02 Ağustos 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Kazım GÜLEÇYÜZ

Dostsuz zaman


A+ | A-

Önceki hafta çıkan “Cemaatleşme ihtiyacı” başlıklı yazıda, Üstadın bu noktadaki orijinal tesbit ve ifadelerine göz atmıştık. Bu mânâ ve çerçeveyi tamamlayıp zenginleştiren başka izahlara da birlikte bakalım.

Esas itibarıyla uhrevî amaçlı bir cemaat içindeki insanların bazı örnek hasletleri İhlâs Risalesi’nde şöyle ifade ediliyor (Lem’alar, s. 395):

“En yakın dost, en fedakâr arkadaş, en güzel takdir edici yoldaş, en civanmert kardeş olmak.”

Demek ki, cemaat mensubiyeti aynı zamanda samimî bir dostluk ve arkadaşlık ilişkisi, şahsî çıkarlar yerine fedakârlığı öne çıkarma, tenkitçi değil, takdir edici yoldaş olma anlamına geliyor.

Bireyi güçlendirelim derken kişiyi gönüllü bir tecrit ve yalnızlığa sürükleyen aşırı bireyselleşme modasının “samimî dost” ihtiyacını daha kuvvetli bir şekilde hissettirdiğini hatırlayarak, Üstadın şu sözlerini de bu bağlamda okuyalım:

“Bu dünyanın hayatı pek çabuk değişmesine ve zevaline (sona ermesine) ve fena ve fânî, âkıbetsiz lezzetlerine ve firak ve iftirak (ayrılık) tokatlarına karşı bir ehemmiyetli medar-ı tesellî, samimî dostlar ile görüşmektir.” (Şuâlar, s. 491)

Bu cümlenin yer aldığı mektupta Üstad “bu acîb, dostsuz zaman” ifadesini de kullanıyor.

Zamanın sür’atli akışına paralel olarak ömürleri de hızla tükenen, etraflarındaki vefat veya hicretlerin sıklaşmasıyla ayrılık acıları çoğalıp tazelenen, kendilerini giderek derinleşen bir yalnızlığa sürükleniyor hisseden insanlar için, moral desteği alabilecekleri, duygularını paylaşarak tesellî bulabilecekleri samimî, vefadar, fedakâr dostların ne büyük bir ihtiyaç olduğu mâlûm.

Üstadın, yukarıdaki cümlesini aktardığımız mektubunu Denizli hapsinde yazmış olması ve Nur talebelerinin hapishanede cebren bir araya getirilmelerini dahi bu mânâda “dostların buluşması” olarak yorumlayıp müjdeli tesellî mesajları çıkarması, bu bakımdan özellikle ilginç.

Allah için sohbet ve hakikî bir tesellî

Hele suçsuz yere hapse düşmenin yol açabileceği çok insanî bir psikoloji olan moral çöküntüsü yerine, işin bu cihetine vurgu yapan olumlu bir yorum, başlı başına örnek alınması ve psikoloji bilimince de tahlili gereken bir güzellik.

Evlerinden alınıp, çoluk çocuklarından uzaklaştırılıp hapishanenin izbe ve kasvetli koğuşlarına tıkılan masum insanlara hitaben kaleme alınan şu cümledeki ferahlatıcı üslûba bakınız:

“Şimdi bu acîb, dostsuz zamanda samimî kırk-elli dostunu birden bir-iki ay görmek ve Allah için sohbet etmek ve hakikî bir tesellî alıp vermek; elbette başımıza gelen bu meşakkatler ve zayiat-ı maliye (ekonomik kayıplar), ona karşı pek ucuz düşer, ehemmiyeti kalmaz.” (a.g.e.)

Üstadın, jandarma ve polis kordonunda kelepçeli halde cezaevinden mahkemeye, mahkemeden cezaevine götürülüş manzaralarına bakarak “asra meydan okuyan kahramanlar kafilesi” diye tavsif ettiği cefakâr saff-ı evvel Nur talebeleri için o günün şartlarında hapishaneler, hem bu mânâları yaşadıkları, hem de sair mahkûmlara iman dersi verdikleri buluşma zeminleri olmuştu.

Ve onlar cezaevlerinin alabildiğine boğucu ve bunaltıcı ortamında bile, aldıkları iman dersinin aydınlattığı gönülleriyle kenetlendiler; zorlu tazyik ve baskılara örnek bir tesanüdle direndiler; karşılıklı olarak moral alıp moral verdiler; birbirlerini şefkat ve muhabbetle tesellî ettiler.

Böylece dehşetli zorluk ve engelleri, “en yakın dost, en fedakâr arkadaş, en güzel takdir edici yoldaş, en civanmert kardeş”ler olarak aştılar.

Eskiyi hortlatma hevesleri arada bir nüksetse de, artık o devirler geride kaldı. Nur talebelerinin kendi iradeleri dışında getirildikleri hapishaneler, onlar için buluşma mekânı olmaktan çıktı.

Ama her gece dünyanın her yerinde hem eserlerin orijinalleri, hem de farklı dillerdeki tercümeleri ile yapılan nur sohbetleri başta olmak üzere ihdas edilen sayısız buluşma vesileleri, ebedî dostluk halkaları oluşturarak sürekli genişliyor.

02.08.2009

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (05.09.2009) - Ayrılıkçılığa karşı

  (04.09.2009) - Asırlık gecikme

  (03.09.2009) - Özgün proje

  (02.09.2009) - Millî birlik ve demokrasi

  (01.09.2009) - Türk-Kürt kardeşliği

  (30.08.2009) - Ramazan’da Risale-i Nur

  (29.08.2009) - Bölünmez bütünlük

  (28.08.2009) - Kalplere ve akıllara hitap

  (27.08.2009) - Asıl olan, ikna

  (26.08.2009) - Yücel Çakmaklı

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.