"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Popülizm ve popülerlerlerler...

Ahmet BATTAL
12 Şubat 2019, Salı
Cumartesi günkü Yeni Asya’da manşetten okudunuz.

Abdullah Gül 22. Avrasya Ekonomi Zirvesinde konuşmuş. Haberin bir kısmı şöyle:

Konuşmasında popülizmin bütün dünyada güncel olduğu kadar, kaygı veren bir konu olduğunu belirten Abdullah Gül, popülizmin gelişirken sadece liberal demokrasiyi geriletmediğini, aynı zamanda demokrasinin temel ilkelerini ve niteliklerini de çok zayıflattığını söyledi.

Soğuk Savaş döneminin sona ermesinin ardından demokrasi ve özgürlüklerin çok geniş bir alanda yayılmaya başladığını, temel hak ve özgürlüklerden daha fazla insanın yararlanmaya başladığını vurgulayan Gül, yirmi birinci yüzyılın ikinci on yılında işlerin geri gitmeye başladığını ifade etti. 

Tarihin en kötü popülizminin İkinci Dünya Harbinden önce yaşandığını ve bunun çok büyük acılara yol açtığını anımsatan Gül, şunları söyledi:

“Bugün gördüğümüz popülizm, otoriter yönetim şeklinde ortaya çıkıyor… Popülist tarzlar, muhalefetteyken söylem seviyesinde kalır… Ama iktidar-dakiler popülizm yaparsa çok daha tehlikeli olur. Çünkü söylemle uygulama birleştiği anda bunun neticeleri gerçekten büyük sıkıntılar getirir ve toplumlara çok büyük zararlar verir.” 

“Popülizm, en çok demokrasinin temel niteliklerini hedef alıyor, onu çürütüyor” diyen Gül, “Adaletin, tarafsız ve bağımsız bir şekilde dağıtılmasını, kamudaki şeffaflığı, hesap verebilirliği, hür basını; bütün bunları hedef alıyorlar. Bütün bunlar, popülizmin ilerlediği ülkelerde geriliyor. Bunları her kıtada görebiliyoruz.” dedi.  

Bütün kusurlarına rağmen demokrasinin mükem-melleştirilmesi gerektiğinin altını çizen Abdullah Gül, “Gelirlerdeki adaletsizlikleri gidermek lazım. Bunu gidermenin yolu hiçbir zaman popülizm değil, demokratik değerleri, insan haklarını, hukukun üstünlüğü gibi temel evrensel kriterleri her ülkede güçlendirmekten geçer.”

***

Bu itiraf cümlelerini söylerken Abdullah Gül’ün aklından hangi ülkeler ve “popüler liderler” geçi-yordu, doğrusu merak ediyoruz. 

Ama bir basit örnek verelim. 

AKMHP Cumhurbaşkanı Erdoğan Kartal’da çöken binada vefat edenlerin cenaze namazında şöyle söylemiş: “Bu bina enkazının altında kalmak suretiyle şehadete ulaşan meyyit ve meyyiteler Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim taksiratlarını hasenata tedbil etsin, cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın.”

Biz de diyelim amin. Ama şunu da soralım: Kimin öldürdüğüne şehit denir? Şehidi öldürene ne denir? Şehidin ölmesine sebep olana ne denir? Hükümetin başının şehit dediği kişinin yakınlarının şehitlik maaşı isteme hakkı var mıdır?  Diğer bir örnek: 

Geçen gün AKMHP Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin grup toplantısında şunları söylemişti: “İş Bankası Allah’ın izniyle Hazinenin malı olacaktır. Bu parlamento, bu tarihî kararı da Allah’ın izniyle alacaktır. Milletin Hazinesine İş Bankası devredilecektir, buna inanıyorum. Niye? Milletin malı, Hazinenin malı. Oraya gidecektir. CHP oradan para almıyormuş. Dört üyen oranın yönetiminde. O yönetimde onlar ne iş yapıyor? Sadece ellerini mi kaldırıp indiriyorlar? Biz hepsini biliyoruz ve onun için buradaki o tarihi yanlışı da yapılacak tüm yolsuzlukların önünü de biz keseceğiz.”

Bu cümlelerdeki diğer hususlarla biz şimdilik ilgilenmeyelim ve şimdi sadece şunu soralım: Türkiye’deki faizli bankacılık sisteminin atası sayılabilecek bir faizli bankanın CHP’nin elindeki bir kısım hisselerinin kanunla Hazine’ye devredilmesi neden “Allah’ın izniyle” olur?

Bu soruya “bu nasıl soru, yoksa sen Allah’ın izni olmadan hiçbir şeyin olmayacağına inanmıyor musun” diyerek itiraz edecek olanlar, popülizmi Abdullah Gül’den yeniden okusunlar yeterterterter!

Bizim sorumuz diğerlerinenenene… 

Okunma Sayısı: 1488
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    12.2.2019 12:44:30

    Kendi hırsızını bile cici ve şirin gösteren bir siyaset ve yönetim anlayışı, Makyavel Efendiyi bile mezarında ters döndüren bir politik ideolojidir. Bir bankanın hazineye devri meselesini bile Allah'ın adını kullanarak dini bir argümanla izah etmenin, dine ve dindara katkısı nedir? Neden her işimizde dini kullanma ihtiyacı duyuyoruz? Din soslu popülizm daha mı cazip? İslam ülkelerinde (demokrasi görünümlü ya da libaslı mı desem) otoriter yönetimler elbette gerçekleri söylemek ve göstermek yerine, din soslu popülizmi tercih ederler. Onlar için önemli olan, halkın duymak istedikleri değil otoritenin söylemek istedikleridir. Gecikmiş adalet, adalet olmadığı gibi, vakti zamanında yapılmayan uyarılar da maalesef, "kullanma tarihi geçmiş" maddeler misali fazla etkili olamıyor. Hatta deva iken zehir bile olabiliyor. Demokrasi ve hukukun üstünlüğünü hakim kılmaktan başka çıkış yolu görünmüyor, vesselam.

  • Gündüz Alp

    12.2.2019 12:30:41

    Sayın Battal, önceki CB Gül'ün ikazları umarım adresine ulaşmıştır. Popülizm tehlikesini dile getirmekte bir hayli geç kalan eski CB'nın yine umalım ki kulakları çekilmesin. Yaşadığımız krizi biraz daha derinleştiren (kanaatimce) bu hayli geç kalmış çıkışlardır. Çok daha önceleri üstelik koro halinde ve yüksek sesle dile getirmiş olsalardı, vatan ve millet hesabına daha yararlı olacaktı. Vakit geçmiş olmakla birlikte yine de bravo demek icap eder. Dış dünyayı bilemem, lakin, dahilde popülizm kadar tehlikeli bir şey daha vardır ki; o da dinin olabildiğince siyasete alet ve iktidara basamak yapılmasıdır. Bundan da yeterince ve etkin bir şekilde bahsetmeliydi eski CB Gül. Çünkü bu öyle bir hale geldi ki, din ve devletin bekası, daim ve kaim olması münhasıran iktidarla ilintili. Her yerde ve her şeyde dini istimal etmeleri, dine muhabbeti değil hem dine hem samimi dindara adaveti netice vermektedir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı