"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ne yediğini bilmeyen toplumda temiz ve helâl beslenmenin zorluğu (1)

Feyzullah ERGÜN
23 Haziran 2021, Çarşamba
Günümüzde tüketim toplumu tasarımlarını hedefleyen gıda üretim sektörü, artan bir hızla kimyevî katkı maddeleri ve genetik değiştirmelerle, iç yapılanması bilinemeyen bir endüstri kolunu oluşturmuştur.

Gıda üretiminde ağırlığı olanların, tüketiciler üzerinde biçimlendirme doğrultusunda plânlamalar uyguladığı da gerçek anlamda gözlenmektedir. Gıda üreten büyük şirketlerin, pazarlama stratejileri de modern iletişim araçları vasıtasıyla tüketicilerin zevklerinde ve ihtiyaçlarında tekdüzelik sağlamak üzerine kurgulanmaktadır. Eğer üretilen bir mal, bir pazara uygun düşmüyorsa, o pazara uygun mal üretilmeyecek, ama o Pazar, o mala uygun olacak tarzda, yeniden biçimlendirilecektir. Bu şekilde birbirine destek veren üreticiler, tüketiciler üzerinde etkili rol oynamaktadır. Tüketim toplumunun manipüle edilmesinde, öncelikle insanların ihtiyaç algısı değiştirilmektedir. Gayr-ı zarurî ihtiyaçlar, zarurî ihtiyaçlar haline getirilmektedir. Yani, insanlar ‘hacat-ı beşeriyeyi tezyid’ reklâmlarıyla, ihtiyaçların arttırılmasıyla, tüketimi kamçılamak ve fizikî ihtiyaçlarından çok psikolojik ihtiyaçlarını gidermek için tüketir hale getirilmişlerdir. Bu davranışlar sonucunda toplum, israfın yükselen basamaklarında hızla ilerlemekte ve gelişen çöp sektörüne de, kaynak teşkil etmektedir.

Gıda ve beslenme sektörünün faaliyet alanı, sadece israf ve tüketim ile sınırlı değildir. Asıl önemli olan, insan sağlığı açısından, tam bir girdabın ortasında bulunma halidir. Felâket ve helâket asrı diyebileceğimiz, içinde bulunduğumuz zaman dilimi, geniş ve seri üretime imkân sağlayan gelişmelere paralel olarak, insan sağlığını tahrip eder bir hale gelmiştir. İnsan nesli hem fizyolojik hem de psikolojik olarak tüketim artışlarına sürüklenmiş, özellikle gıda ve beslenme alanında bir çıkmaza girmekle karşı karşıya kalmıştır. Gıda üretiminde artık bütün sebze ve meyveler tabiî mevsimlerinin ürünü olmaktan çıkarılmıştır. Bol miktarda kimyevî maddeler kullanılarak, seralarda üretilen mükemmel görünüşlü, ancak insan sağlığı açısından, toksin yüklü meyve ve sebzeler, rahatlıkla tüketime sunulmaktadır. Sağlığa zararlı, kimyevî katkı maddeleriyle yetiştirilen gıda ürünleri, muhtevaları tam olarak bilinemediğinden; bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu birçok hastalığa ve organizmanın erken çöküşüne sebep olmaktadır.

İnsan neslinin, fıtrî gelişimiyle birlikte, ruhî erozyon yaşadığı asrımızda, kurgulanan ve etkili bir silâh haline getirilen besin maddelerinin içyapısı farklılaştırılarak, GDO tahrifatlarıyla, nesiller daha ana rahminde (intra uterin hayat döneminde) iken, vücut gelişimini ve sağlıklı ruhî yapısını yitirmektedir. Ne yazık ki, toplumun büyük çoğunluğu ilgisizlik ve bilgisizlikle, tüketim toplumunun doğurduğu olumsuzlukları inşa eden iradeye yardımcı olarak, adeta çaresizce teslimiyet ve boş verme bayrağını çekmiş bulunmaktadır. Oysa ki, Kur’ân-ı Kerîm “Temiz ve helâl olanları yiyin.” (Bakara: 172) “Nimeti ve nesli mahvetmeye çalışmayın. Allah, fesadı ve bozgunculuğu sevmez.” (Bakara: 205) gibi, birçok âyetleriyle insanları ikaz etmektedir. Bu ikaz, gıdalarımızın helâl ve temiz olması, insan nesline zarar verecek gıdaların araştırılması, bu açıdan sorgulanması ve bilgi aktarımlarıyla yardımlaşmamızı gerektiriyor. Çünkü, tüketim toplumunu inşa edenlerin en korktuğu şey şuurlu, sorgulayan ve araştıran insanlardır.

Sağlıklı nesillerin yetişmesini amaçlayanlar, genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) ve başta insanlar olmak üzere bütün canlılar üzerinde genetik şifreleri bozarak varlık âleminin huzur ve dengesini tahrip etme faaliyetlerinin temel gayelerini bilmekle ve küçük parçaların yerlerine yerleştirilmesiyle büyük tablonun mahiyetini anlayarak gerçeği görebileceklerdir.

Çünkü GDO demek başta kısırlık (sterilite), karakteri bozuk bir nesil, kanser, Alzheimer, di-yabet, obezite vs. demektir. Günümüz gıda üretim teknolojilerinde, bütün hazır yiyecek ve içeceklerde GDO müdahaleleri ve (E) emülgatörlerinin en az birkaç tanesi mutlaka kullanılmaktadır. Gıda üretiminde kullanılan bu maddelerin, kaynak ve etki mekanizmaları hakkında, bilgisi olmayan tüketiciler, zehirli ve haram maddeler ile beslendiklerinde, bu maddelerin kana karışmasının bedende cana, ruhta inanç, huy ve davranışlarına olumsuz yansımaları olacaktır. Zira, beslenme hayat tarzını yakından etkiler.

 Sağlıklı bir hayat sürdürebilmek için, tükettiğimiz gıda ürünleri hakkında bilgiler edinmek zorundayız. Çünkü, “insan ne yerse, odur.” Ayrıca Said Nursî’nin de belirttiği üzere “haramın mukaddimesi, haramdır.” (İşarat’ul İ’caz, s. 380)

İnsanların beslenme konusundaki duyarsızlıklarından kaynaklanan, “Aldırma, ye gitsin, bir şey olmaz” gibi sığ düşünceler sebebiyle zararlı sonuçlara ulaşılmaktadır. Küçümsenen bir lokmada batmak tehlikesi vardır. Amerikalı matematikçi Edward Lorenz’in “The Essence of Caos” başlıklı çalışmasında, ortaya koyduğu “kelebek etkisi” düşüncesine göre: “Dünyadaki bütün varlıklar, birbirine bağlıdır. Afrika’da kanat çırpan bir kelebek, Amerika’da bir fırtınaya sebep olabilir.” Öyle ise insanın çoğu zaman önemsiz gördüğü sağlıksız ve kimyevî katkılı bir lokmanın insan organizmasında koparabileceği fırtına da onarılamayacak derin hasarlara sebep olabilir.

Zamanın hızlı akışına kendini kaptıran insanlık rahat bir yemek yiyecek zamanı bile kendine ayıramadığı için fast food ile hızlı bir şekilde, midesini tıka basa rastgele doldurmaktadır. Fakat bu durum sağlıklı olmadığı gibi Sünnet-i Seniyye adabına da uygun değildir. Fast food diye bilinen ekmek arası hazır yemekler, açlık hissini geçiştirmeye yarayan yalancı tokluk meydana getirme sonucu sadece şişmanlatan bir beslenme tarzıdır. Bu tarz bir beslenme, organların gerekli gıdayı almasına engel olduğu gibi sun’î bir tokluk hissi oluşturduğu için yetersiz beslenme sonucu organizmada tahribata sebep olmaktadır. Dolayısıyla fast food tarzı beslenmede organizma gizli açlık çeker. 

Vücuda gerekli olmayan, katkı maddelerinin sindirimi için, organların gereksiz yere ve aşırı çalışması ile sindirim sistemindeki denge bozulur. 

Bu da günümüzde yaygınlaşan, yıpratıcı hastalıklara sebep olmasıyla, fıtratın vücut ve sağlık emanetine gereken değerin verilmemesinin vebalini de, beraberinde getirecektir.                                                                                                         
SAĞLICAKLA KALIN.

Okunma Sayısı: 1541
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı