İlmî araştırmalar yoğunlaştıkça, insan organizmasının maddî-manevî yaradılış sırları mercek altına alındığından, marifetullaha götüren yollar da genişleyerek aydınlanmaktadır.
Aslında bilim insanlarının yeni ulaştığı gerçekler, manevî alemin rehberleri tarafından asırlar öncesinde yaşanmıştır. Bizler de ilme’l-yakin keşfedilen bu sırların anlaşılmasının, insanlara yol işareti olabileceği heyecanıyla mutlu oluyoruz. Huzur, güven ve ümit duygularının dua ile yükselişi, organizmada pozitif enerjiyi arttırarak, hayatın huzurlu ve dengeli seviyede sürdürülmesine vesile olacaktır.
Dua ile ruhsal dengenin kurulması, huzur ve mutluluk hormonlarının yükselişi, stres hormonunun baskılanmasıyla gerçekleşmektedir. Duanın insan ruhuna depoladığı “enerjinin belirli frekansları daha yoğun ve daha etkilidir, gün doğumuna yakın vakit gibi… Allah bizi sabah ezanı ile boşuna kaldırmaz, bizim o zaman diliminin iyileştirici gücüne ihtiyacımız vardır. Minyatür bir evren olan insanın biyoritmi de, evrenle birebir uyumludur, tüm hormonal sistemimizden dolaşım sistemimize, bağışıklık sistemimize kadar bu biyoritimle çalışır. Evrenin her gün yeniden uyanışı ve güneşin doğuşuyla bizim bedenimizde de hormonlar uyanmaya başlar. Yenilenmenin, onarımın hormonu olan melatonin gibi gece hormonlarıyla, uyanıklığın, enerjinin, gücün hormonları devir teslim töreni yapar. Sabah 5 gibi, o yüzden ezan o saattedir. Bu hormonlar, enzimler ve nörotransmiterler de bedenimizin hücre-içi yapısını ve manyetiğini değiştirirler.
“Bir tek atom çekirdeğinden kainatı yaratan Allah, sabahın ilk ışıklarıyla yeryüzüne yeni yarattığı sayısız ışını serper, her sabah yeniden ve yeniden. Fizik biliminde ‘foton’ adı verilen ve yeryüzüne cömertçe sunulan bu yeni ışınlar, her sabah onları kabul etmemiz için bizi bekler ve her insan kendi çabası doğrultusunda nasibini alır, yeni yaratılmış ‘evren’den… Sabah erken kalkmak, güneşten önce uyanıp güneşi selamlamanın hikmeti ve bereketi buradadır. Tüm bedenimizle yaratıma tanık olur ve evrenin yenilenme enerjisinden payınızı alırsınız bu fotonlarla. Her hücreniz enerji boyutunda hisseder bunu. Sabah saatlerindeki bu selâmlaşma ile siz evrene serpilen bu ışınların içerisine hangi enerjiyi koyarsanız o enerji nüfuz eder ruhunuza ve bedeninize o fotonlarla birlikte. Şükür enerjisi ile şükür dolarsınız, sağlık enerjisi ile sağlık, huzur ile huzur…” 1
Duanın vücut sağlığını koruyarak, hastalıkların tedavisindeki desteğinin yakından hissedildiği bilinmektedir. Bunun organizmadaki psikolojik dengenin sebep olduğu pozitif değişimler sonucunda geliştiği bilim insanlarınca kanıtlanmıştır. Onkolog Prof. Dr. Erkan Topuz, duanın tedavideki etkilerini anlatırken: “Bugün size tıp dünyasının uzun yıllar küçümsediği, ama bilim ilerledikçe önemini tartışmasız şekilde ortaya koyduğu bir gerçeği söyleyeceğim. Dua etmek. Evet, yanlış duymadınız. Dua yalnızca manevî bir ritüel değildir. Vücudunuzun biyolojisini değiştiren güçlü bir nörofizyolojik mekanizmadır. Harvard, Duke ve Amerikan Psikoloji Derneği’nin yayımladığı çalışmalar gösteriyor ki düzenli dua, parasempatik sinir sistemini aktive ediyor. Bu ne demek? Kortizol düşüyor, nabız sakinleşiyor, tansiyon düşüyor, kalp-damar sistemi rahatlıyor. Yani dua vücudu savaş modundan çıkarıp, tamir moduna sokuyor. Araştırmalar bununla kalmıyor. Dua eden kişilerde bağışıklık sistemi daha güçlü, stres karşısında beyin daha dayanıklı, duygusal merkezler daha kontrollü çalışıyor. Bunların hepsi uzun yaşamakla doğrudan ilişkili veriler. Dua vücudun sağlıklı kalmak için kullandığı savunma ve tamir sistemlerini güçlendiriyor. İnsan ruhunun sakinliği, bedenin kimyasına dokunuyor.” 2
Fiilî duayı unutmadan, korunma ve tedavinin devamı yolunda kavlî duaya devam edilmelidir.
Sağlıcakla kalın.
Dipnotlar:
1- Güveloğlu, age.s.339-340
2- https://www.youtube.com/shorts/78anT9EdxZA