Beslenme problemleri, sağlıksız gıdalar sebebiyle artan oranlarda hayatı tehdit eder seviyelere ulaştığından, önemle ve dikkatle değerlendirilmesi gerekir.
Ekonomik yetersizliklerin etkili olduğu kalitesiz ve kontrol edilemeyen gıda maddelerinin yol açtığı zehirlenmelerin (intoksikasyonlar) önüne geçilememesi durumunda aile dramlarına sebep olduklarından, sonradan verilecek ceza ve alınacak tedbirlerin bade’l harabü-l Basra noktasında kalacağı için, yürekleri de ferahlatmayacaktır. Sağlıksız ve sahte dolgu maddeleriyle hazırlanan, araştırmaya fırsat bulamadan hızla tüketilen bu gıdalardan dolayı hastane acilleri yetersiz kalabilmektedir. Kayıt altına alınamayan yüksek sayılardaki, hastanelere başvurmayan hafif zehirlenme belirtilerini ayakta geçiştirenlerin durumları zaten dikkate alınmamaktadır. Sağlıksız maddelerle beslenenlerin kısa dönemde gıda zehirlenmesiyle ortaya çıkan klinik tablo, yıllara yayılan kronik hastalıkların temelini oluşturacaktır.
Son yıllarda artan kronik hastalıkların, tüketilen gıdalarla olan ilgisinin dikkatle araştırılması ve tüketicilerin sağlığını koruma açısından dikkat çekici incelemeler önem kazanmaya başlamıştır. Bu alanda değerli araştırmalarıyla tanınan Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık, ufuk açıcı bilgileriyle bize yol gösterici olabilecektir. “Gıda fiyatları arttıkça gerek hane bazında, gerekse toplu beslenme yapılan yerlerde ve yiyecek hazırlama sektöründe ucuz ve düşük kaliteli gıdalara yönelim artar. Tedarik, gıda güvenliği açısından hizmet kalitesi düşük ya da kayıt dışı üretim yapan alanlara daha fazla kayar. Yiyecek sektörünün maliyetleri düşürmek için hijyen uygulamalarını kısması, enerji giderini azaltmak için soğuk zincir ve pişirme uygulamalarını gerektiği biçimde yapmaması ve personel sayısını azaltması da, gıda güvenliği açısından ciddi riskler doğurmaktadır. Bu risk özellikle süt ürünleri, et (en çok tavuk) ve hazır gıdalarda belirginleşir. Bütün bu sebepler, gıdalarda mikrobiyal kontaminasyona (bulaşma), toksin oluşumuna ya da tehlikeli maddelerin gıdalara bulaşmasına yol açar. Gıda zehirlenmesi ya da enfeksiyonu, birbirine bağlı bu bir dizi sorunun sonucu olarak ortaya çıkar.” (1)
Beslenme ihtiyacının karşılanmasında rol alan kişi ve kuruluşların, gerçek anlamda sağlıklı gıda güvenliği, hijyen kuralları, bulaşabilecek hastalıklar ve gıda maddelerinin korunması noktasında hassasiyetle yetiştirilerek, pratiklerinin sağlıklı prensiplere uyumları sağlanmalıdır. Gıda maddelerinin ilk üretim noktasından, tüketicilerin olacağı son noktaya kadar sorumlularının hemen belli olacağı bir kontrol sisteminin ciddiyetle yönetilmesi gerçekleştirilmelidir. Bu mekanizmanın sistemleştirilmesi, insan hayatına verilecek değerin göstergesi olacaktır.
Türkiye’de, insanlarımızın kronik hastalık, zehirlenme ve ölümlerle sonlanan trajik olayların yaşanmaması arzu edildiği halde, beslenmeye gereken titizlik gösterilmemektedir. İnsan sağlığını tehdit eden katkı maddeleri ve kimyasal emülgatörlerin doğuracağı sonuçların gözden geçirilmesi, yaşanabilecek zehirlenme vakalarının önüne geçebilecektir. Gıda güvenliği konusunda acil ve kesin tedbirlere ihtiyaç olduğunu savunan Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Yaşar Üzümcü “Satış ve toplu tüketim noktalarının her birinin risk esasına göre sıklıkla denetlenmesi gerektiğini, gıda konusunda herhangi bir yetkinliği olmadan, hijyen eğitimi bile almadan işletme açıp, işletebiliyor. Her sermayesi olanın bir gıda satış noktasını kolayca açmadan önce ciddi bir eğitimden geçirilmesi gerekiyor. Türkiye’de “gıda arz güvencesi” bir millî güvenlik meselesi olarak konumlandırılıyorsa, “gda güvenliği” de bir millî sağlık meselesine dönüşmüş durumda” diyerek, problemin kaynağına işaret etmektedir.
Gıda zehirlenmelerinin engellenebilmesi için ciddi kontrollerin yapılması, zararlı olabilecek gıda ve yemekleri hazırlayanlara ağır yaptırımların taviz verilmeden uygulanması, koruyucu sonuçlara ulaştıracaktır.
Sağlıcakla kalın...
Dipnot:
1- 21-27 Kasım 2025 Gazete Oksijen