"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nur Vakfı’nın kapıları her millete açık

Fatih Yargı
13 Nisan 2019, Cumartesi
Yeni Asya Gazetesinin Ankara’da düzenlediği Gençlik Kongresi’nin bu yılki teması MİLLİYETÇİLİK olmuş. Çok da isabetli olmuş.

Son yıllarda AKP iktidarıyla yükselişe geçen siyasal İslâmcılığın bir tezahürü olan Din milliyetçiliği ve öbür taraftan MHP’yle kurulan siyasî ittifakla, canlanan Türk milliyetçiliği. Doğuda da yıllardır devletin ihmaline uğrayan Kürt kardeşlerimizden bir kısmının PKK etkisi altında kalıp Kürt milliyetçiliğini tetiklemiş maalesef. 

Bu durum endişe verici. 

Son yıllarda dünyada da bir takım  siyasetçilerin popülist söylemleriyle yükselen bir trend haline gelen ırkçılık ve menfi milliyetçiliğe karşı ne yapmamız gerektiğini Üstadımız 26. Mektub’un 3. Mebhası’nda bizlere bildirmiş.

Avustralyada yapılan araştırmalara göre bu ülke de yüz farklı din ile birlikte üç yüz farklı etnik milliyet yaşamakta. Peki bu adamlar bu üç yüz farklı milleti ve o kadar dini inanışları bir arada yaşatmayı nasıl çözmüşler veya başarmışlar. Sosyoloji de bunun mutlaka bir karşılığı vardır diye düşünüyorum.

Elbette ki bizim ecdadımız da asırlarca bir çok inanç ve milletin bir arada yaşamasını sağlamış. Ama yaşadığımız bu modern çağda bunun örneğini sadece Avustralya, Kanada ve bir kaç Avrupa ülkesinde görmek mümkün. İslâm âlemi ise bırakın dini, mezhep farklılığını bile aşamamış. 

Bizim küçücük sokakta en az on farklı millet yaşamakta. Sağ komşum İtalyan, sol komşum Maori Yeni Zelandalı, tam karşımda Avustralyalı, onun yanında Vietnamlı, onun yanında Sırp bu devam edip gidiyor. Hep beraber komşu haklarına riayet ederek dostça yaşıyoruz. Hepimiz ortak bir zeminde buluşuyoruz. “Sonuçta hepimiz insanız”. Sonra da, bir zenginlik olarak gördüğümüz, çok farklı milliyeti, çok farklı dili, çok farklı kültürü ve çok farklı din mensubu olmamızı.

Avustralya’da çok kültürlülük devlet politikası olarak kabul edilmiş.

Nur Vakfı’nda da farklı değil, bu işler. Bizim merkezimizde on beş farklı Müslüman etnik toplum üyeleri bir araya gelip müşterek veya ayrı programlar yapabiliyorlar. 

Biz de onlarla kardeşçe münasebetler kuruyoruz. Kültürlerimizi, yemeklerimizi paylaşıyoruz. Oromolu kardeşlerimizin iri gözlü sünger gibi injera ekmeğini, Sudanlıların bakladan yapılmış ful yemeğini, Somalilerin sambusasını, Pakistan ve Hindistanlıların currylerini, Lübnanlı kardeşlerimizin etli sarmalarını yerken onlar da bizim Adil Ustamızın lahmacununa bayılıyorlar. 

Hizmet mekânlarımızı onlara açıyoruz, onlarla paylaşıyoruz.

Ondan öte gönlümüzü o kardeşlerimize açıyoruz. Bize soruyorlar siz niye farklısınız diye.

 Cumartesi günleri Somalili çocuklarla şenlenir Nur Vakfı’nın bahçesi. Onlar bitirir, Sudanlı çocuklarla devam eder hareketlilik. O gün finali Oromolu çocuklar yapar. Pazar sabahı Bengladeşli kardeşlerimizle başlar günümüz, devamında Etiyopyalılarla devam eder... 

Biz Risale-i Nur dersi yaparken yan odada Somalili Kadiri tarikatine bağlı kardeşlerimiz de tarikat dersi verirler cemaatlerine. Rekabet yok, sürtüşme yok, sadece yardımlaşma var. 

Bu sahiplenme ve yardımlaşma O insanları o kadar mutlu ediyor ki, bir gün bir Afrikalı bir kardeşimiz bana, “Tarihte nasıl ki Osmanlı bize sahip çıktı ise şimdi de siz bize taa Avustralya’da sahip çıkıyorsunuz. Sizler atalarınızın misyonunu devam ettiriyorsunuz” demişti. 

Üstadımız bize, Nur Talebelerinin bir vazifesi de İttihad-ı İslâmı sağlamak olduğunu söylemiyor muydu? İşte biz de küçük dünyamızda onu yerine getirmenin gayreti içindeyiz. En azından niyetimiz o yönde.

Müslüman olmayan guruplarla da çok farklı münasebetlerimiz oluyor. Ramazan’da bir çok gayri müslim iftarlarımıza dâvet ediliyor, Mosque Open Day’larda (açık cami günlerimizde) mescitlerimizi ziyaret edip İslâmiyet hakkında genel bilgi ediniyorlar. 

Lâfın kısası milliyetçilik yapmadan milletimi, dincilik yapmadan dinimi sevebilirim. 

Aynı zaman da Kur’ân’ın emri gereği: “Sizi tâife tâife, millet millet, kabîle kabîle yaratmışım; tâ birbirinizi tanımalısınız ve birbirinizdeki hayatı içtimâiyeye âit münâsebetlerinizi bilesiniz birbirinize muâvenet edesiniz. Yoksa, sizi kabîle kabîle yaptım ki yekdiğerinize karşı inkâr ile yabânî bakasınız husûmet ve adâvet edesiniz değildir.”

Okunma Sayısı: 954
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ayhan Aydın

    13.4.2019 09:37:30

    Binler tebrik. Allah yar ve yardımcınız olsun. Selam ve dua ile.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı