allah’a tevekkül edene Allah kâfidir. 

Allah, kâmil-i mutlak olduğundan, lizatihî mahbubdur.

Allah, mûcid, vâcibü’l-vücud olduğundan, kurbiyetinde vücud nurları, bu’diyetinde adem zulmetleri vardır.

Allah, melce ve mencedir. Kâinattan küsmüş, dünya ziynetinden iğrenmiş, vücudundan bıkmış ruhlara melce ve mence Odur.

Allah Bâkî’dir; âlemin bekası ancak Onun bekasıyladır.

Allah, Mâlik’tir; sendeki mülkünü senin için saklamak üzere alıyor.

Allah, Ganiyy-i Muğnî’dir; her şeyin anahtarı Ondadır.

Bir insan Allah’a hâlis bir abd olursa, Allah’ın mülkü olan kâinat onun mülkü gibi olur.

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Aklı başında olan insan, ne dünya umûrundan kazandığına mesrur ve ne de kaybettiği şeye mahzun olmaz. Zira dünya durmuyor, gidiyor. İnsan da beraber gidiyor. Sen de yolcusun.

Bak, ihtiyarlık şafağı kulaklarının üstünde tulû etmiştir. Başının yarısından fazlası beyaz kefene sarılmış. Vücudunda tavattun etmeye niyet eden hastalıklar, ölümün keşif kollarıdır.

Maahâzâ, ebedî ömrün önündedir. O ömr-ü bâkîde göreceğin rahat ve lezzet, ancak bu fânî ömürde sa’y ve çalışmalarına bağlıdır. Senin o ömr-ü bâkîden hiç haberin yok. Ölüm sekeratı uyandırmadan evvel, uyan!

İ’lem Eyyühe’l-Aziz!

Cenab-ı Hakka malûm ve maruf ünvanıyla bakacak olursan, meçhul ve menkûr olur. Çünkü bu malûmiyet, örfî bir ülfet, taklidî bir semâ'dır; hakikati i'lâm edecek bir ifade de değildir. Maahâzâ, o ünvan ile fehme gelen mana, sıfât-ı mutlakayı beraberce alıp, zihne ilkà edemez. Ancak Zat-ı Akdes’i mülâhaza için bir nevi ünvandır.

Amma Cenab-ı Hakka mevcud-u meçhul ünvanıyla bakılırsa, marufiyet şuaları bir derece tebarüz eder. Ve kâinatta tecellî eden sıfât-ı mutlaka-i muhita ile, bu mevsufun o ünvandan tulû etmesi ağır gelmez.

Mesnevî-i Nuriye, Habbe, s. 145

LUGATÇE:

abd: kul.

adem: yokluk.

bu’diyet: uzaklık.

Ganiyy-i Muğnî: hiçbir şeye muhtaç olmayacak 

derecede zengin ve her şeyin sahibi olan, Allah.

kurbiyet: yakınlık, yakın olma.

lizatihî: zatı itibariyle, bizzat.

maahâzâ: bununla birlikte.

marufiyet: bilinirlik, tanınma.

melce: sığınılacak merci, iltica edilecek makam.

mence: kurtulunacak merci.

menkûr: inkâr edilmiş.

ömr-ü bâkî: sonsuz ömür; daimî, kalıcı hayat.

sa’y: çalışma, emek, çaba.

sekerat: ölmek üzere olan bir canlının kendinden geçmesi.

semâ': işitme, duyma.

tavattun: yerleşme, vatan tutma, yurt edinme.

umûr: işler.

vâcibü’l-vücud: varlığı zarurî ve zâtî olan; varlığı 

başkasının varlığına bağlı değil, kendinden olup ezelî ve 

ebedî olan.

zulmet: karanlık

Okunma Sayısı: 139
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı