06 Eylül 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Dergilerimiz

Yasemin YAŞAR

Ramazan ve akl-ı muad (mead)


A+ | A-

insanın işlediği günahların altında yatan temel psikoloji, anlık lezzetlerin ilerideki büyük lezzetlere tercihi veya anlık korku ve elemin ilerideki büyük elem ve korkuya tercih edilmesidir.

Bedenine bir hastalık gelince, korkan, titreyen insan, kalp hastalıklarında yani mânevî hastalıklarında aynı titizliği göstermez, belki farkına bile varmaz. İşte bu noktanın temelinde yatan psikoloji, yine anlık korku ve lezzetlerin ilerideki lezzet ve korkulara tercih meselesidir. Çünkü insan, maddî hastalığının elemini bu dünyada hemen gördüğü için, tedavisi için de hemen harekete geçer. Oysa günahların sebep olduğu mânevî hastalıkların zararları daha çok ahirette, gelecekte görüleceğinden insan bu konuda hemen öyle kolay adım atmaz.

Kalplerin hasta olması demek de, kalbin Allah’tan başka şeylere tutunmak istemesi demektir. İşte böyle bir hastalığı anlamak için, eskilerin deyimiyle ‘akl-ı muad’ lâzımdır. Akl-ı muad, ileriyi gören, gelecekteki lezzet ve elemleri idrak eden, keskin görüş demektir. Başka bir deyişle, dünyaya ait işlerin, kırılmaya mahkûm şişeler hükmünde olduğunu idrak edip, dünyalıklar üzerindeki fanilik damgasını okuyabilen akıldır. Daha çok bu akıl, kâmil insanlarda bulunan ve imanla doğru orantılı gelişen bir akıldır.

Risâle-i Nur derslerinde işte bu akl-ı muadı geliştirmenin yolları öğretilir. İnsanda akla bağlı olan şedit hissiyâtlar mevcuttur. Bu şedit hissiyâtlar aslında ahireti kazanmak için verilmiştir. Fakat insan bu hislerin hepsini bu dünyayı kazanmak için kullanırsa, hasarete düşer. Bediüzzaman, binleri bulan bu şedit hissiyatlardan bazılarını şöyle tesbit etmiştir. Aşk, inat, endişe-i istikbal, mala ve şöhrete olan hırs gibi.

İşte çözüm olarak da bu hislerin nasıl doğru kullanılacağının formülünü sunar. “Bunların hafiflerini dünya umuruna, şiddetlilerini uhrevî vazifelere sarf etse, ahlâk-ı hamideye menşe, hikmet ve hakikate muvâfık olarak saadet-i dareyne medar olur.” (İman ve Küfür Muvazeneleri)

Hâsılı, insan aklı, eğer nefsin emrinde çalışıyorsa ki buna akl-ı meaş denir. Anlık lezzet ve zevklerin tatmini peşinde koşan, gelecek ve geçmişi ölü kabul eden, adeta cism-i hayvaniyeye ait bir akıldır. Fakat iman dizginini, bu cism-i hayvânînin elinden alıp, kalbe ve ruha teslim ettiği zaman, mazi ve müstakbele hülul edebilen, kalp ve ruhun daire-i hayatında çalışan akl-ı muada sahip olabilir.

Hakikî insanlarda ve insanların şereflilerinde bulunan bu akl-ı muadı (mead) kuvvetlendirmek gerekir. Bediüzzaman, günahların temelinde yatan ve bu akibeti görmeyen kör hissiyatı terbiye etmenin formülünü 17. Söz’de (Kalbe Fârisî tahattur eden münâcât risâlesinde) talim ettirir. İbrahimvârî bir bakış ve arayışla insan hayatını çepeçevre saran fanilikleri tesbit ve bakiye çevirmenin yolunu gösterdiği bir formüldür.

Bundan başka insanı hakikî zevklere ulaştıran ve ahlâk-ı âliyeyi kazandırıp, iki dünya saadetini kazanmaya vesile olan bu aklı, körlükten çıkaran ve kuvvetlendiren başka bir kuvvetlendirici formül de, rabıta-i mevt, yani ölümü düşünme hakikatidir. Bediüzzaman, rabıta-i mevti, ihlâsı kazandıran ve muhafaza ettiren bir sebep olarak zikreder. Çünkü insanı günahlara atan sebeplerin başında, tûl-i emel gelmektedir. Tûl-i emel sahibi bir insan da, dünya zevklerine düşkün olup, ölüm hakikatini unutan, sıhhatine, gençliğine, güç ve kuvvetine güvenerek aldananlardır. İşte ölümün her an gelebileceğini düşünmek, bu kalbî hastalığı tedavi etmenin en tesirli yoludur.

Akl-ı muadı kuvvetlendirmenin başka bir yolu da, ahirette olacak şeyleri öğrenmektir. Daha küçük yaşlarda çocukların bu akl-ı muadı geliştirilip, ileride kazanacağı cennet nimetlerinden bahsedilebilir. Gençlere ise daha çok günahların neticesindeki cehennem azabından bahsedilerek akibeti görmeyen kör hissiyatı iptal edilip, körlükten kurtarılabilir.

Akl-ı muadı kuvvetlendirmenin bir başka yolu da, ahiret derdi ile şereflenmiş insanlarla birlikte bulunmak, imanı kuvvetli olanlardan bir çevre oluşturmakta mümkündür. Bediüzzaman’ın tâbiriyle, ‘uhrevî adam’larla beraber olmak ve uhrevîleşmek gerekir.

İşte bütün bu saydıklarımızın hepsinin beraberce tâlim edildiği, insan aklının nefsin elinden alınıp, imana verildiği, kalp ve ruh dairesinde bir hayat sürüldüğü, dünya nimetleri üzerinde fanilik damgasının en güzel okunduğu ay Ramazan ayıdır. İnsanın adeta melekleştiği, melekleştiği ölçüde imanın kuvvetlendiği bu ay, bizim olan her an yaşadığımız fakat farkına varamadığımız binler hissiyâtı terbiye eden mübarek bir aydır.

06.09.2009

E-Posta: yyasar@yeniasya.com.tr


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (30.08.2009) - Davranış ve duygunun ölçü ve ayar zamanı-2

  (23.08.2009) - Davranış ve duygunun ölçü ve ayar zamanı

  (16.08.2009) - İnsanlığın ihtiyaç duyduğu eğitim modeli: Resûlullah’ın (asm) terbiye metodu

  (09.08.2009) - Dinin elinde eriyen nefis, ya da nefsin elinde eriyen din

  (02.08.2009) - Büyük dâvâlar, ciddî insanların omuzlarında büyür

  (26.07.2009) - Kibir, Rabbi unutma alâmetidir

  (19.07.2009) - Yeniden örtünelim

  (12.07.2009) - Nur talebelerinin iki mühim vazifesi:

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.