Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 18 Kasım 2007

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
okurhatti@yeniasya.com.tr
adresine bekliyoruz.
 

Yasemin GÜLEÇYÜZ

Dayak üzerine birkaç söz



“TÜBİTAK’ın desteğiyle ilk kez geniş çaplı bir çalışma yapıldı. Türkiye çapında kadınlarla yüz yüze görüşmelere dayanan araştırma sonucuna göre, her üç kadından biri kocasından dayak yiyor, her iki kadından biri bu dayağı gizliyor. En fazla dayak yiyenlerin kocasından daha fazla para kazanan kadınlar olduğu ortaya çıktı.” (8 Kasım 2007, Milliyet)

Aile içi şiddet ülkemizde gündemden düşmeyen konulardan bir tanesi. Dayak yiyen kadınlar için sığınma evleri açılıyor, kampanyalar düzenleniyor, paneller tertipleniyor. Nihayetinde her zaman olduğu gibi söz dönüp dolaşıp İslâmın kadına değer vermediği konusuna geliyor.

* Oysa ki, her ülkede, her düzeyde, her kesimde dayak olayı var. Dayak sınır tanımıyor. Zaman zaman medyaya yansıyan olaylara baktığımızda Batı ülkelerinde de dayağın hayli yaygın olduğunu görüyoruz.

* Eğitim de pek çözüm değil. Çünkü araştırmalara göre eşini döven erkekler arasında doktorluk, avukatlık gibi toplum içinde saygın noktalara gelmiş meslek sahipleri de var.

Üniversite eğitimi de etkili olmayınca, eğitim, ama nasıl bir eğitim sorusu akla geliyor.

Nasıl bir eğitim?

Sözgelimi tüm dünyada dayağa karşı çıkan kadınların uyguladıkları çözüm yollarından biri, dövüş tekniklerini öğrenmek. Ama neticeler pek parlak değil. Çünkü bilinen bir sözdür. “Şiddet her zaman şiddet doğurur” Kendine güvenen kadınlara ihtiyaç var, ama bilek gücüne güvenenlere yok. Kendi kimliğine saygı duyan bir kadın, başkalarında da bu saygı hissini uyandıracaktır. Zaten kadına da yakışan bu değil midir?

Sığınma evlerinde kadınlara verilen eğitim de ya boşanma ya da tekrar eve dönmekle neticelendiğine bakılırsa kısa vadeli bir çözüm olarak görünüyor.

Ard niyetler, peşin hükümler…

Çağdaş dünyanın parlak eğitimcisi(!) televizyonların çok izlenen dizilerinde bile dayak sahnelerinin kullanıldığı bir vakıa. Pembe basında da dinle ilgisi olmayan sosyete çevrelerinde bile dayak olayının yaygın olduğunu zaman zaman okuyoruz. Dolayısıyla “Dayaktan İslâm sorumludur” gibi düşünce peşin hüküm ve ard niyetten öteye gidemiyor.

Terbiye-i Kur’âniye

“Terbiye-i Kur’âniye” ve “Terbiye-i medeniye” kavramları Risâle-i Nur’larda geçen iki önemli bakış açısı. Dayak konusuna da bu dürbünlerle bakmakta fayda var.

Kur’ân’ın tabiriyle “kavvam” yani güçlü olan erkek, kendisine verilen bu nimeti, zayıf yaratılan kadını himaye için kullanmalı, hırpalamakta kullanmamalıdır.

Peygamberimiz (asm) bizzat bu konuda örnektir. Hiçbir hanımına kötü söz sarf etmemiş, onları dövmemiştir. Bununla birlikte bütün Mü’minlere de aynı davranış modelini tavsiye etmiş, hanımlarını döven erkeklerin hayırlı erkekler olmadığına işaret etmiştir.

Peygamberimizin (asm) eşleriyle olan iletişiminde temel bakış açısının aile bütünlüğünü korumaya yönelik olduğunu görüyoruz. Zira dinimizde evlilik kısacık dünya hayatında geçerli bir sözleşme olarak değil, “sonsuz beraberlik” esasına dayalı bir beraberlik olarak görülüyor. Kadının eşine karşı birinci vazifesi olan sadakat ve emniyeti sağlamak, meydana gelmiş bir gerilimi yumuşatıp tamir etmeye çalışmak, iletişim kopukluğunu önlemek… İşte Peygamberimizin (asm) aile saadeti formülleri.

Peygamberimiz (asm) Mü’minlere vasiyeti olarak değerlendirilebilecek “Veda Hutbesi”nde de bu tavrını devam ettirmiş, kadınların erkeklere Allah’ın bir emaneti olduğunu ifade ederek haklarından bahsetmiştir.

Peygamberimizin (asm) kadınlara şefkat ve merhametle bakışını şu hadisten de anlamak mümkündür: “Bir kimse eşine buğz edip darılmasın. Zira hoşlanmadığı huyları varsa, ona karşılık memnun olacağı huyları da vardır.”

Nisa Sûresi…

Kadınlarla ve aile hukukuyla ilgili pek çok hükmün yer aldığı “Kadınlar” Sûresi… Dayakla ilgili hükmün yer aldığı meşhur 34. âyetin iniş sebebi olan olay ilginçtir.

Medine’de Ensar’dan Sa’d ibni Rabia, isyankâr davranan hanımına bir tokat atar. Olaydan kayınpeder haberdar olunca kızını alarak Peygamberimizin (asm) huzuruna gelir ve damadını şikâyet eder. Peygamberimiz (asm) kısasla hükmeder. Yani hanımı da kocasına bir tokat atacaktır. Bu olay üzerine âyet iner. Peygamberimiz (asm) “Biz bir emir irade ettik. Allah da diğer bir emir irade etti. Şüphe yok ki hayır Allah’ın irade ettiğidir” diyerek âyeti okur:

“Erkekler kadınlar üzerinde idareci ve gözeticidirler. Çünkü Allah insanların bir kısmını diğerlerinden üstün kılmıştır ve erkekler, mallarından kadınları ve çocukları için harcarlar. Salih kadınlara gelince onlar Allah’ın emirlerine itaat edip, kocalarının hakkına riâyet ederler ve Allah onların hukukunu nasıl koruduysa onlar da kocalarının malını, namusunu ve sırlarını kocalarının gıyabında korurlar. İsyankârlıklarından korktuğunuz kadınlara ise güzelce öğüt verin. Eğer bu fayda vermezse onları hafifçe dövün. Eğer itaat edecek olurlarsa, siz de artık onları incitmek için bahane aramayın. Muhakkak ki Allah çok yüce ve çok büyüktür.”

Tefsirlerde kadının “isyankârlık” hali, eşine karşı süslenmemesi, kocasının cinsel taleplerini reddetmesi, eşinden hoşlanmaması, eşinin istediği evde yaşamayı reddedip başka bir evde yaşaması, kocasının izni olmadan gezip dolaşması, onun malını israf derecesinde harcaması olarak sıralanıyor.

İslâm hukukuna göre isyankâr karısını cezalandıran erkek, kadın hatasını düzelttiği halde dayağa devam ederse veya aslında onu yıldırıp boşanmak niyetiyle dayak atıyorsa hâkim tarafından cezalandırılır. Allah’a karşı da mes’ul olur.

Kadınların mizacı…

Âyette isyankâr kadınları cezalandırmanın aşamalı olması da ilginçtir. Burada akla ilk gelen kadınların mizac farklılığıdır. Bazı kadınlar sert bir cümle veya ters bir bakıştan hemen etkilenip ağlamaya başlarken, bazıları “Erkek bu, döver de sever de” diyebilmektedir. Hatta dayağı “sevgi gösterisi” olarak anlayan ilginç mizaçlar bile kadınlar âleminde mevcuttur.

Son söz

Dayak hükmü ile ilgili İslâmî kaynaklarda yer alan detaylı bilgiler pek fazla. Ama “Kur’ân dayağı emrediyor!” neticesini çıkarmayacak kadar da net bilgiler bunlar… Dayak emrediliyor diyenlerin amaçları hakikati bulmaksa bu kaynakları okumalılar…

Araştırmanın ikinci neticesi olan “En fazla dayak yiyenlerin kocasından daha fazla para kazanan kadınlar olduğu” gerçeğini ise bir sonraki hafta yorumlamak dileğiyle…

18.11.2007

E-Posta: yasemin@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (11.11.2007) - Şule Yüksel Şenler…

  (28.10.2007) - “Habersiz Buluşma” notları…

  (21.10.2007) - Modern-Mahrem ve ötesi...

  (14.10.2007) - Ezan sesleri

  (07.10.2007) - Emzirme haftası

  (30.09.2007) - Bizim mahalleden Ramazan fotoğrafları…

  (23.09.2007) - Empati ve paranoya!...

  (16.09.2007) - Kadınlar ve erkeklerdeki değişim…

  (09.09.2007) - Aynalar…

  (02.09.2007) - Cumhuriyetin ideal kadınları

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Raşit YÜCEL

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri