"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasinin mahiyetini kabullenmeyenlerin, demokratlık davası olur mu?

Şükrü BULUT
07 Mayıs 2024, Salı
Bu makalemize vesile olan şey, demokrasiye samimice çalıştığına inandığımız bir siyasinin, 12 Eylül ihtilâlcilerine müdahanecilik yapmış ve bu fiilinden dolayı da milletten özür dilememiş bir gazeteciye yönelik efkâr-ı ammeye verdiği bir beyandır.

Cinayetin, kusurun, günahın, ihanetin veya cehaletin sebep olduğu hatalar elbette insani sıfatlardandır. Allah’ın, yarattığı kullarından en ziyade istediği şeylerin başında, kişinin yukarıdakilerden kaynaklanan fiilinden dolayı pişman olup tövbe etmesi gelmiyor mu? 12 Eylül 1980’deki neoliberal-Kemalist ittifakının bu millete karşı işlediği ihtilâl cinayetinde vazife almış veya en azından bu ihtilâli alkışlamış olan insanların, günümüzde pişkince, demokrasi tiyatrosunda rol almaya kalkışmaları, haklı olarak, hakiki demokratları incitecektir. En azından, efkâr-ı ammeye, yaptığının yanlış olduğunu ve bugün pişman olduğunu açıklamış olsa, nihayetinde, “İnsandır, kusur işlemiştir” denilir. Tekrarlanmaması şartıyla affedilir, denilebilir. Hem ihtilâlcilerle iş tutup ve onlarla yıllarca yürüyüp; hem de günümüzde, yine 12 Eylül’ün devamı olan AKP hükümetinin –güya– karşısına geçip demokratlık dava etmenin, en azından siyasi ahlaksızlık ve yüzsüzlük olarak kabul edileceğini, her mantık sahibi anlayabilir.

Demokrasinin bir inanç olduğunu biliyoruz. Mahiyetini, fıtrattan gelen insani ölçüler içinde tarif ettiğimiz demokrasilerin imanî cihetleri kadar, amelî cihetleri de vardır. Bu cihetler bir bütünlük arz eder. Bu bütünlüğün bir tarafını kabul edip, menfaatine ters gördüğü tarafını reddetmek; bütünü reddetmekle aynı manadadır. Milletin hür iradesine; masumların hayatlarına, hürriyetlerine ve servetlerine müdahale ile, hariçteki emansız ve imansız Türkiye düşmanlarının yardımlarıyla gerçekleştirilmiş 12 Eylül cinayetine taraf olmuşlar için elbette tövbe kapısı açık olacaktı. Fakat, ihtilâlcilik, müdahanecilik, menfaatperestlik, milli birliğe muhalefet etmek gibi; kişilerin geçmişten getirdiği ahlâkî arızalar, bu kişilerin günümüz demokrasisine yardımcı olamayacaklarını gösterir.

Türkiye demokrasisinin, dünya demokrasilerine giden yolda fevkalâde önemli bir geçit olduğunu söyleyenler, elbette haklıdırlar. Bir yönüyle, iki yüz seneyi aşkın bir süredir Batı’ya ve diğer asli yönüyle Doğu’ya bakan bir başka ülke demokrasisi yoktur. Bu durum, adalet ve zulüm terazisini öyle etkiliyor ki… AB içindeki sağlam demokrasilerin, münafık Marksist neoliberallerce yağmalanmasına da, bizim tavrımız sebep oluyor. Diğer yandan, fert ve komite diktatörlükleri altında, bir asrı geçkindir inleyen mazlum Asya milletlerinin demokrasiye geçememelerinin de engeli –maalesef– Türkiye demokrasisidir.

Batı’nın inkişaf eden insaniyetini ve Doğu’nun muhteşem İslamiyet’ini, doğru demokrasinin prensipleriyle birleştirerek mazlumların gözyaşlarını dindirmesi gereken Türkiye’mizin, böyle demokrasi münafıklarının desiseleriyle ve oyunlarıyla zaman kaybetmesi, elbette dünyamız için de büyük bir hak kaybıdır.

Geçmiş geçmişte kaldı, doğrudur. Kemalizm, komünizm, masonluk, Siyasal İslamcılık, ırkçılık ve ihtilâl meddahlığı… Millet olarak, insaniyete zıt olan bu sosyal ideolojileri arkamıza atabilmemiz için, geçmişte karıştığımız bu zararlı hareketlerden veya sebep olduğumuz günahlardan dolayı TEVBE etmemiz şarttır. Bu ise, açık-seçik nedametlerle, beyanlarla ve doğru demokrasiye ihlâsla yapılacak çalışmalarla olur. Fert veya zümre enaniyetinden dolayı, dündeki hatalarını kabul etmeyenleri, nasıl “nadim olup tövbe edenler” sınıfına dâhil edebiliriz ki… Türkiye’nin 12 Eylül Projesi sonrasındaki demokrasi mücadelesinde onlara güvenmeyenler haklı değiller mi?

Elbette bütün insanlığın ortak değeri olan demokrasi; bir partinin, bir zümrenin, bir milletin veya bir sınıfın uhdesinde olamaz. Doğru tarifi yapılıp, temel şartları belirlenip, milletlere göre çerçeveleri tayin edilip; olmazsa olmaz prensipleriyle kabul edilecek demokrasi hepimizin malıdır. Millî ve dinî kimliklerimizin de kabullendikleri hâliyle, bu müşterek kıymete, ülkemizin kahir ekseriyeti sahip çıkacaktır. Buradaki milli birlik ve beraberliği, bu kıymetli davanın temelinde tutmayanların da, demokrasiye çalışmaları mümkün değildir.

Sözün özü; ülkemizin iktidar probleminden önce demokrasi meselesinin ele alınması gerekiyor. Geçmişteki Altılı Masa’nın çalışmalarına itiraz edenlerin ise, bu meseleyi anlayamadıkları bir vakıa… Yakın tarihimizde, demokrasi masası etrafında bu kadar nitelikli ve kısmen kemiyetli bir şahs-ı manevi çalışması teşekkül etmemişti. Günümüz Türkiye’sine ümit olan demokrasi beklentilerinin de, geçmişteki demokrasi ittifakına dayandığını bilvesile hatırlatmış olalım…

Okunma Sayısı: 1217
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hamdi

    8.5.2024 17:57:23

    Demokrasinin İslam ile tenakuz teşkil etmediğini, her sınıftan insanlara anlatabileceğimiz bir açılıma ihtiyacımız var. Demokrasimin yıpratılan yüzünü tazelemek, yanlış düşünceleri kafalardan gidermek elzem olmuştur. Bunu ise yalnızca yeni Asya yapabilir.

  • Faruk Can

    8.5.2024 12:15:47

    Malesef memleketimizde siyaset yapanlar temiz olmadıkça birileri tarafından sürekli kullanılacak ve hep aynı dayatmayı yaşayacağız. Temiz olanlar da bir şekilde elenip gidiyor. Yazık oluyor bu ülkenin evlatlarına

  • Hüseyin T

    7.5.2024 14:12:51

    Akıl bilim hukuk demokrasi ve insan hakları kurum ve kurallarıyla bir bütün olarak hükmetmediği zihinlerde yerlerde ve topluluklarda kişilerden ve gruplardan kaynaklı sıkıntılar, izmlerden ve ideolojik bağnazlıklardan mütevellit problemler kolay kolay bitmez. Zemin ve zaman, sorunlar ve mevzular şekil ve yön değiştirse de problemler konuşulmaya devam eder .. Tarihten ders alınmadığı için hatalar göstere göstere kendini tekrar eder problemler saklanamaz hale gelir günyüzüne vurur .. Müslümanlar aklını kullanamadığından çağın gerisine düştüler düşünme işlemini layıkıyla yapmadıklarından herkesten ziyade çetin sınavlarla karşı karşıyalar..

  • Tarık Söylemezoğlu

    7.5.2024 12:58:10

    Bediüzzaman hazretleri Münazarat'ta topluma demokrasiyi anlatıyor. Bizim de farklı kanallardan demokrasiyi topluma anlatmamız lazım.

  • Mehmet

    7.5.2024 11:35:55

    Evet. Evet. Önemli bir tespit. Doğunun da, batının da hem barışları ve hem de demokrasileri bizimle çok alakalı. Yani fevkalade önemli bir köprüyüz.

  • Ahmet

    7.5.2024 11:14:19

    Demokrasinin yanlış manalardan ve yaklaşımlardan kurtarılması Nurcuların en önemli vazifelerinden birisi oldu. Allah kaleminize kuvvet versin.

  • Mustafa coban

    7.5.2024 10:51:59

    Var olan rejimlerden en ehveni ṣer olani demokrasidir.onsan oglu en mükemmeli aramaya devam edecektir.duraganlik cökmeyi beraberinde getirir.en dogruya en güzele talip olmaliyiz.

  • cafer

    7.5.2024 09:37:59

    sosyal hayatta hep beraber görüyor, yaşıyoruz ve karar veriyoruz "demokrat, türkücü, radikal,..." Yarım asırlık ömrümde, ömrümün 2/3ünü içinde geçirdiğim güzide demokrat topluluktan öğrendiklerimden vardığım kanaate göre; biz olması gereken ben, sen, o; ailemizde, işimizde, sosyal hayatımızda, cemaatimizde ne kadar demokrat isek ülkemizde o kadar demokrat. Yeni Asya ne kadar demokrat ise dünya da o kadar demokrattır. önce ben, sen, o, Yeni Asya tam demokrat olmalı, zira nefsini ıslah edemeyen... Yaşadığım hayal kırıklıkları ise nedamete vesile olur inşallah. Allah bu güzide topluluğu muhafaza, önündeki ve içindeki engelleri zir-ü zeber eylesin...

  • İsmail

    7.5.2024 09:23:19

    İman olmadan inadet olamayacağı gibi, demokrasiyi kendi dünyalarında kabul etmemişlerin demokrasi mücadelesi faydasızdır.

  • Oğuz Yiğiter

    7.5.2024 03:18:12

    Makale vesilesiyle; müteaddit kere dile getirdiğim bir kanaatimi bir kere daha kayıtlara geçirmek isterim; hali hazırdaki siyaset tablosunda yer alan ve Demokrat Parti, Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi misyonunun devamı olduğunu iddia eden ve bir tabelâ partisine dönüşen şimdiki Demokrat parti'nin misyonun mazideki şanlı geçmişine yaraşır şekilde milletin ma'şerî vicdanında yer tutmamasının sırrı acaba nedir? 12 eylül farbe-i münâfıkânesinin derinlerinin, demokratların şaşırtılıp dağıtıldığı bir siyasî kriz döneminde, DYP'nin bir 12 eylül ürünü ANAP ile zoraki bir nikahla evlendirilmesi ve haramzâde ANAP genel merkezine içgüveyisi olarak sığınması. Bir de asıl sır at ile eşeğin izdivacından doğan katır nasıl nesli kesik ise, şimdiki DP'nin binde mertebesinde seyretmesine bir de bu pencereden bakılabilir mi?

  • Arda Yıldız

    7.5.2024 01:33:56

    Altılı masa konusunda nasıl bir verimli çalışma oldu kamuoyu bilmiyor. Toplanıp çay içtiler algısı oluştu. Altılı masa da eğer istişare ile başkan adayı belirlense idi muhalefet seçimi rahat kazanırdı. Ama milletvekilliği karşılığında yapılan anlaşmalar seçmeni tedirgin etti ve güven kaybına sebep oldu.

  • Necati

    7.5.2024 01:16:58

    Artık demokrasinin çok büyük bir ihtiyaç olduğunu millet ekseriyeti anlamıştır. Kamu oyunda demokrasinin fazilet ve güzellikleri, bütün problemlerin ancak demokratik bir sistemde çözüleceğini herkes anlamalı her görüşten demokratlar ittifak içinde Türkiye'nin sağlam bir Demokratik düzene geçebilmesi için gayret göstermeliyiz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı