Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 24 Mayıs 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Vehbi HORASANLI

Romanya Türkleri



Yolumuz bu sefer Romanya’nın Köstence limanına düştü. Bu liman ve şehir, Tatar Türklerinin en yoğun olarak yaşadığı bir yerdir. Cuma namazı vesilesi ile tanıştığımız bu kardeşlerimizden izlenimlerimi aktarmak istiyorum.

Romanya’da yaklaşık 100 bin Müslüman yaşıyor. Bunların neredeyse tamamı Tatar Türklerinden. Konuşma lisanı İstanbul Türkçesine çok yakın. Camide hutbe dinlerken kendinizi Türkiye’de hissediyorsunuz. Namazdan sonra çay içtiğimiz caminin bahçesinde buradaki kardeşlerimizle çok güzel konuşmalarımız ve sohbetimiz oldu.

Köstence şehrinin Romanya’da yazılışı “Costanta” dır ve Türkçeden bozma bu adla çağrılmaktadır. Bu şehir Türklerin ve dolayısıyla Müslümanların en yoğun olarak yaşadığı yerdir. Yaklaşık olarak 20 bin Türk bu şehirde yaşıyor.

Romenler ve Çingeneler de Türkçe konuşabiliyor. Bunun sebebi 500 yıllık Osmanlı hâkimiyetidir.

Osmanlı zamanından kalma birçok eser bulunmakla birlikte biz sadece namaz kıldığımız camileri görebildik. İlk gittiğimiz caminin ismi “Kral Camii” idi ve bölgenin en büyük camisiydi. Ne yazık ki Cuma olmasına rağmen cemaati çok azdı. Bunun sebebinin Cuma gününün resmî tatil günü olmaması dolayısıyla çalışan insanların namaza iştirak edememesi olduğunu söylediler.

Fakat sonraki hafta gittiğimiz cami ise ağzına kadar dolu idi. Bu cami diğerinden daha eski olsa da cemaati daha cana yakın ve kalabalıktı. Gemi personeli ile birlikte çok güzel sohbetlerimiz oldu. Tuna nehrinin doğusuna Dobruca denilmektedir ve bu bölgede yaklaşık 70 bin Müslüman yaşıyor. Burada Türk okulu da varmış. Fakat ne ölçüde eğitim verdiğini ve ne tür faaliyetler içinde olduğunu öğrenemedik. Zira buradaki cemaat birbirinden oldukça habersiz yaşıyor. Birlik ve beraberliği arttıracak sosyal faaliyetler neredeyse yok gibi. Allah’tan Cuma namazı var da birlikte “cem” olunuyor yani bir araya gelebiliyorlar.

Burada uydu aracılığı ile Türkiye’yi gayet yakından izliyorlar. AKP’ye kapatılma dâvâsı açıldığını duymuşlar. Sanki biz bir şey biliyormuşuz gibi bize sordular. Bende “ne zaman Türkiye’den ayrılsam ortalık karışıyor” diye espri yaptım ve “olanda hayır vardır” diyerek buradaki kardeşlerimizi teselli etmeye çalıştım.

Marksist yönetim olduğu yıllarda dahi burada yaşayan kardeşlerimiz diğer Balkan ülkelerine göre nazaran daha iyi şartlar içinde yaşamışlar. Cami ve cemaatlerine karışılmamış. Ezan sesi uzaklardan dahi duyulabiliyor. Cami minareleri ayakta ve İslâmiyetin bir nev'î sembolü olarak hayatiyetini devam ettiriyorlar.

Bir parça da Avrupa Birliğine giriş hikâyesinden bahsedeyim. Malûmunuz Romanya ve Bulgaristan bir yıldır tam üye oldular. Fakat işler göründüğü gibi iyi değil. Bir kere maaşlar çok düşük. Asgarî ücret Türkiye’den dahi düşük. Buna mukabil gıda ve tüketim malzemeleri Batı Avrupa düzeyinde. Haliyle halkın durumu oldukça kötü durumda. Camiye giderken bir kamyondan gıda malzemeleri dağıtıldığını gördüm. Bazı kadınlar kuyruk halinde bu kamyondan malzeme alıyorlardı. Paralı mı, parasız mı veriliyor anlayamadım; lâkin fakirlik halkın belini bükmüş görünüyor. AB’ye girmek bizim için öncelikle ekonomik değil özgürlükler açısından yararlı olacaktır. Zira ülkemizin en büyük ihtiyacı her türlüsü ile istibdadın yani baskı yönetiminin sona ermesidir.

AB’ye giren ülkeler ilk yıllarda, oldukça sıkı para politikaları yüzünden sıkıntı çekiyorlar. Yunanistan, İspanya ve Portekiz gibi ülkeler, parayı har vurup harman savurmaktan zorla vazgeçirildiler. Özellikle büyük silâh alımlarına son verildi. Fakat sonunda ekonomik gelişmeler çok hızlı bir şekilde cereyan etti ve bu ülkeler 10 yıl bile geçmeden AB ülkeleri seviyesine çıktılar. Hatta AB kaynaklarını o derece güzel kullandılar ki daha önce katılan ülkelerin bile önüne geçtiler. İşte şimdiki Romanya’da aynı sancıları çekiyor.

Eğer bizde AB’ye girersek ilk birkaç yıl aynı sıkıntıları yaşayacağız. Fakat özgürlüklerle birlikte ekonomik gelişmelerin daha hızlı bir biçimde geliştiğini göreceğiz. Umarım bu giriş süreci kısa olur ve inşallah ülkemiz, AB’ye girdikten sonra daha bahsettiğimiz sancıları yaşamaz.

Bu bakımdan giriş sürecinin uzamasına üzülmemek gereklidir. Hükümete düşen en önemli görev AB standartlarına bir an önce ulaşmak olmalıdır. Eğer biz üzerimize düşen görevleri lâyıkıyla yerine getirsek; göreceksiniz AB ülkeleri bizi aralarına almak için can atacaklardır. Zira yaşlı nüfus patlaması dolayısıyla bu ülkelerin geleceği kararmış durumdadır. Genç ve dinamik nüfus yapısı sebebiyle biz onlara muhtaç değil onlar bize muhtaçtır. Romanya yolculuğu bahanesi ile bu önemli gerçeği hatırlatmak istedim. Kusur ettikse affola…

24.05.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (07.05.2008) - Brezilya Müslümanları

  (20.04.2008) - Gine’den selâmlar

  (22.03.2008) - Sonsuza kadar genç kalma isteği

  (18.03.2008) - Belâlara maruz kaldığımızda ne yapmalıyız?

  (19.02.2008) - Bu kadar öfke ve gürültü neden?

  (17.02.2008) - Namaz vakti girince

  (12.02.2008) - Ahirzamanda ihtiyar kadınların dinlerine tabi olunuz

  (10.02.2008) - Yeni bir savaş tekniği

  (09.02.2008) - Yangın üzerine

  (29.01.2008) - “Bahriyede 15 Yıl” kitabı

 
GAZETE 1.SAYFA
Download

Kutlu Doğum Haftası Pdf

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

© Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır