"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kediler nankör, köpekler sadık mı?

Cenk ÇALIK
12 Ekim 2019, Cumartesi 00:34
Nankör bir hayvan söylememiz istense aklımıza ilk olarak hangi hayvan gelir?

Cevap çoğumuz için ortaktır sanırım: Kediler. Peki, sadık bir hayvan söylememiz istense hangi hayvanı söyleriz? 

Sanırım bu cevapta büyük çoğunlukla ortaktır: Köpekler. 

Peki, hakikat noktasında bakıldığında yine aynı sonuçla mı karşılaşırız? Bugüne kadar çoğu insanın bu şekilde değerlendirme yapması, doğru olduğunu gösterir mi? Bizim bu değerlendirme yapmamızdaki kriterler nelerdir? Kriterlerin doğruluğunu ne belirlemektedir? 

Soruları uzatmak mümkün. Bu yazımızdaki amacımız doğru bildiğimiz bir yanlışın daha düzeltilmesine vesile olmaktır. İnsanların çoğuna göre kediler nankör, köpekler sadık olarak bilinir.  Bunun tam tersi olduğunu Üstad Bediüzzaman Hazretleri Mesnevî-i Nuriye adlı eserinin Katre bölümünde şu şekilde ifade etmektedir: 

“Arkadaş! Esbab ve vesaiti insan kucağına alıp yapışırsa, zillet ve hakarete sebep olur. Meselâ, kelp, bütün hayvanlar içerisinde birkaç sıfat-ı haseneyle muttasıftır ve o sıfatlar ile iştihar etmiştir. Hattâ, sadâkat ve vefâdarlığı darb-ı mesel olmuştur. Bu güzel ahlâkına binaen, insanlar arasında kendisine mübarek bir hayvan nazarıyla bakılmaya lâyık iken, maalesef, insanlar arasında mübarekiyet değil, necisü’l-ayn addedilmiştir. Tavuk, inek, kedi gibi sair hayvanlarda, insanların onlara yaptıkları ihsanlara karşı şükran hissi olmadığı halde, insanlarca aziz ve mübarek addedilmektedirler. Bunun esbabı ise, kelpte hırs marazı fazla olduğundan esbab-ı zahiriyeye öyle bir derece ihtimam ile yapışır ki, Mün’im-i Hakikîden bütün bütün gafletine sebep olur. 

Binaenaleyh, vasıtayı müessir bilerek Müessir-i Hakikîden yaptığı gaflete ceza olarak necis hükmünü almıştır ki tâhir olsun. Çünkü hükümler, hadler, günahları affeder. Ve beynennâs tahkir darbesini, gaflete kefaret olarak yemiştir.’’ (Bediüzzaman Said Nursî, Mesnevî-i Nuriye, s. 84-85) 

Anahtar kavramlardan ikisi “esbab’’ ve “vesait’’tir. Sebepler ve vasıtaları nazara almamak gerekmektedir. Zira, esbab ve vesaite yapışmak zillete sebebiyet vermektedir. Bizi yüceltmez, küçültür. Aynı köpekleri küçülttüğü ve daha dünya hayatındayken ceza verdiği gibi. Köpeklerin birkaç sıfatı bütün insanlar arasında meşhur olmuştur. Sadâkat ve vefa gibi. Hatta deyimlerimize, tabirlerimize girecek kadar şöhrete sahiptir. Bu vasıflar güzel ahlâktandır. Bu güzel sıfat ve ahlâklarından dolayı köpekler zahiren bakıldığında “mübarek hayvan’’ tabirini hak ediyor gibi görünüyor. Oysaki, insanlar arasında “necisü’l-ayn” olarak adlandırılmıştır. 

Diğer taraftan bu hasletlere sahip olmayan tavuk, inek ve kedi gibi hayvanlar da insanlar tarafından “aziz” ve “mübarek” olarak isimlendirilmesinin izahını nasıl yapabiliriz? Evet, köpekler sadâkat ve vefalı olmasına rağmen necis, kedilerde bu hasletlere sahip olmamasına rağmen mübarek olmasının sebebi nedir? 

Bazen büyük bir yanlış, çok doğruları tesirsiz hale getirebilir, köpeklerde olduğu gibi. Hırs noktasında da köpekler çok ileri gitmişlerdir. Öyle ki bu hırsları onları, sahiplerine çok bağımlı hale getirmiştir. Esasen onlara sadık ve vefalı dememizin sebebi de budur. Yani, sahiplerinden başkalarını görmemeleri. Adeta, hırsları sadece sahiplerini görmesini sağlayarak asıl o nimetleri gönderen hakikî sahibinden, yani Rabbimizden bütün bütün gaflet etmesine sebep olmuştur. 

Köpeklerin, bu sebep ve vasıtaları hakikî müessir bilerek yaptığı gafletin bir cezası olmalıdır. Bu ceza da “necis” hükmünü almasıdır. Amacı da temizlenmesidir. Malûmunuz hükümler, hadler günahların affedilmesine sebeptir. Bu cezanın kefareti de “tahkir” darbesidir. 

Oysaki başta kedi olmak üzere inek, tavuk gibi hayvanlar vesaiti ve sebepleri tamamen aradan çıkarmışlardır. Şükranlarını sahiplerine değil, o rızkı, in’amı asıl gönderene gösteriyorlar. En bilineni kedilerdir. Kediler bizden herhangi bir talepte bulunduklarında yapmadıkları şirinlik yoktur. Ayağımıza dolanırlar, yuvarlanırlar vb. hareket yaparlar. Ne zaman ki istediklerini alırlar o andan itibaren bizimle ilişkisini keserler. Bu durum çoğu zaman bize garip gelir. Az önce kedinin “kırk yıllık ahbap!” gibi samimî davranırken ihsanı aldıktan sonra bizi tanımamaları karşısında şaşırırız. Bir teşekkür hissi bile olmayan, “nankör hayvan!” olarak yorumlarız. Oysa ki o şükran hissini tamamen Mün’im-i Hakikîye yönlendirir. Sadece kuru bir teşekkür değil, lisan-ı halle ibadetlerini de yaparlar. Fıtratları, kendisini yoktan var eden ve sürekli birilerini vesile yaparak rızıklandıran Rabbini tanır ve ona göre hareket eder. Bazen şuurlu ve bazen şuursuz olarak ifa edilir bu ibadetleri. Bir kısım mırmırlarını yani zikirlerini “Yâ Rahîm, yâ Rahîm, yâ Rahîm” demelerini bile biz insanlar duyabiliriz. 

Görüldüğü üzere ne kadar da sığ bakıyoruz! Olayları tamamen kendimize olan iltifata, yarara ve zahire göre değerlendirerek hatalı değerlendirmeler yapıyoruz. Asıl değerlendirme kendimize göre değil, Rabbimize göre olmalıdır. 

Rabbimizin rızasına göre değerlendirme yapıp, esbap ve vesaiti aradan çıkarıp şükran hissiyatını Rabbimize sunan kedilere sırf bize teşekkür etmedikleri için “nankör” diyebiliyoruz. 

Aynı şekilde Rabbimizden gaflet edip hırsla bize bağlanan köpeklere de sırf bize teşekkür ettikleri için de “sadık ve vefalı” diyebiliyoruz. 

Rabbimiz bu hatalarımızdan ders alıp, rızasına uygun hareket edenlerden eylesin inşallah!... 

Not: Konunun detayını, Euronur.tv ve Yeni Asya sitelerinde yayınlanan “Bereketiyle gelen kediler” adlı video dersimizi izleyebilirsiniz.

Okunma Sayısı: 1545
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Şahin Kandemir

    12.10.2019 18:06:58

    Hocam yazınızı okuduktan sonra aklıma şu sorular geldi; Köpekler (hayvanlar) gaflet ediyorlarsa şuurları var mıdır? Şuur varsa ve gaflet ediyorlarsa iradeleri de olması gerekmez mi? İradeleri varsa mükellef midirler? İnsan ve cinlerin dışındaki varlıklar mükellef midirler? Argümanlarınızın kaynağı nedir? Cevaplarsanız sevinirim. İyi günler.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı